Reklamsız Sözcü

Prof. Dr. Zafer Toprak: Atatürk, evrim kuramını savunan H.G. Wells’in “Dünya Tarihi” kitabını Türkçe’ye çevirtmişti!

Numan Kurtulmuş'un "Evrim teorisi çürümüştür" sözü üzerine Prof. Dr. Zafer Toprak'tan Atatürk’ün bu konuya bakış açısını ve konuyla ilgili çalışmalarını sorduk.
Edda SÖNMEZ
12:5210 Şubat 2017
Prof. Dr. Zafer Toprak: Atatürk, evrim kuramını savunan H.G. Wells’in “Dünya Tarihi” kitabını Türkçe’ye çevirtmişti!
Numan Kurtulmuş'un "Evrim teorisi çürümüştür" sözü üzerine Prof. Dr. Zafer Toprak'tan Atatürk’ün bu konuya bakış açısını ve konuyla ilgili çalışmalarını sorduk.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zafer Toprak'la son dönemin popüler tartışma konusu evrim ve antropoloji üzerine konuştuk. Başbakanlık sözcüsü Numan Kurtulmuş'un yaptığı ‘Evrim teorisi çürümüştür' çıkışının ardından fikrini aldığımız isimlerden, Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Zafer Toprak, Atatürk'ün bu konuya bakış açısını anlattı ve konuyla ilgili çalışmalarını bizlere anlattı. Sorularımızı yanıtladı.

GAZİ BİR BİYOLOG OLAN VE DARWİN’İN EVRİM KURAMINI SAVUNAN H. G. WELLS’İN DÜNYA TARİHİNİ TÜRKÇEYE ÇEVİRTTİRDİ
Atatürk/ Cumhuriyet Dönemi Antropoloji ve Evrim çalışmaları nasıldı, müfredatta neler vardı ve o müfredat şu an için bile güncelliğini koruyor mu? O dönemdeki müfredatta onay veren bilim insanlarının saygınlığından bahsedebilir misiniz?

Atatürk, bilim konusunda son derece duyarlı bir devlet adamıydı. Bu bir bağlamda pozitivist bir anlayışla eğitilmiş oluşundan kaynaklanıyordu. Her türlü hurafe, ya da itikada karşı bilimi “şiar” edinmek gerektiğine inanıyor, ülkenin geri kalmışlığının temel nedenlerinden biri olarak yüksek öğretim kurumlarının çağdaş kimlik kazanamamalarını gösteriyordu. Nitekim 1933 Üniversite Reformu bu tür kaygılarının bir ürünüydü. Cumhuriyet Türkiyesi'nin bilimsel omurgası sosyoloji idi. 1908 ile birlikte Durkheim Osmanlı bilimine damgasını vurmuştu. İttihatçı ideolog Ziya Gökalp onun müridi idi. Türkçülüğün Esasları Durkheim sosyolojisinden damıtılmıştı.  Ancak Cumhuriyet, 1929 Buhranı ve neden olduğu Avrupa'nın toplumsal çöküntüsü ile bir kırılma noktası yaşadı. Sosyoloji yerine antropolojiye bıraktı. Emile Durkheim'in yerini antropolog-etnolog Eugène Pittard aldı. Bu arada Gazi bir biyolog olan ve Darwin’in evrim kuramını savunan H. G. Wells’in dünya tarihini Türkçeye çevirttirdi.

ataturk_afet_inan

ANTROPOLOJİ CUMHURİYET TÜRKİYESİ’NDE İLK GÜNDEME GELEN BİLİM DALI
Prof. Toprak, sorumuza yanıt olarak şöyle devam ediyor:
H. G. Wells Nazi Almanyası’nda kitapları yakılan bir kişiydi. H. G. Wells’den esinlenen dünyanın ve insanlığın evrimi anlayışı Türk Tarih Kurumu’nun da kuruluş evresinde hakim görüş oldu  Gazi, giderek “tarih”i daha derinliklerde aramaya yönelecek “ön tarih”e ve tarih öncesine,  bununla birlikte antropoloji ve arkeolojiye ilgi duyacaktı. Bundan böyle tarih kitapları mitsel ya da söylencesel Nuh peygamber'in tufan öyküsü yerine antropolojik ve tarih öncesi arkeolojik bulgularla başlatılacaktı. Böylece antropoloji, Cumhuriyet Türkiyesi'nde akademik bağlamda ilk gündeme gelen bilim dallarından biri, hatta ilki oldu. Dönemin Kıta Avrupası'nda yaygın olan fizik antropoloji Cumhuriyet Türkiyesi'nin güncel kaygılarına çözüm getiren bir bilim dalıydı.  II. Dünya Savaşı ertesine kadar fizik antropoloji gözde bir alan olarak kaldı. Antropoloji ders kitaplarının da ana eksenini oluşturdu. Darwin ve tezleri bu bağlamda ders müfredatlarına girdi. İnsanın evrimini gösteren “hayat zinciri” ders kitaplarında yer aldı.

zafer_toprak

“SARI IRK”A MENSUP İKİNCİ SINIF ANADOLU İNSANI ANLAYIŞININ BATI BİLİMİNDEN SİLİNMESİNE VESİLE OLDU
Cumhuriyet döneminde Antropoloji araştırmaları bir kesim tarafından “kafa tasçı” ve ırkçı olarak görülüyor. Okurlarımızı aydınlatmak adına özetle Afet İnanla özdeşleşen bu çalışmaların o dönemde dünya bilim camiasında nasıl yankı buldu ve bilimsel ilerlememizde nasıl katkıda bulundu?

