İhracatçıların en büyük şikayeti olan kurlardaki düşük seyir, son dönemde hızlandırıldı. Ancak kurlardaki hızlanmanın ihracatçıya yetmediği, taleplerini artırarak sürdürdükleri gözleniyor. Zaten kritik bir eşiğe gelen mevcut ekonomik programın devam etmesi, bu talepler devam ettiği takdirde, zora giriyor. 

Geçen yıl aylık yüzde 1’in altında giden kur artışlarının, bu yılla birlikte önce yüzde 1.5, şubatta da yüzde 2 civarına çekildiğini gördük. Bu köşede sık sık, aylık yüzde 2 kur artışıyla seri faiz indirimlerinin sürmesinin zora girdiğini yazıyoruz. İkisi birden devam ederse, rezervlerde düşüş kaçınılmaz olacak. Böyle bir seyirde ya dövize talep yeniden hortlayacak, ya da faizler yüzde 40’da takılı kalacak. 

Enflasyon istenen ölçüde düşmezken kurlardaki artışın hızlanması, enflasyonla mücadeleyi iyice zora sokuyor. Bu nedenle de bu yılın sonunda enflasyonun yüzde 30’un altına düşeceğine inanan iktisatçı sayısı, giderek azalıyor. 

Eski Merkez Bankası Başekonomisti Hakan Kara, turizmcilere yaptığı bir konuşmada birçok kesimden “Bir düzeltme ne zaman gelecek” sorusu aldığını söylemiş. Çünkü kurların hızlanırken enflasyonun düşmemesi, ister istemez, tüm piyasalarda kurlarda yeni bir atağın ne zaman geleceği sorularına yol açıyor. 

ERDOĞAN TALEPLERİ KABUL EDİYOR

Hakan Hoca, yılın ikinci yarısında enflasyonla başa baş ya da biraz üzerinde kur artışı görülebileceğini belirterek şunları söylemiş “Enflasyonla mücadele yavaş gittiği için kuru tutmaya devam edecekler. Aylık yüzde 1.5-2 civarında kur artışı olacaktır. Ancak faizin getirisinin daha altında kur artışı devam ettirilecek gibi görünüyor” diye konuştu. 

Üzerinde durduğumuz, bizi bekleyen tehlike de burada; bu gidişat enflasyon beklentilerini bozuyor, o nedenle de yüksek kur artışlarına devam etmek için politika faizinin yukarıda tutulması gerekecek. Aksi takdirde TL getirisi kurlardaki artışın altına düşecek, bu da korkulan döviz atağının başlamasına neden olacak. Buna karşılık “rezervlerimiz yeter” diyen olursa; o rezervlerin ne kadar tehlikeli bir hassas dengede durduğunu söylemek gerekiyor. 

İhracatçının talebinin, enflasyon yeterince düşmezken kurlardaki hızlanmanın en önemli nedeni olduğunu düşünüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan hem enflasyonun hızlı düşmesini sağlayacak tedbirlere izin vermedi, hem de kurların hızlandırılmasını istedi. Bunlarla birlikte seri faiz indirimleri istediği için de yeniden, bir sıkıntının içine girmek üzereyiz. 

Peki, ihracatçı kurların hızlanmasından memnun mu? Gördüğümüz kadarıyla artık bu kazanımı bir veri olarak kabul eden ihracatçılar yeni taleplerini sıralamaya başladılar. İTO Başkanı Avdagiç şimdi de, ihracatçının finansmana erişmesinin hala sıkıntılı olduğu üzerinde durmuş. Reeskont ve Eximbank kredilerinin maliyetinin biraz daha avantajlı bulsa da “ama hala pahalı” demiş. Döviz kredilerindeki kısıtların devamından yakınmış. 

Özetle; ihracatçıların isteklerinin devam edip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu taleplere sıcak bakmaya devam etmesi halinde, ekonominin işi çok zor. Giderek hassaslaşan bir ekonomik dengede gittiğimiz çok açık ama ihracatçı başta olmak üzere şirketleri memnun etmek mümkün değil.  

Özetle; bu ekonomik programın sürdürülmesi giderek zorlaşıyor.