Türkiye’yi bu hale kim getirdi! Sözün sahibi acaba kim?

Türkiye, Finlandiya gibi sıkıcı değil ki ayda yılda bir derdi olsun… Bak bize! Baş ağrıtacak, öfkeden çıldırtacak, çaresiz bırakacak yüzlerce derdimiz var. Bir gün elçilere zeval oluyor, 7 düvele savaş noktasına geliyoruz. Uyanıyoruz merkezin başındaki gitmiş, cüzdandan paramız uçuyor. Yatıyoruz uykudayken benzine okkalı zam binmiş, sütten yumurtaya fiyatlar uçuyor. Her gün 30 bin kişinin koronavirüse yakalanmasını, en az 200 can kaybını artık konuşmuyoruz bile! Dertleri zincir yapıp birbirine eklerken gözümüz dahil her yerimizi kapasak bile akıldan çıkmayan en önemli ve de sabit dert ise geçim! 

2021 Eylül ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 3 bin 49 lira oldu.

Gıdaya zorunlu giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık harcamaları da eklenince aylık harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise 9 bin 931 lira. Rakamlar, Ekim ayında daha da yürek daraltan hale geldi!

Bu hesapla, 84 milyon nüfuslu Türkiye'de bu paraları asla kazanamayan 16 milyon insan aç, 50 milyon insan da yoksul!

“Ekonomimiz çok mu kötü beyler? Türkiye'de son 20 senede her eve bakın ya bir otomobil ya da iki otomobilimiz var. Her evde 2-3 telefon var” diyen AKP genel başkan yardımcısına ve “Her evde araba var, kapıcısında araba var. İkinci elde araç yetişmiyor. Nerede ne oluyor, ne satılıyor bunların hepsini gayet iyi biliyoruz” diyen AKP genel başkanı; yoksulluk edebiyatı yapanlara inanmıyor. 

Fakat Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı ‘kamuoyuna, ilgili ve yetkililere saygı ile' duyurulur diyerek şu açıklamayı yaptı kısa süre önce: Tüketiciler gıdaya erişemiyor! Asgari ücretlilerin 78 çeşit gıdada satın alma güçleri düştü! Tüketicilerin ezici çoğunluğu yoksul ve aç! Halkımız son 70 yılın en ağır yoksulluğunu yaşamaktadır!

Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı Fatih Dönmez şunu dedi: “2020 yılında 3 milyon 700 bin abonenin elektrikleri borçlarını ödeyemedikleri için kesildi!”

Aile bakanı Derya Yanık, şöyle izah etti bir ara: “1 Mart 2019'dan beri her ay 2 milyon 100 bin ihtiyaç sahibi haneye elektrik tüketim desteği veriyoruz!”

Bu arada Türkiye'de 15 milyon doğalgaz abonesinden bir milyonu faturalarını, biriken borçlarını ödeyemedikleri için doğalgazları kesildi!

Memleketin fakirine, fukarasına, düşkününe 42 ayrı yardım yapılmak zorunda. Bu yardımların 2020 yılındaki tutarı 70 milyar liradan fazla! 42 çeşit yardımı alamasa milyonlarca insan yiyecek ekmek bulamaz, ev kirasını ödeyemez, çadır bile kuramaz!

Açlık, yoksulluk, fatura ödenmediği için kesilen elektrik, doğalgaz, kredisini, kredi kartını ödenemediği için icralık olan milyonlar artarken bir başka şey daha arttı. 

Pandemi koşullarında bile banka hesaplarında 1 milyon lira ve üzerinde parası olanların sayısı 86 bin kişi artarak 246 bin 136'dan, 332 bin 94 kişiye yükseldi! Hadi servetini ‘gizli' tutmayı başaranları da katıp şuna toplam 400 bin diyelim… Kendimiz kazanmış kadar sevindik, milyonerlerimiz bir yılda servetlerine 553 milyar lira kattı.

Yani, 83 milyon 600 bin kişi çalıştık, didindik 400 bin kişiyi milyoner ve milyarder yaptık!

***

Ama ülkedeki adaletsiz gelir dağılımı bıçağı kemiğe dayadığı için gür bir ses duyuldu memleketin orta yerinde bir zamanlar! Sese kulak verenler dinledi dinledi ve tıpkı seçim kaybeden Muharrem İnce gibi, “Adam haklı arkadaş” dedi!

O ses tüm çıplaklığı ile takır takır sıraladı olup bitenleri: 

“Bu ülke bu hale geldiyse… Bugün benim Anadolu'daki vatandaşım, konteynırlardan evine çöp, rızık topluyorsa… Meydanlar, açız açız diye bağırıyorsa… Evinin kirasını ödeyemiyorsa, suyunun parasını ödeyemiyorsa, elektriğin parasını ödeyemiyorsa… Ve artık yandım Allah diyorsa… Benim vatandaşım yüzde 25'i açlık sınırının altındaysa, yüzde 50'si yoksulluk sınırının altındaysa… Bu hale Türkiye'yi kim getirdi… Bu hükümet getirmedi mi… Rakamlar ortada… Bakın, zaman şöyle biraz daha ilerlesin, seçim zamanı geldiği zaman arşivlerin hepsi açılacak… Hepsi gözler önüne serilecektir… Yani, bu millet bu kadar da unutkan değil… Bunların hepsi hatırlatıldığı zaman neyin bedelini kimlerin ödemesi gerektiği ortaya çıkacak…”

***

İmzamı atarım, valla söyleyenin ağzına sağlık diyorsanız size bir soru!

Acaba bu sözleri kim ne zaman söyledi ve sonuçta ne oldu?

Sosyal medyada çok meşhur olduğu için şıp diye anlayıp bilenler olacağı gibi, azıcık düşündükten sonra anımsayacaklar, ne kadar uzun düşünürlerse düşünsünler asla bulamayacaklar ve kimin söylediğini bildikleri halde ‘üç maymunu oynayacaklar' çıkacaktır elbette.

Onlar hariç yanıtlarınızı bekliyorum!

Loading...