1 EKMEKLİK PARA KAZANIRDIMHürriyet’in internet sitesi, Babıâli’nin ünlü foto muhabiri Hilmi Şahenk’in çektiği fotoğraftaki çocuğu buldu. Marangozluk yapan 1949 doğumlu Hayreddin Baş “Boş zamanlarımda gazete satardım. Gazeteleri satınca 30-35 kuruş verirlerdi. Bir ekmek ederdi. Alıp anneme götürürdüm” dedi.
İŞSİZLİK KISKACINDA...
Gazetelerin manşetlerindeki haberleri satıcı çocuklar, “Yazıyor, yazıyooor” diye pazarlardı. Manşette, “Hükümet istifa” başlığa varsa, bu başlığı bağıra bağıra okurlardı. Gazete sahipleri, sadece gazetecilikle uğraşıyordu. Çoğunun sadece bir gazetesi vardı. Zaman değişti, teknoloji gelişti, dünya küçüldü, gazetecilik de patronlar da değişti. Gazeteleri bankası, fabrikası, inşaat şirketi olan isimler bünyesine kattı. Bir patronun birden fazla gazetesi, dergileri, televizyon kanalları, radyoları, internet siteleri, dijital platformları olmaya başladı. Basın kuruluşları tekelleşti. Halkın haber alma hakkına olan bağlılıklarını korumaya çalışan gazeteciler “işsizlik” kıskacına alındı. Direnenlerin kalemi kırıldı. Çok az sayıda basın kuruluşu dışında kalan medyanın tamamı, güç odaklarının emrine girdi ve onların taleplerini, halkın beklentisi gibi sunmaya başladı. Türk basınındaki son satış bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Doğan Medya Grubu’nu, yine medyası olan Demirören Grubu aldı. Bu satışla yeni grup, Türk basınının yüzde 30’una tek başına sahip oldu.
İKTİDAR KONTROLÜNDE
Habercilik yapmaya çalışan 3-4 gazete, 1-2 televizyon kanalı ve bir avuç internet sitesi kaldı. Türk basınının büyük bölümü iktidarın kontrolüne girdi. 60 yıl önce “Yazıyooor, Yazıyooor” diye manşetlerini duyuran gazeteler, 60 yıl sonra “Yazamıyor” diye karikatürize edilir oldu. Son satışın etkisi bu karikatürün haklı olduğunu gösterdi. Öyle ki, basının amiral gemisi olarak tanınan Hürriyet Gazetesi’nin dünkü sayısında, muhalefet partilerine ait en sondaki iç sayfanın altında kullanılmış “numunelik küçük bir haber” dışında herhangi bir haber yayımlanmadı.
Bab-ı ali’de bir dönem böyle bitti

İstanbul’un Küçükayasofya semtinde çekilen bu fotoğraf Bab-ı Ali için, özgürlüğün, halkın haber alma hakkının sembolü oldu. O gazeteci çocuğun “Yazıyooor, yazıyooor” diye bağırarak gazetenin manşetini duyurduğu dönemden “Yazamıyooor” dönemine geçiş yapıldı.