Hastalarını ameliyat sonrası müzikle iyileştiren Sönmez, “Her hastamıza reçete gibi müzikli terapi uyguluyoruz. Bunun bin yıllık geçmişi var. Kalbe en iyi gelen enstrüman ise ney” dedi.
Yaylı tambur, gitar, keman, ney, kaval... Tüm bu enstrümanlar, Memorial Hastanesi’nin kalp yoğun bakım ünitesinde bulunuyor. Hastanenin Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Bingür Sönmez, arkadaşları Doç. Oğuz Yılmaz ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı KVC Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Erol Can, ameliyat sonrası yoğun bakımdaki hastaları müzik terapisiyle rahatlatıyorlar. “Müzikle terapinin bin yıllık geçmişi var” diyen ünlü kalp doktoru Prof. Sönmez ve ekibiyle yoğun bakım servisinde sohbet ettik.
FARABİ BİLİMSEL HALE GETİRDİ
- Hocam siz insanların kalbine sadece neşterinizle değil, müziğinizle de dokunuyorsunuz. Bu nasıl oldu, nasıl gelişti?
Müzikle terapi, 950 yılında Farabi ile bilimsel hale getirilmiş. Değişik makamların insanların sağlığıyla yakından ilgili olduğu saptanmış. Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki şifahanelerde müzikle tedavi uygulanmış. Hekimbaşı, hastalığa göre makam terapisi uyguluyormuş.
- Günümüzde durum nedir?
Dünyanın her yerindeki hastanelerde, yoğun bakımda müzik yayını yapılır. Biz de hastanemizde müzik yayını yapıyorduk. Bir gün MESAM’dan arayıp ‘Telif ödemeniz gerek’ demişler. Müzik yayınını kestik.
‘KALBİNE NEY ÜFLEDİĞİMİZ HASTALAR DAHA ÇABUK İYİLEŞİYOR’Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp cerrahisinde yoğun bakım sorumlusu Dr. Erol Can ve Doç. Oğuz Yılmaz hastalara müzikli terapi uyguluyor. Sönmez, “Kalbine ney üflediğimiz hastalar daha çabuk iyileşiyor” diyor. Can, 30 farklı enstrüman çalabiliyor. Yılmaz ise müziğin hem hastalar hem de kendileri için terapi olduğunu anlatıyor.
YOĞUN BAKIMDA CANLI MÜZİK...
- Ve siz müzikleri kendiniz çalmaya başladınız değil mi?..
Evet. Biz yoğun bakımda hastalara canlı müzik yapıyoruz. Meslektaşım Oğuz Yılmaz ve Uzman Dr. Erol Can bana eşlik ediyorlar. Erol Bey, bütün enstrümanları çalabiliyor.
- Kalbe en iyi gelen enstrüman hangisi?
Kalbe en iyi gelen enstrüman ney. Çünkü neyi, adeta kalbe, kalbin derinliklerine üflersiniz. Kalbine ney üflediğimiz hastalar daha çabuk iyileşiyor. Erol Bey, yoğun bakımdaki hastalarla sohbet ediyor, onların müzik zevklerini de öğreniyor. Daha sonra onlara uygun makamda şarkılar çalıyoruz.
HER HASTAYA FARKLI MAKAMAmeliyat sonrası hastalarına ney çalan Sönmez, “Müziği her hastaya farklı makamda uyguluyoruz” dedi.
SABAH VE AKŞAM 15’ER DAKİKA
- Aldığınız neticeler nasıl?
Bir araştırma yaptık 15-16 hasta üzerinde. Tansiyonu yüksek, çarpıntısı olan hastalara ney çaldığımızda on dakika içinde tansiyonun düştüğünü, nabzının yavaşladığını gördük. Müziği reçete gibi her hastaya farklı bir makamla uyguluyoruz. Ameliyattan çıkmış olan hastalara sabah akşam 15’er dakika müzikli terapiyi uyguluyoruz.
- Kalbimizi nasıl koruyabiliriz?
Sigara, kilo, kalıtım, kötü beslenme, diyabet, yüksek tansiyon gibi etkenler kalbi direkt olarak etkiliyor. Çok faktörün neden olduğu bir hastalıkla muhatabız.
ZEYTİNYAĞI UYARISI
- Beslenme konusu çok önemli...
Şeker ve karbonhidrata dikkat ederken, tuzu da azaltmak gerekir. Ne var ki ciddi şekilde şişman birisinin kan yağı normal çıkabiliyor. Bu arada bol sebze, bol meyve ve zeytinyağı önemli... Zeytinyağı çok faydalı diyoruz ama bu kez de abartılıyor. Sabahları çay bardağıyla zeytinyağı içmeye kalkanlar oluyor. Bu çok yanlış ama bazı meslektaşlarımız da çay bardağında zeytinyağı içerek kameraların önüne geçiyor. Ölçü çok önemli. Bir çay bardağı zeytinyağı 600 kaloridir. Her şeyi abartan bir toplum olduk. Ceviz, fındık faydalı diyoruz avuç avuç yeniliyor. Bence formül, her şeyden az az, hepsinden biraz biraz...
- Genç yaşta kalpten ölenler var...
Bu tür ölümler daha çok ritim bozukluğundan oluyor. Kalp kontrolü anne karnında başlamalı. 40 yaş üzerinde olan tüm dostlarıma bir bilgisayarlı koroner angiografi öneriyorum. Bu adeta kalbin falına bakmak gibi . Gelecek beş yıl içinde bu kalp damarlarının beklentisini görebiliyoruz.
KALP KONTROLÜ ANNE KARNINDA BAŞLARProf. Sönmez, Yüksel Şengül’ün sorularını yanıtladı. “Kalp kontrolü anne karnında başlar” diyerek uyardı.
KALPTEN ÖLÜMLERDE BİRİNCİYİZ
- Toplum olarak kalp konusundaki sağlığımız ne durumda?
Genetik olarak damar sertliğine yatkın, kalp konusunda çok şanssız bir toplumuz. Ne yazık ki dünyadaki kalp ölümlerinde birinci sıradayız. Türkiye’deki ölümlerin yüzde 52’si kalp hastalığından oluyor. Bu çok korkunç bir oran.
HER ŞEYİ MÜZEYE BAĞIŞLADIProf. Sönmez, 15 yıldır biriktirdiği tüm tarihi eşyaları yıl sonunda açılacak müzeye bağışladı.
Devlete ve hukuka çok kırgınım
- Hocam, kalbiniz Sarıkamış’ta uğradığınız silahlı saldırıdan sonra o bölgede yaşayanlara kırıldı... Bu kırgınlık geçmedi mi?
Beni vuran meczup kişi AKP Sarıkamış eski belediye başkanı İlhan Özbilen’e değil, tüm Sarıkamış halkına kırgınım. Onlar benim arkadaşlarım olarak bu felaketi önleyebilirlerdi ama seyirci kaldılar. Benim sorumluluğum şehitlereydi. Artık anma törenleri devlet tarafından kurumsallaştığı için görevim bitti. İkinci kırgınlığım da devlete, hukuka karşıdır.
- Neden kırgınsınız?
Taammüden adam öldürmekten yargılanan bir kişinin tutuksuz yargıya bırakılmasının büyük bir adli hata olduğunu bizzat hukukçular söylüyor. O heyetteki hakimlerden birisi de şu anda FETÖ’den hapis yatıyor.
- Sarıkamış Kafkas Cephesi Araştırma ve Tanıtım Merkezi’ne katkınız, emeğiniz çok oldu...
Orman Bakanımız Veysel Eroğlu aradı ‘Sarıkamış’a müze yaptırmayı düşünüyoruz. Adını siz koyun’ dedi. Sarıkamış Kafkas Cephesi Araştırma ve Tanıtım Merkezi böyle doğdu. 15 yıldır biriktirdiğim o döneme ait madalyalar, yazışmalar, haritalar, Kafkas kılıç ve kamaları gibi malzemeleri müzeye bağışlayacağım. Bu, Sarıkamış Şehitleri’ne son görevim. Bir dönemi, gelecek nesillere aktaracak çok güzel bir müze olacak burası.
Prof. Sönmez, 55 yaşında önce kaval sonra ney çalmayı öğrendi.Çoban olmayı çok istedim beni zorla doktor yaptılar
- Siz önce kaval, sonra ney çaldınız...
Bir itirafta bulunayım. Çocukken çoban olmayı çok istedim. Kaval çalıp koyunların arasında oturmak en büyük düşümdü. Beni zorla doktor yaptılar. Çobanlık hevesi o kadar içimde kaldı ki, 55 yaşımda çok zor olsa da çoban kavalı çalmaya başladım. Kavalı her çaldığımda çocukluk yıllarıma gidiyorum, çobanlığı yaşıyorum. O yolun devamı olarak da ney ve balaban var.
- Bingür Hocam, sağlığınız nasıl?
Sağlıkta iki kabahatim var. Birincisi biraz fazla kilom var, ikincisi ise uyku düzenim kötü. Çalışma hayatım hem çok ağır hem düzensiz. Bunun yanında tansiyonum iyi, efor testim iyi.
- Siyaseti düşünür müsünüz?
Bazı partilerden teklifler geldi ama ben partiler üstüyüm, siyasete girmek istemiyorum. Mesleğime aşığım, kalplere şifa olmak her şeyden üstündür.
- Röportajımızı, maillerinizde de kullandığınız Levent Kırca’nın sözleriyle noktalayalım...
Elbette... Sevgili Sözcü okurları, dik durun, adil olun, sabırlı olun... Atatürk ile kalın, cumhuriyet ile kalın, hoşçakalın...