Kimileri kendini göstermek için gerçek dışı savlarla toplumun karşısına çıkıyor. Övünmek, bir şeyler elde etmek, olanaklar sağlamak için gösterişli çıkışlar yapıyor. Çoğunluğu olmasa bile kimilerini aldatabiliyor. Ama gerçek er-geç anlaşılıyor. Ne var ki iş işten geçiyor, sonuçların zararına katlanılmak zorunda kalınıyor.
Her şeyin başı insanlıktır. İnsan olmayanın “adamlık” savı asla geçerli değildir. Kadın ya da erkek olsun, insanlık gereklerinin dışına düşenlerin hiçbir inandırıcı yanı olmaz. İnsan olmayan dindar olmaz ki inanç bağlamındaki sözlerine kanılsın. Yalan-dolan içinde yüzen, dili kirli, ağzı bozuk kimseler, birbirini tutmayan sözleriyle kişilik değişikliğinden öte kişiliksizlik yansıtanlar nasıl inançlı olabilir? Hele haksızlık, adaletsizlik, kirlilik içinde cirit atanlar, başkalarına kötülük edenler, cana kıyanlar, kıydıranlar...
TERSLİK
Ükemizde sağcılık, solculuk da uygun kullanılmıyor. Devlet yönetiminde ekonomik ve siyasal tutum yönünden bir ilke olmaktan öte sağcılık, tutuculuk ve dincilik, solculuk da aşırı karşıtlık anlamında algılanıyor. Bilimsel anlamlarıyla olmasa bile yaşamsal değerleri, yol ve yöntemleriyle uygun bir benimsenmesi, ona göre yansıtılması, savunulması ve gerçekleştirme çabası yok. Özellikle köktendincilikle uyuşması kanısı sağcılığın gericilikle yozlaşmasına neden oluyor.. “Muhafazakârlık” sözcüğü de bu anlayışla anlam yitiriyor. Günümüz Başbakanının öğretmenlere “Başkaları terör tohumu ekse de siz sevgi tohumları ekin” çağrısı genel tutumları karşısında gerçekçi görülmüyor.
Gençlik akımları ve sanatçı biçimleri türü siyasal yandaşlığı belirtecek tutumlar yanılgıdır. Dudakların yanından aşağıya hilâl biçiminde bıyık uzatmakla, sağ elin iki parmağıyla kurt işareti yapmakla milliyetçi olunamayacağı gibi rozeti sağ yakaya iliştirmek, saati sağ bileğe takmakla da sağcı olunamaz. “Sağcıyım!” demekle sağcı olunamayacağı gibi “Solcuyum!” demekle de solcu olunamaz.
Kimi ilerici kuruluşlara girip üye olmakla, sokaklarda ve alanlarda boy gösterip bağırıp çağırmakla, taşkın davranışlarla solcu olunmaz. Yandaşlık, biçimden çok özle, resmî ve özel yaşamındaki tutumlarla, ilkeleri savunup gerçekleştirme çalışma ve çabalarıyla gerçek olur. Başkalarını aldattığını sananlar, bilmelidirler ki önce kendilerini aldatırlar, ilkelere verdikleri zarardan da paylarına düşenleri er-geç alırlar.
ÖZET
Sağcılık solculuk gösteriş işi değil, kişilik ve ilkeliliktir. Eskiye bağlılıkla yeniye açılım ayrımı başlıca ölçüdür. Anamalcı düzene karşı, ekonomik ve siyasal yapının halka yaygın yararından yana, toplumcu, ilerici bir düzen solculuğu anlatırken, sağcılık durağan, eski yapı özelliklerini koruyan bir anlayışı özetler.
Sağcılık ve solculuk lâfla olmaz. Sağcı ve solcu olmak, özellikle solcu olmak kolay değildir. Sağcı ya da solcu olmak için duygusallık değil, düşünce duruluğu; özenti değil içtenlikli özen; gösteriş değil söylem ve eylem birliği; gelişigüzellik değil, ilkelilik-tutarlılık; alanında güçlü ve etkin olmak gerekir. Fransa ve Güney Amerika ülkelerinde sağa açılımlar dikkat çekerken ülkemizde dinciliğin öne çıkması ilginç bir rastlantıdır.