Millet koyun sürüsü gibi nasıl boğazlanır?

Cumhuriyet'in 98'inci yılını dün heyecanla, gururla kutladık…

Ata'mızın bu kutsal emanetini bizden sonra çocuklarımız, torunlarımız yaşatacak ve Cumhuriyet, Türk milletinin sonsuza kadar hiç sönmeyecek güneşi olacak. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!

★★★

Yaşları 80 ile 90 arasında olan ve vatanseverliklerinden şüphe duyulmayan bir kısım emekli general Cumhuriyet Bayramı'nı dün cezaevi şartlarında kutladı.

Onların hapiste olmaları bana Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün 31 Temmuz 1920 günü Afyonkarahisar Kolordu Komutanlığı'nda subaylara hitaben yaptığı konuşmayı hatırlattı.

Tarihi bir olay olan ve 10 Ağustos 1920 tarihli Anadolu'da Yenigün Gazetesi'nde yayınlanan ders niteliğindeki bu önemli konuşma Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında aklıma geldi, okurlarımla paylaşmak istedim. Özetle naklediyorum:

★★★

“Efendiler… Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum…

Arkadaşlar!

İngilizler ve yardımcıları, milletimizin bağımsızlığını imha etmeye karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir.

Kuvveti olmayan, dolaysıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

Kuvvet ordudur.

Ordunun hayat ve saadet kaynağı, ona inanan milletin vicdani imanıdır.”

★★★

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, onu evvela ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile önce silahlarımızı elimizden almaya çalıştılar.

Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti bağımsızlığı için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye çalıştılar.

Ordu, düşmanlarımızın birinci hedefi oldu!

Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler.

Bundan sonra milleti “koyun sürüsü gibi” boğazlamakta engel kalmaz!”

Bu hakikat karşısında subaylarımıza düşen vazifenin mahiyeti ve ehemmiyeti kendiliğinden meydana çıkıyor.

Ordu, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Ordunun ruhu subaylardır. O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenen ordumuzu tamir edecek, canlandıracak, ordumuzun ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.

Millet bağımsızlığın korunmasını  ordudan, ordunun ruhunu temin eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce vazifesi budur.

Düşmanlarımız, herkesten önce onları öldürür, onları aşağılar ve hor görür!

Dolaysıyla subay için ‘Ya istiklâl, ya ölüm' vardır.

Fakat arkadaşlar, ölmeyeceğiz! Bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız.”

★★★

Büyük Atatürk'ün subaylara hitaben söylediği ders niteliğindeki sözleri 101 yıl sonra bir kez daha hatırladık.

TEBESSÜM

Borçları unutmak…

Ülkede ekonomik kriz malûm…

Borçlarını ödeyemeyen bir adam kafayı yemek üzeredir.

Hemen ruh doktoruna gider. Deneyimli hekim adamı dinleyip sıkı bir muayeneden geçirdikten sonra teşhisini koyar:

“Senin derdin para meselesi… Canını sıkmaya değmez, unut borçlarını…”

“Ama nasıl unuturum doktor bey?”

“Unutursun, unutursun… Geçenlerde bana bir hasta geldi. Bakkala olan borçlarından ötürü çok kötü durumdaydı. Bu hastama ‘Bakkala olan borçlarını unut' dedim unuttu. Şimdi o kadar iyi ki…”

Bunun üzerine adam “Ah doktor bey ah!” diye bağırır “İşte o bakkal benim!”

GÜNÜN SÖZÜ

Cumhuriyet ile cehalet bir yerde barınamaz. (Montesquieu)

Loading...