Ülkemizde sadece ekonomik kriz değil, ürkütücü bir sağlık krizi de var.

Covid-19 salgını kötü yönetiliyor!

Yanlış uygulamalar sonucu sağlık sistemi her alanda felç olmuş durumda...

Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde, diş protezi, omuz protezi gibi tıbbi malzeme gerektiren ameliyatlar için hastalara aylar sonrasına randevu veriliyor. Onkoloji, göz, cildiye ve kardiyoloji gibi uzmanlık gerektiren alanlarda vatandaşın kısa zamanda randevu alması neredeyse imkânsız!

Parası olan özel hastanelere gidiyor, parası olmayan sürünüyor!

İstanbul’da 54 devlet hastanesine karşılık 165 özel hastane var! Çünkü sağlık sektörü kârlı bir iş alanı... Ancak...

Bu pahalı özel hastaneler, dar gelirli vatandaşlarımız için gökteki yıldızlar kadar ulaşılmaz!

★★★

Sağlık konusunda önemli bir uzman olan Coşkun Bel’e, sağlıktaki bu rezaletin sebebini sordum.

CHP’nin Sağlık Politikaları Genel Başkan Danışmanı olan Coşkun Bel yaşanan krizi şöyle özetledi:

“Uzun yıllar sağlık alanında gazetecilik yaptım. Halkımızın sağlığının böylesine kötü yönetildiği bir döneme tanık olmadım.

Sağlık Bakanlığı’nın 100 yıllık tarihinde, doktorların kamu hastanelerinden gruplar halinde istifa edip, özel sektöre ya da yurt dışına göç ettiği böyle bir dönem yaşanmamıştır.

Ayrıca, ülkemizde gittikçe derinleşen bir ‘İlâç krizi’ yaşanıyor!

Hayatî öneme sahip çok sayıda ilâç bulunamıyor. Vatandaşlarımızın kullanmakta olduğu ilâçlara ciddi oranda zamlar yapıldı, daha da yapılacak ve vatandaşın cebinden ödediği katkı payları da bir hayli artacak!

Zamların temel sebebi, ilaçların yüzde 76’sının dövizle yurt dışından ithal edilmesidir!

Oysa İstanbul’da tıkır tıkır işleyen Sosyal Sigortalar Kurumu’na ait bir ilaç fabrikamız vardı. 26 ilaç ruhsatını elinde bulunduran bu fabrikada, antibiyotiklerden vitaminlere ve ağrı kesicilere kadar 22 çeşit ilaç çok daha ucuza üretiliyordu. 2005 yılında kapattılar!

Refik Saydam Aşı Üretim Merkezi de 2011 yılında kapatıldı ve aşıda da dışa bağımlı hale geldik!

Sağlık Bakanlığı özellikle büyük şehirlerde paralı hizmet veren özel sağlık kurumlarının önünü açtı, dar gelirli vatandaşlarımızı Allah’a emanet etti.

Bir de ‘Sağlıkta çağ atladık!’ diyorlar. Çağ değil hendek bile atlayamadık!”

Yaprak dökümü devam ediyor!


Yukarıdaki ifade Prof. Dr. Ali Rıza Kural’a ait...

Kayınpederinin “Korona” salgını nedeniyle kaybını, Facebook sayfasında böyle haber verdi.

Aynı zamanda Türk Müziği Sanatçısı olan Prof. Dr. Ali Rıza Kural’ın duygusal mesajı şöyle:

“Eşimin babası, sevgili Necmi Gezer’i korona ile başlayan süreçte akciğer enfeksiyonu sonucu kaybettik. Çok muhterem bir insandı.

Gençliğinde öylesine yakışıklıydı ki, arkadaşları ona ‘Valentino Necmi’ diye hitap ederlerdi.

Ben Fügen’le tanıştığımda rahmetli Ayten annemizin de desteğiyle evliliğe adım atmaya karar vermiştik. Ancak, geleneksel kız isteme merasimi de gerekliydi tabii ki...

Necmi Baba ‘Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul’un, şarkısını söylersen kızı veririm’ demişti. Ben de şarkıyı söyledim. O da dinledikten sonra ‘Kızı sana verdim’ dedi... Mekânın cennet olsun, ışıklar içinde uyu...”

TEBESSÜM

“Sıra sana da gelecek!”


Temel, bir seyahat dönüşünde karısını başka bir erkekle beraber yakalayınca çeker tabancasını ve...

“Dan... Dan...” Adamı alnının ortasından vurur! Sonra tabancanın namlusunu kendi kafasına doğrultur, tam tetiği çekmek üzereyken karısı haykırarak üzerine atlar:

“Dur Temel’im. N’olur kıyma kendine!”

Temel, ona döner, öfkeyle haykırır:

“Konuşma lan kaltak, unuttuğumu sanma, sıra sana da gelecek!”

GÜNÜN SÖZÜ

Bir siyasetçinin “Ben büyüğüm” demesi büyük olduğunu göstermez!