Fizik antropoloji iki dünya savaşı arası kıta Avrupası’nda en çok rağbet gören bilim alanıydı. Türkiye’de de Nazi Almanyası’nın arî ırk kurumlarına karşı üstün ırk anlayışını reddeden antropolojik araştırmalar önem kazandı. Gazi manevi kızı Afet Hanım’ı bu alana yönlendirdi. O gün için dünyanın belki de en geniş kapsamlı antropolojik araştırması Afet Hanım’ın doktora tezi için Türkiye halkı üzerinde yapıldı. Bu araştırma kimi çevrelerde “kafa tasçı” “ırkçı” olarak yorumlandı. Oysa bulgular Türkiye insanının Avrupa’dakilerden farksız olduğunu ortaya koyuyordu. Bu bulgular o güne kadar Avrupa’da yaygın olan aşağılanan “sarı ırk”a mensup ikinci sınıf Anadolu insanı anlayışının Batı biliminden silinmesine vesile oldu. Türkiye insanı Batı bilim dünyasında saygın bir konum elde etti.

GAZİ’NİN HEDEFLEDİĞİ BİR TÜR “KÜLTÜR DEVRİMİ”YDİ
Tarih kitaplarından bu tür antropolojik bilgiler hangi tarihte müfredattan çıkarıldı. Bunun etkileri ne oldu?

Gazi’nin ölümü ertesi ders kitapları sil baştan yazıldı. Tarih kitapları antropolojik bilgiden arındırıldı. Bunun temel nedenlerinden biri antropolojik bilginin o günlerde hakim olan dinsel kökenli insanlığın doğuş öyküsüne ters düşmesiydi. 30’lu yıllar Türkiye’de laik düşüncenin hakim olduğu bir evreydi Dinlerin doğuşu sosyolojik verilerle izah ediliyordu. Orta okul tarih kitaplarında “Tanrıyı bulan, bunun sırlarını açan ve bugün hâlâ açmağa çalışmakta olan insan zekâsıdır” deniyordu. 40’lı  yıllarla birlikte Darwin ve evrim kuramı tarih kitaplarından çıkarıldı ve Biyoloji kitaplarına hasredildi. Gazi’nin hedeflediği bir tür “kültür devrimi”ydi. Tortulaşmış bir dizi hurafelere karşı bilimi savunuyordu. Bunun için köklü adımlar atma gereği duymuştu. Evrim kuramı bu bağlamda Gazi’nin en güçlü teziydi.
Zafer Toprak- Darwin'den Dersime Cumhuriyet ve Antropoloji

Prof.Dr. Zafer Toprak , “Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji” kitabında Pittard’ı şöyle anlatıyor:
Eugene Pittard Türkiye’yi yakından tanıyan İsviçteli bir antropolog ve etnologdu. Türkiye ile yakından ilişkisi vardı. 1911’den beri Anadolu topraklarında araştırmalarını sürdürüyordu. Harf Devrimi sırasında Türkiye’de bulunmuş ve bu köklü dönüşüme hayranlığını gizleyememişti… Arap harflerinden Latin harflerine geçişin insanlık tarihinin en önemli toplumsal devrimlerinden biri olduğunu vurgulayan Eugene Pittard’ın bu eseri kısmen Reşat Nuri Güntekin tarafından Anadolu başlığı altında Türkçeye çevrilmişti… Pittard Harf Devrimi sırasında bizzat Anadolu’da gözlemlerde bulunmuştu. Ona göre 14 milyon insanın Gazi’nin girişimiyle bu tür bir dönüşümü gerçekleştirmesi emsali görülmemiş bir olaydı. Arap harferi son derece estetik, dekoratif bir nitelik taşıyordu; ancak Türkler için öğrenmesi zordu. Türkçe’de sekiz sesli harf Arap harfleriyle üç harfle ifade edilmeye çalışılıyordu. Tek bir harf Türkçede farklı seslere tekabül edebiliyordu. Basımevlerinde kitap dizgisi için Arap harflerinde tam 612 tipografik karakter gerekiyordu. Oysa Latin harflerinde büyük/küçük harfler ve rakamlar dahil 70 karakter yeterli oluyordu.”

kazi_fotolari
O dönemde bir çok Batılı için Türk tarihi Osmanlılarla başlatıldığına dair tespitlere yer verdiği kitabında Pittard’ın Atatürk’ün bilime katkısına dair hayranlığını ise Prof.Dr. Zafer Toprak , şöyle dile getiriyor.
“Eugene Pittard Atatürk’ün bilime katkısının sınır tanımaz  bir tutku sonucu olduğunu söylüyordu. Atatürk olmasaydı, Atatürk bu denli mükemmel bir antropolojik anket için direktif vermesedi, Anadolu insanıyla ilgili gerekli bilgilere daha uzun yıllar boyu ulaşılamayacaktı.”

