İktidarın, “Sosyal medya yasası” olarak bilinen Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifine tepki basın, siyaset ve sivil toplum kuruluşlarından; yanı sıra aydın, düşünen, konuşan çevrelerden sürüyor.

Gazeteci örgütleri, özellikle 29. Maddesi itibariyle sakıncalar yaratan ve basın-yayın, iletişim, haberleşme özgürlüğünü baskı altına alacak yasaya karşı, yarın yurt genelinde basın açıklamaları yaparak, tepkilerini ortaya koyacak.

Öncelikle, yeni kanun teklifindeki 29. maddenin ne olduğuna bir bakalım. Bu madde şöyle diyor:

“Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır…”

Evet, burada hangi paylaşım halk arasında endişe, korku ve panik yaratabilir?

Mesela, “Bu zamlar daha ne kadar sürecek? Millet bu zamlar yüzünden perişan oldu. Artık yeter, zam yapılmasını istemiyoruz!” biçiminde, Türkiye’deki herkesin dilinde olan bu sözlerin paylaşılması bu kategoriye girecek mi?

Bu yasayla girmemesinin önünde hiçbir engel yok.

İstenirse, girdirilebilir.

Bu örnekler daha çoğaltılabilir.

Gördüğünüz ve okuduğunuz 29. maddeden de anlaşılacağı gibi bu aslında sadece basını, basın örgütlerini ve basın mensuplarını değil halkı da susturma yasasıdır.

Çünkü artık milyonlarca vatandaş tepkilerini sosyal medya üzerinden ya kendisi paylaşımlarda bulunarak ya da başkalarının yaptığı paylaşımları paylaşarak göstermekteler.

Bu kanun teklifinin yasalaşması halinde sadece basın mensuplarını değil, sosyal medya kullanıcıların tümünün tepesinde sallanacak bir kılıç asılı duracaktır.

Tabi doğal olarak bundan basın, özellikle tabi ki de muhalif basın çok etkilenecek; Türkiye’de artık neredeyse muhalif bir şey yazmak olanaksızlaşacaktır.

Bu aslında tümüyle halkın haber alma, haberleşme, iletişim özgürlüğüne vurulacak bir darbe olacaktır.

Bu yüzden gazeteci örgütleri bu yasa tasarısını ve özellikle de 29. Maddeyi protesto ediyorlar.

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyetler,, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın da aralarında bulunduğu basın örgütleri, "Sosyal medya yasası" olarak bilinen Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifine karşı tüm Türkiye’de açıklamalar yaparak  tepkilerini ortaya koyuyorlar.

Bu kanun teklifi üzerine sadece basın kuruluşları değil, Barolar başta olmak üzere hukukçulardan da tepkiler geliyor.

Hatta kanun teklifi TBMM’de komisyonda görüşülürken,  Yargıtay adına görüşlerini bildiren 8. Daire Üyesi Hakim İhsan Baştürk, ilgili maddeyi; “Ceza hukuku açısından suçlu ve cezada belirlilik ilkesi” itibariyle “sakıncalı” olarak değerlendiriyor.  Baştürk, ceza hükmündeki “halk arasında endişe, korku yaratmak saikiyle Türkiye’nin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenlenmektedir” gerekçesini “muğlak” diye eleştiriyor.

Ceza hukuku açısından hangi fiilin suç olarak tanımlandığını açık ve net şekilde hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Ceza hukukçusu ve hakim olmasının yanı sıra fikri mülkiyet haklarında uzman olduğunu belirten Baştürk, suçtaki “alenen yayma” ifadesini de belirlemek gerektiğini kaydediyor.

Umarız, Yargıtay üyesinin bile karşı çıktığı, uyardığı bir kanun teklifi yasalaşarak önümüze gelmez.

Umarız Türk basını şu an bulunduğundan daha karanlık bir noktaya doğru sürüklenmez...