Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Zırhlı araca amade bütçe

18 Eylül 2019

Devlet içinde kurumların satın alacağı taşıtlar bütçe kanununa yazılır.

Her yılın bütçesine taşıt sözcüğünün ilk harfi olan T cetveli eklenir ki; halkımız orada hangi bakanlık, hangi kuruma ne zırhlı makam araçları, ne kamyonlar, emniyete ne gözaltı otobüsleri alınıyor görsün diye.

Sadece alınacak araç sayısı ve tipi değil, bu araçların azami satın alma bedelleri de yer alır. Halkımızın bu tip listelere pek baktığı söylenemese de saydamlık adına iyi bir adettir.

★★★

İçinde bulunduğumuz  yılın da bütçe kanunuyla birlikte yayımlanmış bir T cetveli var. İşte orada 2019 yılı için Cumhurbaşkanlığı'na satın alınacak araç sayısı toplam 28 olarak belirlenmiş. Bu sayının 15'i binek otomobil, 2'si ise “güvenlik önlemli”  binek otomobil.  Kalan 11 araç, minibüs, otobüs ve “diğer taşıtlar”.

★★★

Bu yılın normal binek otomobil için belirlenmiş “azami satın alma bedeli” 180 bin TL.  Buna karşılık, güvenlik önlemli binek otomobil için bir rakam belirtilmiyor.  Bunda bir anormallik yok. Çünkü tüm taşıt için tek tek azami satın alma bedelleri konulduğu halde, geleneksel olarak niteliğinden dolayı zırhlı araçlar için bütçeye bir sınır getirilmiyor. “Cumhurbaşkanlığı ile TBMM tarafından edinilecek taşıtların cinsi ve fiyatı bu kurumların yöneticileri tarafından belirlenir” kuralı mevcut.

Sözü getireceğim yeri anladınız.

★★★

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kural olarak “Ben Mercedes Maybach S600 istiyorum” diyebiliyor. Ancak  dokuz kat zırhlandırılmış olarak aynı anda dört tane birden isteyebileceğine dair bir kurala rastlamadım. Belki vardır, ben bulamamışımdır.

Aslında önemli olan Cumhurbaşkanı'nın aynı anda dört süper zırhlı Mercedes'i istemesinin yasallık zemini de değil. Mevcut ekonomik kriz, işsizlik ortamında bunun gönül rahatlığıyla sipariş verilebilmiş olması.

Yaklaşık 80 milyon TL olduğu belirtilen bu araçların ülkenin bugünkü koşullarında gerçek bir ihtiyaca karşılık geldiğini söyleyen varsa, bu köşede cevap hakkını kullanabilir.

AMELİYATLAR ERTELENİYOR

Kamu hastaneleri, birikmiş borçlarından dolayı sarf malzemesi satın alamıyor. Yani ihale düzenleyemiyor. Düzenlediği ihaleler de uzun vadeli oluyor. İstanbul Kamu Hastaneleri Birliği Başkanlığı'nın bugün yeni doğan, yoğun bakımlar sarf malzemesi ihalesi var. İhale evrakında 18 aylık olduğu yazılı.

Bir tıbbi cihaz şirketi sahibi “İhalenin sonuçlanıp sözleşmenin imzalanması 3 ay. Teslim takvimi de verilmiyor. Bu, 20 ay sonra da sipariş verebiliriz, 6 ay sonra da” diyor.

Sağlık Bakanlığı ihalelerinde doğal olarak tekliflerin TL üzerinden verilme zorunluluğu var. İthal sarf malzemesini döviz üzerinden satın almış firmalar, kamu hastaneleri düzgün ödeme yapmadığı için güçlük çekiyor. Bu darboğazın en büyük mağduru ise hastalar.

Sarf malzemesi eksiği nedeniyle her gün kamu hastanelerinde ameliyatlar erteleniyor. Sivas Milletvekili Ulaş Karası dün açıklama yaptı. Sivas Numune Hastanesi'nde tedavi gören bir hastanın kendisine “Hastane yönetimi borcumuz olduğundan tedarikçi bize malzeme temin etmiyor. Bu nedenle ameliyatınızı şehir dışındaki bir hastanede yaptırmanız gerekiyor'' dediğini aktardı.

İktidarın büyük sermayeye gösterişli beton bloklar sipariş ederek karşılığında kiracı olduğu şehir hastanelerine her ay yüz milyonlarca lira bütçeden kira diye ödenirken, kamu hastanelerine yapılamayan ödemeler nedeniyle sarf malzemesi satın alınamıyor.

En kötüsü de yürütmenin sağlık hizmetlerinin hâlâ çok şahane yürüdüğünü filan zannetmesi. Parasızlıktan kırılan hastaneler sarf malzemesi satın alamadığı için vatandaşın ameliyatı riske girerken, bütçenin Saray'a zırhlı Mercedesler için emre amade oluşuna kimse haklılık kazandıramaz. Kimse.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more