Sözcü Plus Giriş
PINAR TURAN

Adalet sosyal medyada mı?

6 Temmuz 2021 Yazarlar

‘‘İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır'' diye bir söz var.

Bugün gelişen teknolojilerle birlikte kendimizi uygar insanlar olarak görsek de toplumda yaşanan hayatlara bakınca, pek çok bakımdan hâlâ adaletsiz ve ilkel bir toplumda yaşadığımız aşikâr.

İyilik göreceli bir kavram olduğundan; ‘‘Kime göre? Neye göre?'' diye sorulduğunda yanıtlar değişebiliyor.

İnsanlar ne yaparlarsa yapsınlar, genellikle kendilerini iyi bir insan olarak değerlendiriyor. Kime sorsanız, çok iyi ve çok temiz kalpli… Başına da ne geldiyse, hep bu yüzden…

Siz hiç ‘‘Ben kötüyüm'' diyen birini gördünüz mü?

Geçen hafta, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bunu söyledi. Son günlerde hakkında ileri sürülen iddialara ironik bir cevap vermek için ‘‘Ben dünyanın en kötü adamıyım'' dedi. Beklentisinin tersine sosyal medyadan aldığını geri dönüşümlerden pek de hoşnut olmamıştır sanırım.

***

İyilik bakış açısına göre değişse de adalet; tam, kesin, herkes için eşit olmalı ve vaktinde tecelli etmeli. Çünkü iyiliğe ulaşabilmek için önce adaleti bulmamız gerekiyor.

İnsanlar iyi olmak yerine neden kötüyü seçiyorlar?

Kimse canavar veya şeytan olarak doğmuyor. Tertemiz, günahsız doğmuş bir bebek, yaşadığı kötülüklerle kirlenip büyüdüğünde merhametsiz, zalim, çirkin başka bir yaratığa dönüşebiliyor ve yaşadıklarının bedelini başkalarına kötülük yaparak ödetiyor.

Veya kişinin kendi çıkarları, diğer herkesi yok saymasına, iyi ya da kötü ayrımı yapmamasına sebep olabiliyor.

Değer ölçülerinin hızla değiştiği, kavramların anlamlarını yitirdiği günümüzde, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt etmek daha da güç hale geldi.

İnsanlık var olduğundan beri, kötülerin cezalarını çektiği, haksızlıkların adaletle karşılık bulduğu bir dünyaya özlem duyulmuştur. Bu yüzden, sonu adaletle, zaferle, kötünün yenilgisiyle ve hak ettiği cezayı bulmasıyla biten hikâyeler her zaman çok sevilmiştir.

İnsanların bu dünyadaki kötülüklere katlanabilmesinin tek şartı, adalettir! Adaletin sağlanamadığı bir toplum, çürümeye, yozlaşmaya ve sonunda yok olmaya mahkûmdur.

Maalesef adil olmak ve adaleti sağlamak için güce ihtiyaç vardır. Gücü elinde tutan isterse adaleti sağlar, isterse zulmeder.

***

‘‘Elmalı Davası'' olarak bilinen, iki küçük çocuğun öz anneleri ve üvey babaları tarafından istismarı bütün Türkiye'yi sarstı.

Görülen davada, sanıkların tutuksuz yargılanıyor olmaları sosyal medyada tepki çekti ve büyük yankılar uyandırdı. Geniş bir kitle çocuklara yapılanlara sessiz kalınmasını ve zanlıların tutuksuz yargılanmalarını kınadı ve protesto etti.

Bu tepkiler üzerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, istismara uğradığı iddia edilen kardeşleri devlet koruması altına aldı.

Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sanıkların tutuklu yargılanmalarını talep etti.

Hükümet yetkilileri, ‘‘Sanıkların en ağır cezayı almasını'' istedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, davayla ilgili Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) inceleme başlattığını bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Antalya Elmalı’da iki kardeşin istismarına ilişkin davayla ilgili ‘‘Alçaklar en ağır cezayı almalıdır. Adalet için sürecin yakın takipçisi olacağız'' dedi.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, davayla ilgili toplumsal vicdanın sesinin dinlenmesi gerektiğini bildirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, AK Parti olarak, Antalya Elmalı’da iki kardeşin istismar edilmesine ilişkin davayı yakından takip ettiklerini belirtti.

***

Buradan da anlıyoruz ki artık güç sosyal medyanın elinde. Hem de bu kimsenin yadsıyamayacağı kadar kuvvetli bir güç.

İnsanlar adaletin tecelli etmediğini gördüklerinde, sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla buna isyan ettiler ve ellerindekinin ne denli büyük bir güç olduğunun farkına varmaya başladılar.

Diğer bir taraftan, böyle bir gücün dikkatli kullanılmazsa ne kadar tehlikeli bir silaha dönüşebildiğinin de farkında olmamız gerekiyor.

Uzmanlar, insanların sosyal medya mecralarında yayılan her haberi, asılsız olup olmadığını araştırmadan, doğru olarak kabul edip, çok hızlı ve geniş kitlelere yaydıklarını; bunun bazen gereken yardımın bulunmasını, adaleti, mazlumun sesini duyulmasını sağlayabildiği gibi; bazen de asparagas dediğimiz yalan haberlerin yayılmasına, halkın yargısız infaz yapmasına, suçsuz yere masum insanları linç etmesine, toplumu yönlendirecek haberlerle halkın manipüle edilmesine de yol açabileceğini söylüyorlar.

Örneğin, Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Serap Ertuğrul, “Dosyayı başından beri takip ediyoruz. Sosyal medyada dolaşan bir mektup var, o mektup dosyada yer almıyor.” diyerek konunun takipçilerini uyardı.

Sosyal medyanın gücü yadsınamaz ve bize adalet mi getirecek yoksa cadı avı gibi birçok suçsuzun boş yere linç edilmesine mi yol açacak göreceğiz.

YAZARIN TÜM YAZILARI