Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

Türkiye’yi yönetenlerin Nobel’lik keşfi!

12 Aralık 2020

Bu aralar işlerin yoğunluğu nedeniyle, siyaset, ekonomi, dış politika ve güvenlik konularının dışında kalan güncel gelişmelerin bazılarını atlıyorum.

Akşama doğru alışveriş yaptığım markette alkollü içkiler standının önüne bariyer koymaya başladıklarında nedenini merak ettim. Sorduğum market çalışanı “ne biçim gazetecisin bilmiyor musun” dercesine bakarak “Haftasonu açığız ama alkol satmamız yasak. O nedenle bu standı yarın kapalı olacak şekilde hazırlıyoruz” dedi.

Bu haberi atladığım için utandım.

“Ne mantığı var ki” diyecek oldum. “Bana mı soruyorsun, gazeteci olan sensin sen söyle” der diye çekinip vazgeçtim.

★★★

Büroya geldiğimde araştırdım. Biliyorsunuz, alkol satılan yerlere hâlâ “Tekel bayisi” diyoruz. Tekel'i bitirdiler ama hayaleti o bayilerde yaşıyor.

Meğer, hafta sonu marketler açıkken “Tekel bayisi” denilen o yerler kapalıymış. İşte o bayiler kapalıyken marketlerde alkol satılırsa bu durum haksız rekabet yaratırmış. Hükümetimiz de fırsat eşitliğini sağlamak için hafta sonu marketlerde de alkol satışını yasaklamış.

İnandınız mı?

Açık ve net söyleyeyim, ben inanmadım.

O bayiler açık olduğunda sokağa çıkan insan sayısı mı artacaktı?

Elbette ki hayır!

Hafta sonunda fırından ekmek almak için dışarı çıkan biri, Tekel bayisine de uğrarsa virüs yayılımı mı artacak?

Niyet haksız rekabeti önlemek, fırsat eşitliğini sağlamak olsa, o büfeleri de açarlardı.

Zira o büfelerin çoğunda sigara, kuruyemiş, gazete gibi şeyler de satılıyor.

Aklımızla dalga geçiyorlar yine!

Fabrikalar açık, atölyelerde yüzlerce insan yan yana çalışıyor, molalarda çay sigara içiyor, öğünlerde yemek yiyor.

Toplu taşım araçları tıklım tıklım.

Yolcuyla dolu uçaklarda iki kişinin kafaları arasında sadece 45 cm.

Eğitim “uzaktan” yapılıyor ama bir milyondan fazla öğretmen haftanın bir günü okula gitmek, öğretmen odasında toplanmak zorunda kalıyor.

Cuma namazında binlerce insan yan yana saf tutuyor.

Bazı üniversitelerde yüz yüze eğitime devam ediliyor, sınavlar yüz yüze yapılıyor.

Bütün bunlar olurken bizimkiler çözüm olarak Tekel bayilerini kapatmayı, onlarla fırsat eşitliği sağlansın diye de marketlerde alkol satışını yasaklamayı tercih ediyor.

★★★

Biliyorum o kararı verenler bu yazımı okuduktan sonra bana tepki gösterip yapılanı savunacaklar. Onlara, özellikle de İçişleri ve Sağlık bakanlıklarımıza bir tavsiyem var:

Tez Dünya Sağlık Örgütü'ne haber salsınlar.

DSÖ bıraksın “alkol virüsü öldürüyor, dezenfektan olarak kullanılabilir” demeyi ya da aşı/ilaç gibi boş işleri, Türkiye'nin büyük keşfi olan “koronaya karşı alkol yasağı”nı bütün dünyaya anlatsın!

Bir de Nobel Komitesi'ne mektup yazsınlar.

“Koronaya karşı alkol yasağı” gibi büyük keşfi nedeniyle hükümetimizi biyoloji ve tıp alanlarında ödüle aday göstersinler!

Ali Erbaş'ın bilgeliği!

Cuma sabahı güne çok erken başlamıştım. Koşuştururken hemşehrim ve dostum Adnan Yüce aradı. Kendisi imam hatiplidir, vicdanlı bir muhafazakardır. Son zamanlarda kendisini bir dönem oy da verdiği AK Parti'nin uygulamalarından yakınırken buluyorum hep. Sohbetimizin bir yerinde “hava ne kadar karanlık, yağmur yağıyor” dedim. O da gülerek “Gördün mü bak, siz sekülerlere bir türlü sevdiremedik Ali Erbaş'ı. Adam cuma namazından sonra yağmur duasına çıkılacağını açıkladı. Hutbe daha okunmadan yağmur yağdı.”

Kendisine Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün sayfasında ve akıllı telefonlardaki hava durumu uygulamalarında gelecek bir haftanın yağmurlu göründüğünü söyledim. Aklıma bir filmde Kemal Sunal'ın canlandırdığı Rıfkı karakteriyle, bahse girdiği hoca Arif Efendi arasındaki yağmur bahsi geldi.

“Yağmurlu geçeceği bilinen haftanın başında yağmur duası… Çok zekice bir hamle” dedim.

Adnan Ağabey, esprisini ciddiye alıp ciddi ciddi konuşmama, katıla katıla gülerek karşılık verdi: “Kabul edin artık Ali Erbaş'ın bilgeliğini.”

Erbaş'ın mucizevi yanı ya da bilgeliği var mı yoksa yaptığı şey sadece hava durumuna bakıp yağmurla duayı denk düşürmek miydi? Buna din alimleri karar verecek.

Ben kanlı cephelerde savaşıp bu ülkeyi kuran insanlara karşı vefasızlığını, Atatürk'e saygı duymamasını kendisiyle ilgili referansım olarak tutmayı sürdüreceğim.