Çok partili siyasal düzenlerde muhalefetin iktidarın yanlışlarını eleştirip onu zayıf düşürerek seçimi kazanma çabalarından daha önemlisi kendisinin seçmenin oyunu alacak ilkelerini, izlencelerini, tasarımlarını gerçekçi ve inandırıcı etkiyle açıklamasıdır. Genel seçimlerin yaklaştığı süreçte iktidar partisindeki çekişme ve tartışmalar kuşkusuz muhalefet için yararlı belirtiler ise de daha yararlısı kendi çalışmaları, oy getirecek açılımlarıdır.
22-23 Mart günlerinde İmralı görüşmeleri için izleme kurulu oluşturulmasına ilişkin günümüz Cumhurbaşkanı’nın olumsuz yaklaşımına karşı çıkan Başbakan Yardımcısı B. Arınç‘ın konuşmaları üzerine başlayan parti içi tartışmanın boyutları iktidarın iç yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. Kullanılan sözcükler, suç sayılacak karalama ve yanıtlar siyasal düzeyin düşüklüğünü ortaya koyan olumsuz belirtileri içeriyordu.
Nasıl bir zamanlar istediklerini verdikleri, ortaklıklarını açıkladıkları Fethullah Cemaati’yle yalnız el ele, kol kola değil, baş başa, omuz omuza, kucak kucağa olup çıkar nedeniyle birbirlerine düşerek “paralel”liklerini öbür yana yüklemeye çalışıyorlarsa şimdi de kendi aralarında kavgaya tutuştular. Yazık ki savcılıklar bir işlem başlatamadı.
Görünüme aldanmamalı
İktidarcıların tartışmaları “Danışıklı dövüş” görünümünde değerlendirilirse yanlış olur. Kanımızca, seçim telaşıyla tarafların kendilerini haklı ve güçlü çıkarma amaçlı gövde gösterisidir. İlerde “Ben böyle demiştim ama...” özrüne sarılma oyunudur. Bu arada kimi kişisel karşıtlıkları doyuracak çıkışlar da sergilendi. Hepsi kişiliklerin, niteliklerin ve düzeylerin yansıması oldu. Kuşkulu, karanlık, tehlikeli “çözüm süreci”nin söylentileri süren gizli silahlanma ve süregelen saldırıların, Nevruz’la ortaya çıkan ayrımcılığın, Apo, PKK ve yandaşlarıyla yapılan görüşmelerin, verilen-verilecek ödünlerin, Türkiye’ye ödetilmek istenen bedelin korkusu da tartışmalara etken olmuştur. Cumhurbaşkanı da, B.Arınç da dönüşlerle tutumlarındaki ağırlığı hafifletmek yolunu seçmişlerdir. RTE’nin iktidar partisinin seçim beyannamesini okuması ya da dinlemesi veya yardımcı olması, andına temelden aykırıdır. İktidarın da cumhurbaşkanlığına örtülü ödenek vermesi hukuka uygun değildir. Sorun, bütçe sıkıntısı değil sorumluluk ve temiz siyaset sorunudur. Bir gün hesabı sorulur.
Anayasa ve hukuk tanımaz AKP’li cumhurbaşkanı ile öbür AKP’lilerin devleti içine düşürdükleri durum üzücüdür. RTE’nin Başbakan’ının da, ağabeyi gibi bir sözü bir sözünü tutmamaktadır. Tartışmalarda arada kaldığı belli olmaktadır. Paralelin AKP-İktidar kanadı çalkalanırken yakınmalar içinde duraksayan seçmenler umudunu seçime bağlamış görülmektedir. Emeklilere 100 TL ile seçim açılımını sürdüren iktidar, başta öğretmen, hekim, mühendis, işçi çalışan kesime vermesi gerekenleri kaçak saraya uçak, yat, ek yapılar ve örtülü ödenek olarak aktarıyor.
Özlenen
Önümüzdeki seçimlerde muhalefetin sorumluluğu iktidarınkinden fazla sayılır. Halkın doğal tepkisini oya çevirecek çabaları artırmak, etkinliği sağlamak gerekir. Özellikle seçime katılma konusundaki çalışmalara ağırlık vermek öncelik taşımakla birlikte sandık güvenliği asla gözardı edilmeyecek bir özen istemektedir. Kimi yeni partiler, kimi ayrılmalar, kimi durum ve tutumlar siyasal ortamı karıştırmıştır. Anamuhalefet partisinin örgütsel ve ilkesel yönden eleştirilecek yanları olmakla birlikte iktidarın karşısında en büyük güç olduğu açıktır. Halkla ilişki kurmakta deneyimli adaylara hiç değilse kontenjanda yer verme başarısı seçimler için önemli bir atılım sayılır. İlişki, ilgi, yakınlık, sıcaklık ve alanında deneyimle kurulur. Mardinlilerin çokça bulunduğu İzmir’de CHP’nin önceki adaylarından ve yöneticilerinden Mardinli Ziraat Yüksek Mühendisi Metin ATEŞ’in başvurusunu yeterli bir örnek olarak öğrendik. Gençlere, kadınlara, halk çocuklarına kucak açan partiyi seçmenler de kucaklar.
Yurttaşların bölünmelere, ayrılmalara karşı çıkan tutumları muhalefeti güçlendirecek, bu da iktidarın yıpranmasından değişmesine uzanan yolu açacaktır. Kişisel karşıtlıkları, tepki çeken kimi nedenleri, duygusallıkları bırakıp ülkemizin içine çekildiği durumu, günümüz cumhurbaşkanının söylemlerini ve istemlerini gözetip oyları dağıtmadan yurttaşlık görevimizi yerine getirmeliyiz. Yineleyelim, seçim demokrasinin onurudur.