DÜNYANIN EN BÜYÜK ANTROPOLOJİ ANKETİ
Atatürk’ün talimatıyla tez çalışmasına başlayan Afet Hanım’ın konu seçimi ise kitapta şöyle anlatılıyor.
” Ünlü antropolog Eugene Pittard’ın yanında çalışmalarına başlayan Afet Hanım, Atatürk’le de yazışarak tez için iddialı bir konu seçmişti. O güne kadar Türklerin brakisefal mi, dolikosefal mi olduklarına bilim aleminde bir türlü karar verilemiyordu. 19. yüzyıldan beri değişik kaynaklar farklı ölçülerle ortaya çıkıyordu. Oysa Cihan Harbi ertesi ideolojilerin yükseldiği bir evrede fizik antropoloji ayrı bir önem kazanmıştı ve dolikosefal Ari ırk tezlerine karşı genel kanı “uygarlığın brakisefal kafa yapısıyla yakın bir bağının olduğuydu. Bir diğer deyişle, Avrupa’da “demokrat” çevrelerde Alman Nazi antropolojisine karşı brakisefal olmak uygarlık sembolüydü. Dolikosefaller ise ancak brakisefallarle melezleşerek ileri toplumlara açılım sağlayabiliyorlardı. Anadolu insanın kafa ölçüleri Türklerin uygarlık kıstası olarak algılanıyordu. Bu amaçla Atatürk’ün direktifleriyle 1937 yılında o güne kadar dünyanın en büyük antropolojik çalışması Türkiye’de yapılacaktı. 64.000 kadın ve erkek üzerinde uygulanan bu anket 1937 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında gerçekleştirildi.”

pittard_

64 BİN KİŞİ ÖLÇÜLDÜ!
Prof.Dr. Toprak, Pittard’ın Dr. Afet’e antropoloji bilimin son derece minnettar olduğunu kaydettiği Afet İnan’ın tezinin önsözünde yazdıklarını aktarıyor:
Burada söylenmesi icab eden bir nokta vardır ki, o da hiçbir zaman, hiçbir devletin bu nevi bir antropoloji envanteri vücuda getirmediğidir. Şüphesiz ki antropoloji edebiyatında aynı neviden geniş birkaç anketin semereleri, neticeleri vardır. Bilhassa Gould'un anketi çok daha fazla sayıda insan üzerinde yapılmıştır. Fakat bu insanlardan her biri üzerinde yapılan müşahedeler, Türk anketi müşahedelerinin aynı değildi. Trakya ve Anadolu'da 64.000 kişi ölçülmüş ve tetkik edilmiştir. Her birinin fişinde 38 kayıt vardır. Demek oluyor ki bu kayıtların toplamı 2.432.000'dir. İtiraf etmeliyiz ki bu rakam hayli ehemmiyetlidir. Fakat Türk anketine, bugüne kadar yapılan anketlerin hiçbirisinde bulunmayan kıymeti asıl veren şey, ona mevzu teşkil eden insanlar arasında kadınların çok fazla oluşudur. Bu itibarla, bu emsalsiz dokümantasyondan çıkarılabilecek olan ikinci derece, cinsî karakterler mukayeseleri, şimdiye kadar hiçbir anketin erişemediği bir kıymet temin etmektedir.

Bayan Afet, verdiği bu eserde, Türk “ırkı”nın fızik antropolojisine dair birçok bahse temas etmektedir. Bilhassa, boyu, skelik endeksi, kafa endeksini, burun endeksini, cildin, saçların, gözlerin, kafa profilinin, burun şeklinin tavsifî karakterlerini mütalaa etmektedir. Şunu söyleyebilirim ki, bu sahifeler, fızik ve etnolojik antropolojiye, son derece değerli malümat ilâve etmektedir. Bundan sonra elimizde, Türk halkının antropolojik karakterlerine dair, o kadar fazla sayıda insan üzerindeki tetkikata dayanan vesikalar bulunacak ki, bu vesikaları kat'i telâkki edebileceğiz.”

EVRİM 4 CİLTLİK TARİH KİTABININ İLK CİLDİNDE BÖYLE ANLATILMIŞTI
Atatürk döneminde okutulan 4 ciltlik Tarih kitabının ilk cildinde “Hayatın Başlangıcı ve İnsanın Ortaya Çıkışı” bu tablo ve metinlerle anlatılıyordu.
kemalist_devrim_evrim_01
kemalist_devrim_evrim_02
kemalist_devrim_evrim

Haber : Edda Sönmez / Reha Başoğul

Son güncelleme: 13:3210.02.2017
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp