O lafın devri bitti!

Ülkelerin karakterleri de tıpkı insanlar gibi zor zamanlarda ortaya çıkıyor. Normal zamanda mülayim, nazik maskeli biri kır gezintisinde birlikte kaybolduğumuzda panikleyip bencilliğin dibine vurup pet şişede kalan üç dört yudum suyu tek başına götürür ya; ülkeler de böyle bence. İyi zamanlarda yuvarlanıp giderken, bir koronavirüs salgınında ortaya çıkar gerçekler.

Mesela onca işsiz varken, iş aslanın kuyruğuna yakın yerlere kadar inmişken üç beş maaş alanların yüzsüzlüğü o ülkenin karakterini rahatlıkla gösterir!

Zor zamansa, işte bugünler… Dünyadaki 208 ülkeden bazıları kıskandırırken, Türkiye gibi bazı ülkelerde ise yaşananlar ortada! 1.5 yıldır millet olarak bizzat deneyimliyoruz. Nankörlük yapıp söyleyelim, ‘saldım çayıra mevlam kayıra' durumumuz…

***

İki de bir bizi kıskandığı söylenen bir ülkeden, Almanya'dan örnekler aldım. Pandemi yüzünden çarkların durma noktasına geldiği, dar zamanlar yaşanan Almanya'nın ülke karakterine baktım.

Çalışan sayısı 50'yi geçmeyen küçük işletmeler ve serbest çalışanlara salgından önceki ciro ve gelirlerinin yüzde 75'i devlet tarafından ödeniyor.

Hükümet, 2021 yılı için karşılıksız ek destek paketi açmıştı, 10 milyar euro… Maliye bakanı dedi ki: “Hesapladık, 10 milyar yetmez. İşletmelere, serbest çalışanlara öngörülenden daha çok verebiliriz, bir iki milyar euro fazla olabilir!”

Sanatçılara, pandemiden önceki gelirlerinin yüzde 75'i ödeniyordu. Ek olarak bu yıl önce 1 milyar euro ek bütçe çıktı sanatçılara, sonra bu rakam 2 milyar euroya yükseltildi.

Hükümet koronavirüs tedbirleri, kapanmalar yüzünden eğitimlerinden, günlük aktivitelerinden geri kalan çocuklar ve gençlerin karşılaştıkları bu olumsuzlukları, eşitsizlikleri azaltmak için 2 milyar euroluk ek bütçeyi kabul etti. Bu Türk parası ile 20 milyar 400 milyon lira ediyor!

1 milyar euro, öğrenimlerinde geri kalan öğrencilerin aradaki farkı kapatabilmeleri için eğitim desteklerine gidiyor. 1 milyarı da kapanmanın getirdiği psikolojik etkilerin hafifletilmesi, boş zamanların değerlendirilmesi, yüzme, dans, müzik ve dil kursları gibi sosyal önlemlere! Eğitim ekonomisi uzmanları ise, 2 milyar euronun yeterli olmadığını, hükümetin ‘çocuklar ve gençlere pinti' davrandığını söylüyor!

Bu arada, hükümet ilkokul öğrencilerine günde en az 8 saat ve tatillerde tam gün bakım hakkı sağlayan tasarıyı da kabul etti.

2020 yılında salgın önlemleri kapsamında ailelere çocuk başına 300 euro ‘çocuk bonusu' yardımı yapılmıştı. 2021 mayıs ayından itibaren de 150 euroluk yardıma başlandı. Ek olarak sonbahar aylarında da 100 euroluk ikinci bir ödeme yapılacak!

Alman hükümeti bunları yurttaşlarına, işletmelere, çalışana, sanatçılara, işsize, çocuklara, gençlere, öğretmenlere ‘karşılıksız' veriyor… Kredi peki? İsteyene ‘sıfır' faizle o da var.

***

İnsan, bunları yapan Almanlar biz Türkler'in neyini kıskanıyor acaba diye merak ediyor doğrusu. Bir şans doğsa sorsak bunu onlara diyordum ki, soruldu bu soru! Hem de, Almanya'nın Türkiye'ye gönderdiği en yetkili kişiye…

Alman Büyükelçiliği resmi sosyal medya hesabından, “SenSorBüyükelçiCevaplasın” programı düzenledi. Yüzlerce soru geldi. Büyükelçi Jürgen Schulz da yanıt verdi.

En can alıcı soru Kayseri'den Erol D. isimli yurttaşımızdan geldi. Aynen şöyle: “Türkiye'de bazı kesimler Almanya'nın Türkiye'yi kıskandığını söylüyor. Bu doğru mu?”

Ne desin adamcağız şimdi?

“Hadi canım sende” dese olmaz. “Yok artık daha neler” ya da “Pes doğrusu” dese yine olmaz. “Yahu kardeşim, Ekvatar Ginesi'nin kişi başına düşen milli geliri 8 bin 150 dolar, daha dün ülke olmuş Karadağ'ın 8 bin 850 dolarken koca Türkiye'nin milli geliri 9 bin 43 dolar. Almanya'nın ise 47 bin dolar. Nesini kıskanacakmış Almanlar, Türkiye'nin” dese hiç olmaz.

Büyükelçi bunları demedi tabi. Soruyu okuyunca yüzünde beliren gülümsemeden anladık biz anlayacağımızı…

Yılların diplomatı Schulz, bunları söyleyip kendisine “Eyyy Büyükelçi” dedirtir mi? Gayet diplomatik bir dille, “Kıskançlık doğru kelime değil… Almanya'nın Türkiye'yi kıskandığını sanmıyorum” dedi.

***

Bu diplomatik yanıt, Türkiye'de “Almanlar bizi kıskanıyor” dönemini artık sonlandırır umarım. Yıllardır aptal yerine konulmaktan sıkılmıştık zira. Koskoca Büyükelçi söyledi, kıskanmıyorlarmış işte…

Bence artık siz de söylemeyin… Almanlar aptal değil çünkü!