Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Diploma, Ekmek Karnesi değildir

18 Ağustos 2019

Başlıktaki “son söz” bana değil, uzun yıllar yardımcılığını yaptığım Koç Holding CEO'su merhum Fahir İlkel'e (1925-1993) aittir. Fahir Bey, Türkiye ve ABD'de mühendislik eğitimi almış, kısa bir süre de Enerji Bakanlığı yapmış ufku geniş bir yöneticiydi. Bu sözü de 1970'lerde söylemişti.  “Ekmek Karnesi” nedir onu anlatayım. Doğal afetlerden sonra veya savaş yıllarında bir ülkede gıda maddesi üretimi aksar, ikmal yolları kesintiye uğrar, piyasa mekanizması çalışmaz hale gelebilir. İstifçilik ve karaborsa, halkı özellikle dar gelirlileri ekmek bile alamaz hale düşürebilir. Bu durumda devlet, vatandaşlar arasında “kıtlıkta eşitlik” sağlamak üzere, herkese bir ekmek karnesi verir. Bu karneyi gösterene fırıncılar “ekmek” verir. Daha doğrusu göstermeyene vermez. Türkiye böyle bir dönemi 1940'lı yıllarda yaşamıştı. Benim eski nüfus cüzdanımda da “Ekmek Karnesi Verildi” damgası vardır.

ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZLER

Türkiye'de, geçen yılın ikinci yarısından sonra başlayan ekonomik daralmanın yarattığı, son aylarda düşmekle birlikte hâlâ çok yüksek oranlı bir işsizlik var. İşsizlik ve özellikle diplomalı genç işsizliği bize mahsus bir hastalık değildir. Bizim gibi, “cari açıksız yapamayız” afyonunun bağımlısı olmuş Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde de bu tür işsizlik yüksektir. Kamuoyunu en çok ilgilendiren işsizlik hep “diplomalı gençlerin” yani üniversite mezunu olanların işsizliğidir. Hemen her ülkede,  sosyal sınıf atlamanın en yaygın aracı üniversite bitirmektir. Amaç bu ise, bunda bir yanlışlık yok. Ancak üniversite bitirenler, nedense, sırf üniversite diploması (kalitesine hiç değinmiyorum) aldıkları için, ülkenin/devletin, kendilerine “sosyal sınıflarına” uygun bir iş vermeye mecbur olduğu zehabındadır. İşte bu yanlıştır.  Ne yani, “diploması/karnesi”  olmayanlara “ekmek” yok mu?

ZİRAAT MÜHENDİSİ

Derlediğim kaba bilgilere göre Türkiye'de mevcut 40 kadar ziraat fakültesi yılda 4000 mezun veriyormuş. Devlet, her yıl 100 kadar ziraat mühendisini işe alıyormuş. Rivayete göre de toplamda 40 binden fazla ziraat mühendisi de işsizmiş (yani ziraat mühendisi olarak maaşla çalışmıyormuş). Merak ediyorum: bir ziraat mühendisi, uzmanı olduğu bir alanda, kendi hesabına çalışarak geçimini tarımdan sağlayamaz mı? Kolay bir örnek olsun diye ziraat mühendislerini ele aldım. Orman veya diğer mühendislerinin durumunu da irdeleyebilirdim. Üniversite giriş puanı düşük olduğu için sosyal bilim okuyanlara, mesela gazetecilik/iletişim fakültesi mezunlarının haline hiç değinmiyorum. Onların durumu hepten ümitsiz (?). Bu yazıyı okuyanları “dertleri dile getirmekten vazgeçip” sorunun çözümünü düşünmeye davet ediyorum. Çözüm, devlet işsiz üniversite mezunlarına ya iş versin ya da iş bulsun olamaz. Böylesi “gayri iktisadi” bir çözüm, katma değer yaratan “istihdam” değil,  daha fazla “gizli işsiz” yaratır, o kadar.

Son söz: Kök sebebi bilinmeyen sorun çözülemez.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more