Reklamsız Sözcü

Sağlıkta siyaset olmaz kıymayın bu çocuklara

Lösemili Çocuklar Vakfı Kurucusu Dr. Üstün Ezer, SÖZCÜ’ye konuştu:

04:5413 Temmuz 2015
Sağlıkta siyaset olmaz kıymayın bu çocuklara
Lösemili Çocuklar Vakfı Kurucusu Dr. Üstün Ezer, SÖZCÜ’ye konuştu:

LÖSEV, şimdiye kadar 17 bin kanserli çocuğa umut oldu. Daha çok hastaya ulaşmak
için de halkın bağışlarıyla dev bir Onkoloji Kenti kurdu. Ancak hastane bomboş!
Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor. Üstün Ezer, “Günde 400 kişinin kanserden
öldüğü ülkede 1 saat bile geç. Çocuklar adına sesleniyorum, çözün bu sorunu” diyor.

Sağlık bakanı, hastanesine kamudan doktor alırken de bir endişe duyuyor mu?

Bugüne kadar 17 bin kanserli çocuğa ve ailesine umut oldu Lösemili Çocuklar Vakfı… Yaptığı işlerle toplumun her kesiminden büyük destek alarak lösemide yüzde 20'lerdeki tedavi başarısını yüzde 92'lere çıkarmayı başardı. LÖSEV'in kurucusu hematolog ve onkolog Dr. Üstün Ezer, “Ya çocukların ölümünü izleyecektim ya da bu düzeni değiştirecektim” diyerek yola çıktığını anlatıyor. İşte bu nedenle de “Bir Tuğla da Sen Koy” kampanyası ve 70 milyonun desteğiyle Ankara'da Avrupa'nın ilk Onkoloji Kenti'ni kurdu LÖSEV… Mayıs ayında açılan merkez kadar Sağlık Bakanlığı ile yaşanan ruhsat krizi de konuşuldu. Üstün Ezer'in kapısını çalıp krizin perde arkasını sordum. Samimi yanıtlar verdi. İşte o röportaj:
HASTANEYİ BASİTE İNDİRGİYORLAR

24 yıl kamu hastanesinde doktorluk yaptınız. Niye istifa ettiniz?
En önemli neden, 16 yaşındaki bir hastanın bürokrasi yüzünden ölmesiydi. LÖSEV'i 1998'de, maaşımdan koyduğum paralarla kurdum. 2006'da LÖSEV'in başına geçtim. Bir grup arkadaşımla burayı yoktan var ettik…

Açtığınız ilk hastanenin hikayesi bugünle çok örtüşüyor. Anlatır mısınız?
Merdivenler, 1.10 cm olması gerekirken 1 metre diye ruhsat vermemişlerdi. 2 sene ruhsatsız hasta baktık. 2003'te dönemin Başbakanı Erdoğan, 18 yataklı o küçücük hastaneyi ziyarete etti. Yanında dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ vardı. Erdoğan'ın emriyle mevzuata iki cümle eklendi. 1 saatte ruhsat verildi.

Peki ne değişti o günden bugüne de Onkoloji Kenti'ne ruhsat verilmiyor?
Değişenlere soracaksınız. Biz aynı uğurda çalışıyoruz. Derdimiz çocukları kurtarmak. Bakanlık hastaneyi basite indirgeyip, “Olsa da olur olmasa”ya getiriyor. Böyle bir hastanenin örneği yok.

HER SENE BİR ŞEHİR YOK OLUYOR

“100 yatak izni verdik, izin alırız diye 400 yaptılar” diyorlar. Nedir işin asıl?
Sağlık Bakanlığı'ndan LÖSEV'e değil 100 yatak, 1 yatak için bile izin verilmemiştir. Devasa hastane maalesef üst düzey teknolojileriyle bomboş bekliyor. Bakanın bugüne kadar söylediklerinin hiçbiri doğruları yansıtmıyor. Bakanlığın açıklamasında, “Böyle bir hastaneye gerek yoktur” denildi. Ülkede her yıl 200 bin kişi kansere yakalanıyor. Korkunç bir rakam. Cilt kanserleri hariç kanserde iyileşme oranı yüzde 20'lerde. Yani yüzde 80 kayıp. Bu ne demek? Her sene haritadan bir şehir siliniyor. Korkunç derecede ihtiyaç var böyle bir hastaneye ve bu ihtiyaç artıyor.

ÖLÜMLERİN SORUMLUSU BAKANLIK

Onkoloji Kenti'ne ruhsat verilmemesine yol açan asıl engel nedir?
Sağlık Bakanlığı da bu hastaneyi açtırmadığı her gün bu ölümlerden sorumlu. Diyoruz ki bırakın açalım çünkü mevzuata uygun. Mevcut hastanemizi Onkoloji Kenti'ne taşıyacaktık. Engel yoktu. Ta ki bizi Ocak 2015'te 75 yatak sınırı koyulana kadar. Ama bundan muaf olmamız gerek. Çünkü izin için çok önce başvuru yapmıştık. Kaldı ki diyelim, mevzuat engeli var. Mevzuat yüzünden 1 çocuk ölüyorsa o mevzuatı yırtıp atmak gerek. Sağlık Bakanlığı son 1 yılda Ankara'da 5 hastanenin açılabilmesi için bir sürü mevzuat değişikliği yaptı. LÖSEV'in önünde mevzuat engeli varsa Bakan Bey'in iki satır yazısı yeter. Günde 400 kişi kanserden ölecek, siz de egolarınız için koca hastaneyi kapalı tutacaksınız. O çocuklara günah. Bunun vebali, engelleyenlerin üstünedir.

Bundan sonra ne olacak?
Bizim siyasetle yakından uzaktan ilgimiz yok. Biz, bu olaya kadar hiçbir zaman bakanlığı eleştirmedik. Biz koalisyonu bekleyemeyiz. Çocuklar bekleyemez. Günde 400 kişinin kanserden öldüğü bir ülkede 1 saat bile geç. 17 bin çocuk adına sesleniyorum: Sayın bakan,  cumhurbaşkanı, muhalefet, gelin bu sorunu çözün, yarın ruhsatı verin. Biz bu hastanede yüzde 100 başarı hedefi için hazırlandık. Buna da toplum destek verdi. Herkes bir tuğla koydu. 70 milyonun tuğla koyduğu bir binayı “ben açmıyorum” deme lüksüne sahip değil kimse. İnsanlık suçu işleniyor. Bugüne kadar 40 milyon TL üzerinde devlete vergi ödedik. LÖSEV bile engelleniyorsa toplumda büyük bir soru işareti vardır. Kimin başına ne geleceği belli değil. Sağlığın siyaseti olmaz. Bir hekim olarak isyan ediyorum artık. Yazık bu ailelere.

Üstün Ezer, “Mevcut doktorları alacaklar. Hastanelerde doktor kalmayacak” eleştirisini başlıktaki gibi cevapladı

“Doktorlarımızı alacaklar. Hastaneler doktorsuz kalacak” da denildi…
Buna karşı çıkıyorum. Öncelikle Sayın Bakan pratisyen bir hekim. Türkiye'nin sağlığına henüz hakim olamamış. Üstelik özel hastanesi var. Şimdi bu kişinin, bu sözü söylemeden önce hayatını lösemiye adamış bir kişiye ve dünyada lider olmuş bir onkoloji örgütüne, Birleşmiş Milletler'e danışmanlık yapan bir kuruluşa bazı şeyleri danışmasını beklerdim. Hiçbir hastanede, hiçbir hastanın mağdur edilecek şekilde o hastanenin doktorlarını istemem. Kaldı ki bakanlık hiç merak etmesin, Hakkari'deki hasta da bize geliyor, Van'daki de, Tekirdağ'daki de. Burada sorgulanması gereken şu: Daha iyi koşullarda nasıl bakarız? Bakan, “Yurtdışından doktor getirsinler” dedi. Asla yurtdışından doktor getirmem. Çok niyetliyse kendi özel hastanesine getirtsin. Biz Türk hekimine güveniriz. Bizim doktorlarımız bizim hastanelerimiz, biz siz ayrımı ne demek? Ben bunu anlamadım. Biz acaba İngiltere'nin, Mozambik'in ya da Suudi Arabistan'ın mı çocuklarına bakacağız? Bizim hastanemize kadromuz hazır. Ankara'da 1 yılda 5 tane özel hastane açıldı. Bunların yatak toplamı bizden fazla. O hastanelere doktorlar devletten giderlerken Bakan Bey neredeydi?
Niye onlara engel olamadı, üzülmedi de LÖSEV'e gelince engel olmaya çalışıyor? Bakan Bey'in özel hastanesi var. Müsteşar Bey'in de müsteşar muavinlerinin de özel hastaneleri var. Oraya doktor alırken endişe duyuyorlar mı acaba?

Bizim tek derdimiz gariban çocuğunu parasız yaşatmak

Siz koca kompleksi yaparken ruhsatla ilgili bakanlıkla hiç konuşulmadı mı?
Elbette konuşuldu. İki konuşma var. 2012'de biz hastaneyi yapmaya başlarken Recep Akdağ'ı ziyaret ettik. “Mevzuata uyalım, önümüzde bir ön izin engeli var. Nasıl ilerleyelim?” diye sorduk. Dediler ki “Lütfen küçük yapmayın. Biz 100 yataklı hastaneler falan istemiyoruz. Büyük yapın.” Biz, “Nasıl yapacağız” dedik, “Çözeriz” denildi. İkinci görüşmemiz ise Sağlık Bakanlığı'nın “Böyle bir hastaneye ihtiyaç yoktur” açıklamasının ardından buzlar erisin diye yapıldı. Sayın müsteşar muavini “Çözeriz hocam yatak sayısı önemli değil” dedi. “Açabilirsiniz” demişlerdi. Arkasından bilinmeyen bir el devreye girdi ve bunu engelledi.
17 BİN HASTAYA 52 MİLYON LİRA
uLÖSEV sadece hasta tedavi eden bir vakıf değil…
Sağlık Bakanlığı LÖSEV'i küçümsüyor ama hiç mütevazılık yapmayacağız. SSK, bir lösemi hastasının giderinin 5'te 1'ini falan ödüyor. SGK'dan ortalama 130 lira alıyoruz hasta başına. Yatağı, ilaçları, tetkikleri, kanı, pijaması, çarşafı, anne refakati, yemeği, yoğun bakımı. Onkoloji hastası 130 liraya bakılabilir mi? Aradaki binlerce liralık farkı LÖSEV bağışçılarıyla ödüyor. Biz sadece tedavi yapan bir kuruluş değiliz. 2010-2014 arasında yaptığımız yardımların rakamını açıkladık. Her hastaya 5 bin lira yardım yapılıyor. 4 yılda 17 bin hasta ve ailesine 52 milyon TL yardım yapılmış. Sadece ramazanda değil 12 ay boyunca ailelere gıda yardımı veriyoruz. 12 ay onların düzenli beslenme ihtiyaçları var. 17 bin hastaya bakıyoruz biz. Evine gıda, kömür yolluyoruz. Moralini düzeltiyoruz. Gezilere gönderiyoruz. Giysilerini, her şeyini biz sağlıyoruz. Bu destekleyici bakımlar da eklenerek lösemideki tedavi başarısını yüzde 92'lere çıkardık. Bizim tek derdimiz gariban çocuğunu parasız yaşatmak.

Son güncelleme: 07:5113.07.2015
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp