Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Faizsiz konutta ‘JOKER’ tehlikesi

26 Haziran 2020

MİT haberi davasında, hukuksuzluğu anlatan can alıcı ifade avukat Celal Ülgen'den geldi: “İfşa bir kere yapılmışsa bir daha yayılması suç oluşturmaz.”

Bazı doğruları bilsek de  tekrarlamak gerekiyor. Avukat Hüseyin Ersöz'ün beyanı da şöyle: “Basın ve ifade özgürlüğü çerçevesinde yapılmış haberler suç teşkil edemez. Ortada saf, yalın gazetecilikten başka bir faaliyet yoktur. Gazeteci için herkes haber kaynağıdır. Bu kişilerden aldığı bilgileri haberleştirme özgürlüğü vardır.”

★★★

Yaklaşık 4 aydır Silivri Cezaevi'nde tecritte tutulan altı gazeteci meslektaşımız, çarşamba günü mahkeme karşısına çıktı. Barış Terkoğlu, Ferhat Çelik, Aydın Keser'in tahliyelerine sevinsek de, buruk, yarım bir sevinç oldu bu. İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi, Murat Ağırel, Barış Pehlivan ile Hülya Kılınç'ın tutukluluklarıının devamına karar verdi. Neden? Hangi hukukla?

Çokça kilo verdiği gözlenen meslektaşlarımızın 9 Eylül'e kadar sağlıklarını korumalarını diliyor, dayanışma duygularımı iletiyorum.

Faizden kaçarken jokere tutulmak

Faize karşı olan kitlenin gözdesi olan tasarrufa dayalı faizsiz finans şirketlerinin cazibesi artıyor. İktidar bu sistemi teşvik ediyor. Otoriteler ne kadar farkında bilinmez ama cazibeyle birlikte riskin de büyüdüğüne dair işaretler çoğalıyor.

Riskin ne olduğuna geçmeden önce özet bilgi:

Adının başında ya da sonunda genellikle “evim” sözcüğü geçen bu şirketler, bankacılık sistemine alternatif gibi çalışıyor. Konut ya da otomobil satın almak için şirkete başvuran vatandaşa “organizasyon bedeli” adıyla (yüzde 7-10-12 tutarındaki ücret karşılığı) “teslimat” yapıyor.

Bankacılıkta kredi neyse bu şirketlerde teslimat o. Biri sabit, diğer çekilişli olmak üzere iki sistem var. Müşterinin ödeyeceği peşinat ve taksit tutarına göre “teslimat tarihi” belirlenen sisteme, sabit sistem deniyor.

Çekilişli sistem ise her ay bir müşteriye “teslimat” yapılma vaadine dayalı. Müşteriler yine peşinat ve ödeme gücüne göre gruplanıyor. Piyasanın içindeki bir okurumdan gelen mektup tam bu noktada “büyük bir sıkıntı olduğunu” anlatıyor. Okurum, bazı şirketler tarafından çekilişli sistemdeki gruplara “JOKER” adı altında sahte isimlerle gerçek olmayan kişilerin doldurulduğunu söylüyor. “Bu yolla gerçek müşterilere çekilişte çıkma ihtimali düşürülüyor. Süre öteleniyor. Müşterilerin hatta çoğu satış personelinin bile joker olayından haberi yok” diyor.

KURAL VE DENETİM NEREDE ?

Eğer iddia doğruysa, toplanan paraların kullanılma biçimi, şirketlerin kendi ortakları, yöneticileri tarafından özel harcamaları için kullanılıp kullanılmadığı büyük bir soru işareti olarak havada asılı. Çünkü bu şirketler üzerinde halen belirlenmiş kurallar ve denetim yok.

Denetimle ve kural getirmekle yetkili/görevli kurum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), henüz ayrıntılı bir düzenleme açıklamış değil. Şirketlerin para topladığı için lisanslanması ve denetlenmesi gerekiyor. BDDK şu anda “likidite formu” adı altında haftalık rapor istiyor. Ancak faizsiz finans şirketlerinden gönderilen raporların gerçeği ne kadar yansıttığı net değil. Müşteri havuzundan para kullanılması, “teslimat”ın ertelenmesi gibi sorunlar yaşandığı ancak bu sorunların henüz açığa çıkmadığı belirtiliyor.

Görünen o ki, devlet doğru düzgün bir düzenleme çıkarmazsa, ileride çok insanın tasarruflarına zarar verecek bir sorunla karşı karşıyayız. Çiftlikbank'ı unutmadınız değil mi?

Okur mektupları ülkenin aynası

Bugün okur mektupları (e-mail) paylaşacağım. Tamamı bu hafta geldi. Her biri ülkenin farklı yerlerinden gönderilmiş. Ortak paydası var: Anlatılanlar, tek elde toplanmış gücün, yurttaşlara ve memleket kaynaklarına ödettiği bedellere ayna tutuyor.

Mektupların içeriğine göre başlıklar belirledim. Biri hariç okurların isimlerini saklı tutacağım. İnsanların işiyle, mesleğiyle tehdit edildiği bir atmosferde bunu anlayışla karşılayacağınızı biliyorum.

Sağlık ihaleleri iptal

… hastanesinde görevli bir okurunuzum. Bugün gelen bir yazı ile ilan sürecinde ve sözleşme aşamasında olan tüm ihaleler iptal edildi. Alımlar DMO üzerinden yapılacakmış. Bu durumun Kamu İhale Yasası'na karşı hülle olduğunu düşünüyorum.

Bursa'da deniz otobüsleri satılıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, BUDO işletmesini özelleştiriyor. Şehir tepkili. Her şey gizli yürütülüyor.

– BUDO'nun deniz otobüsleri birer birer satılıyor.

– Sefer sayıları azaltılarak, hizmet ağı yok ediliyor.

– Bilet fiyatına yüzde 65 zamla rekabet şansı ortadan kaldırılıyor.

– İskele için diyalog yolları kapalı tutuluyor.

Belediyenin kamu görevi unutulmuş. Bursa halkı deniz ulaşımı konusunda seçeneksiz bırakılacak.

Ilgın'da tarım arazisine kömür ocağı

Ilgın (Konya) 1. sınıf verimli tarım arazilerine acele kamulaştırma kararı geldi. Kömür ocakları açılması ve ardından lavvar tesisi kurulması için iş makineleri girdi. DSİ Bölge Müdürlüğü'nün olumsuz görüş vermesine rağmen vatandaşa bildirilmeden arsalar kamulaştırıldı. İnsanlar tarlalarına giren iş makinelerini görünce haberdar oldu.(…) Köyde önceki ocaklar nedeniyle astım ve kanser vakaları çok artmış durumda. Yerel yönetim ve şirket köyü baskı altında tutuyor.

Not: Bu arazilerde binlerce ton süt, et, şeker pancarı üretiliyor. “İstihdam” diye pazarlanan kömür ocağında 20 kişi çalışacak. Oysa tarım arazisi olarak 10 bin tarım işçisine istihdam sağlanıyor.

(Ilgın Çevre Platformu)

Etlik Şehir Hastanesi batık şirket mezarlığı

Etlik Şehir Hastanesi (ESK) inşaatı, taşeron şirketler için batık şirketler mezarlığı oldu. Ayakta kalabilenler için de hapishane. Sağlık Bakanlığı ile Astaldi-Türkerler arasındaki sözleşmeyle yapılan ESK, 2019'da durma noktasına geldi. (…) Projede yer alan firmaların pek çoğu, zamanında yapılmayan ödemeler ve haksız kesintiler nedeniyle konkordato veya iflaslarla karşı karşıya. İşçiler ve alacaklılar mağdur. Ayakta kalabilen firmalar ise sözleşme süreleri çoktan bitmesine rağmen, Astaldi-Türkerler'deki teminat mektuplarının nakde çevrileceği tehditleriyle teminat mektuplarını defalarca uzatmak zorunda kalıyor. Hiç hak etmedikleri halde bankalar karşısında güç durumda. Mağdur firma sahipleri muhatap bulamıyor. Bir kısmı dava açma hazırlığı içinde.

Akkuyu'da orman alanı yok oldu

Akkuyu Nükleer Santrali sahasında Rus işçiler için kamp alanı yapılıyor. Tam 6 aydır oradaki ormanın yok edilmesi için gece gündüz dinamit patlatıldı. Alt tarafı zeytin alanı. Evler var. Birçok evde dinamit yüzünden çatlaklar oluştu. Yabani hayvanlar (ceylanlar, yaban tavşanları, domuzlar) ve alt taraftaki denizde deniz canlıları yok oldu.

Kanun gereği, zeytin alanlarının 3 kilometre yakınında patlatma yapılmaz ama maalesef burada kimse kimseyi dinlemiyor. Allah'tan şu sıra nasıl olduysa, iş durdu. Buranın sakinleri seslerini duyurmak istiyordu. Ben de size yazdım. Ayrıca İçtaş burada pandemi kampı yaptı, yani karantina. İnanın her koğuşta 6 kişi kalıyor. Karantinaysa çıkamamaları lazım ama köy içinde serbestçe geziyorlar.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more