Şaka mı sanat düşmanlığı mı?

AK Parti, 1 Nisan günü sosyal medya platformu Twitter'da bir “şaka” videosu yayınladı.

İzlemişsinizdir ama ben yine de anımsatayım:

Başta “Gerçekleştirdiğimiz bazı icraatlar” notu beliriyor. Peşi sıra CHP'li belediyelerin yaptırdığı bazı heykeller görünüyor. Videonun ortasında “Tabii ki bu bir şakaydı, işte şimdi gerçekler” denilerek havaalanı, şehir hastanesi, köprü, tünel, tanklar, İHA, gemi ve helikopter fotoğrafları sıralanıyor.  Videonun sonunda da uzun zamandır hep öfkeli, çatık kaşlı gördüğümüz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın şu güler yüzlü görüntüsü veriliyor:

Videoyu hazırlayan AK Partililer akılları sıra videonun içeriğiyle şaka yapmış ama ne yalan söyleyeyim ben Twitter mesajının bizzat kendisini şaka sandım.

Hatta izledikten sonra videoyu paylaşan hesabın gerçekten AK Parti'ye ait olup olmadığını kontrol ettim. Gerçekten öyleymiş. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hesabından da paylaşılmış ve sizin benim vergilerimizden, elektrik faturalarımızdan aldığı payla yayın yapan devletin televizyonu TRT de bunu haber yapmış.

19 yıldır bu ülkeyi yöneten koskoca iktidar partisinin, mantığıyla, müzik seçimiyle son derece kötü ve sığ bir şakayla milyonların huzuruna çıkması gerçekten çok üzücü.

Videoda güya CHP eleştiriliyor gibi ama asıl heykeller ve sanat hedef alınıyor. Sanat sevgisi “Ben böyle sanatın içine tükürürüm” seviyesinde olan siyasetçilerin partisinden de zaten aksi beklenemezdi.

Oysa, Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi, resim yapmayan, heykel yapmayan bir milletin ilerleme şansı pek yoktur. Unutulmaması gereken şey, herkesin siyasetçi, AK Partili, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı olabileceği ama sanatçı olamayacağı gerçeğidir.

Diğer taraftan, AK Parti'nin heykelin karşısına “övünç kaynağı” olarak koyduğu yapılar ise beş ya da altı müteahhidi zengin eden, sadece bizleri değil gelecek nesillerimizi dahi borç yükü altına sokan “yolcu garantili” havaalanı, köprü ve tüneller ile “hasta garantili” hastanelerdi.

Bir iktidar partisi düşünün ki bu milletin parasını bol keseden harcayarak yaptırdığı beton yığınlarını sanattan daha kıymetli ve muteber görsün.

Parayı verdiğiniz sürece o binaların, köprülerin, yolların hepsini yapar, o gemileri, uçakları, helikopterleri satın alırsınız.

Ancak sanatın, sanatçının hayatımıza kattıklarını parayla kolay kolay elde edemezsiniz.

O videoyu hazırlayan, sanatı ve sanatçıyı bu kadar hor gören zihniyete Atatürk'ün sözüyle yanıt vereceğim:

“Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Teşekkürler ArtAnkara

Sanat demişken, ArtAnkara 7. Çağdaş Sanat Fuarı'na değinmemek olmaz.

29 Mart Pazartesi günü açılmıştı. Ankara Ticaret Odası Congresium binasındaki etkinlikler korona salgınının hepimizi evlere tıktığı, maskeye ve mesafeye mahkum ettiği şu günlerde ilaç gibi geldi. Türkiye'nin diğer kentlerinden ve yurt dışından gelen katılımcılar, çok sayıda sanat eserini Ankaralılarla buluşturdu.

Sanat Fuarı, salgın koşullarına rağmen büyük ilgi gördü. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın büyük destek verdiği fuarda, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti lideri Meral Akşener ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sanatçıları yalnız bırakmadı.

5 günlüğüne de olsa bizi renklerin dünyasıyla, sanatın dokunuşlarıyla buluşturduğu için ArtAnkara'ya emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

CHP'li başkanlara bir öneri

CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş son günlerde kendilerinden önceki dönemde yapılan yolsuzluklara ait dosyaların bazılarını kamuoyuyla paylaşmaya başladılar. Bu önemli bir gelişme. Halkın kendi kaynaklarının nasıl çarçur edildiğini görmesi son derece önemli.

Ancak başkanların büyük fotoğrafı da ortaya koymasında fayda var.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin bir süre önce İstanbul'un rant haritasını açıklamıştı. Ankara ve İstanbul'da imar değişiklikleriyle milyarlarca dolar rant yaratıldığını göstermişti.

Yavaş ve İmamoğlu, son 15 yılda iki kentte yapılan imar değişiklikleriyle yaratılan o rantı parsel parsel, açık ve net tablolarla önümüze çıkarırlarsa ve bu rantın nereye aktığını gösterirlerse biz de büyük soygunu daha net görürüz diye düşünüyorum.

Devletin bir şahsa ya da şirkete 40 milyona sattığı bir arazinin değeri bir imar değişikliğiyle 240 milyona çıkıyorsa oluşan 200 milyonluk rantı da bir soygun gibi görmek, benzer durumları teşhir etmek gerekmez mi?

Loading...