Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü gün Davutoğlu Ahmet açıkladı:
“Bizim zamanımızda faili meçhul olmaz”
Yani, Tahir Elçi’nin kim tarafından vurulduğu ortaya çıkarılacak, faili meçhul kalmayacak!..
Zaten faili baştan açıklamışlardı: “PKK yaptı”
İyi de tetiği çeken kim?..
İşte asıl o meçhul kalmayacak!..

* * *

Fail meçhul kalmayacak da, devlet Tahir Elçi’nin öldürüldüğü sokağa giremiyor, delil toplayamıyor!..
Diyarbakır Başsavcısı ve savcılar olay yerine gidiyor, üzerlerine ateş açılıyor, delil toplayamadan dönüyorlar...
Delil bulabilseler, fail de meçhul kalmayacak...
Aradan 4 gün geçti, arada sırada sokağa hamle yapıyorlar, üzerlerine roket geliyor!..
Dönüyorlar bir hamle daha, ateş altındalar!..

* * *

Faili bulacaklar da...
Henüz delil bulamadılar!..
Olay yerinde 4-5 saatlik çalışma gerekirken, yapılan inceleme 4 günde toplam 1 saatten az!..
Mermi çekirdekleri ve boş kovanlardan ancak birkaçı elde edilebildi...
Faili bulacaklar da...
Yerlerden kan örneği almaları gerekiyor...
4 gündür kan örneği de alınamadı...
Tam alacaklardı ki bu defa da yağmur yağdı!..
Deliller çamur içinde!..

* * *

Mizah gibi gelebilir, ama ciddi...
Devlet, Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde bir sokağa giremiyor ya da girip girip çıkıyor...
Çevre güveliği alıp başsavcının ve kriminolojik inceleme yapacak ekiplerin olay yerinde çalışmaları sağlanamıyor!..
Otopsi dünyaca kabul edilen protokole göre tamamlanamıyor!..
Ama Davutoğlu Ahmet daha ilk gün açıklıyor:
“Bizde faili meçhul kalmaz”
Aslında gerçek olan şu:
Terör, siyasi cinayetler önlenemiyor, ülkenin Başbakanı “Bizde faili meçhul olmaz” diye övünüyor!..
Kaldı ki bu iktidar dönemine 200’e yakın faili meçhul dosyası var!..

* * *

“Türkiye bitmiş” diyenler var...
İtibar etmeyiniz, daha bitmedi!..
İki polisimiz şehit, önceki gün bir Mehmetçiği daha şehit verdik...
Öyle kolay kolay bitmez, daha çok şehit veririz!..

Hasan abiyi uğurladık


Duayenliğin ayağa düştüğü Babıali’den geçek bir duayeni uğurladık...
Muhabirlikten gelmiş, yazıişlerini yönetmiş, yayın koordinatörlüğü yapmış bir yazar...
O nedenle de yazıları düz, anlaşılabilir, zevkle okunabilirdi...
Olaylar ve İnsanlar köşesi artık boş...
Esprileri, geçmişten örnekleri, fıkraları, hayata ve siyasete bakışı, zengin arşiviyle artık o yok...
Hürriyet’ten kırgın ayrılmıştı...
Rahmi Turan abimiz Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmenliği’ne geldiğinde, Hasan Pulur’u tekrar Hürriyet’te görmek istemiş, transferi için beni elçi tayin etmişti...
Ancak, Hasan abi Hürriyet’in o zamanki patronu Erol Simavi’ye kırgındı, Cağaloğlu’ndaki ünlü Oktay Usta’nın lokantasında öğle yemeğinde buluştuğumuzda, bu kırgınlığını ileri sürerek, “Rahmi beni affetsin” demişti...
Başka bir kırgınlığı da son çalıştığı Milliyet’e duymuş, hatta köşesinde yazmıştı... Bir gün hiç haberi olmadan altındaki aracı çekivermişler, Hasan abiyi o yaşta yaya bırakmışlardı...

* * *

Dün Levent Camii onu seven ve sayanlarla doluydu...
Rahmetli Hasan abi cami avlusundaki buluşmalar için, “Müslüman kokteyli” derdi...
Uzun zamandır görüşememiş olanların da buluştuğu cami avlusu...
Yahu yıllar oldu görmeyeli nasılsın, sağlığın nasıl...
Ben de çok özledim seni...
Valla hiç değişmemişsin...
Dün Hasan abimizi sevgili eşi Meral yenge ile oğlu Korkut’un yanına uğurladık...
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın...