Reklamsız Sözcü
BEKİR COŞKUN

SÖZCÜ…

15 Aralık 2018

O sene sonbaharda gripten ateşim vardı, yazımı yazamamıştım…
Gazeteyi arayıp bildirdim, yarım saat sonra yazı işleri müdürü aradı “Üzülme, Emin Çölaşan senin yerine yazdı” dedi…
“Nasıl yani?..”
“Bayağı oturdu yazdı, Bekir'e bir faydam olsun, dostluk borcumdur dedi ve yazdı…”

Ateşim bir anda fırladı…
“Nasıl olur, görülmüş şey değil, peki ne yazdı?…”
“Her şeyi koydu içine, kendisi okudu, çok beğendi…”

Bilgisayarcı arkadaşları “Benim değil, koymayın o yazıyı” diye aradım, tembihlemişler anlaşılan, hepsi “Yazdı geçtik, köşene koydular bile” dediler…
İstanbul'u aradım, herkes “Yazın geldi, Emin abi sağ olsun, köşenin boş kalmasına razı olmamış” diyordu…
Evin içinde “Bu ne saçmalık, nasıl benim yerime yazar, bir defa ben hastayım izinliyim” deyip dolandım…
Editörü aradım “Ya bu arkadaş benim yerime ne yazmış, bir okusana…”
Okudu…
Deli saçması…
“Oh oh… Neler de olmuş neler…” gibi zırva cümleler…

Sonra…
Şakaydı, gülmeyen yüzlerimiz günlerce gülmüştü…
Gazetecinin mutluluğudur…
Ve bu kadardır…

Şu elinizde tuttuğunuz SÖZCÜ'ye iyi bakın…
Medyanın yüzde 95'ine el konulmuş ya da gazete patronu biat etmişken, geriye kalandır…
Ve SÖZCÜ sayesinde hâlâ Türk basınına “basın” denir…
Çıkartın SÖZCÜ'yü, bakın geriye ne kalır?..

Şerefli, mangal yürekli bir patron…
Ve onurlu duruşları ile gazetelerden, televizyonlardan kovula-atıla gelmiş, yüreği yaralı, okurlarından başka hiç kimsesi olmayan gazeteciler…

Kendi aramızdaki esprilerle, şakalarla bir anlık gülüşlerimiz… Kim bilir nerede, hangi kötü haberle, dudaklarımızda donup kalır…
İşte bu kadardır mutluluğumuz…

Bakın; yine zor günler…
Şimdi sıranın SÖZCÜ'ye geldiğini… Yalanla-iftirayla susturmak, bir şekilde el koymak istediklerini hepimiz biliyoruz…
Ve bu gazetenin tek gücü okurlarıdır…
İzin verme okurum…
İzin verme bir tanem…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more