İktidar partisi AK Parti, Yeniden Refah Partisi’yle yaptığı görüşmelerde özellikle üç ilde yoğunlaşmıştı:

Ankara, İstanbul ve İzmir.

Öyle anlaşılıyor ki süreç içinde İzmir ve Ankara da önemini yitirdi ve İstanbul kaldı.

Neden “İstanbul seçimleri” diye adlandırdığımı izah edeyim:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en büyük arzusu, ellerindekileri kaybetmeden CHP’nin elindeki büyükşehirleri, özellikle de İstanbul’u geri almak.

Gelin görün ki eldeki hesap pek çarşıya uymadı. Mevcut başkanların karşısına çok güçlü, sansasyonel alternatifler çıkaramadılar.

★★★

Örneğin Ankara.

Bütün uğraşlara rağmen AK Parti içinden bir aday çıkaramadılar.

“Ama Turgut Altınok AK Parti Keçiören Belediye Başkanı’ydı” dediğinizi duyar gibi oluyorum ama Turgut Altınok’un, AK Parti açısından “mavi kanlı” diye tabir edilen orijinal, AK Parti kökeninden bir siyasetçi olmadığını da biliyorum. Unutmayın ki Altınok, AK Parti’nin özünden gelen, tarikatlarla cemaatlerle teması olan bir aşırı muhafazakâr siyasetçi değil. Kendisi milliyetçi duruşuyla dikkat çeken, geçmiş dönemlerde AK Parti adına Ankara’yı yöneten ekibin hışmına uğramış bir isim.

Örneğin İzmir.

Binali Yıldırım’ın, Nihat Zeybekçi’nin dahi siyaseten en güçlü oldukları dönemlerde başarısız olduğu bir kentte adı sanı pek de duyulmamış Hamza Dağ’ın ne kadar şansı olabilir ki? Hamza Dağ’ın önce İzmir’deki AK Parti teşkilatını ikna etmesi gerekiyor.

Örneğin Eskişehir.

AK Parti, Kemal Unakkıtan, Nabi Avcı, Sema Ramazanoğlu gibi bakanlar çıkaran bir kent. Ancak orijinal bir AK Parti’li bulamamış olacaklar ki İYİ Parti’den bir isim transfer ettiler. O da ilk iş olarak mevcut yaşam tarzını saklayıp kendini “muhafazakâr” gösterme çabasına girdi.

Örneğin Muğla.

Sanırım AK Parti’nin adayının 1995’ten günümüze kadar dört ayrı partinin mensubu olduğunu anımsatmam yeterli olur ve başka yoruma gerek kalmaz. 

Hatay ve Antalya’daki durumu şimdilik kestiremiyorum ama Mersin, Adana ve Tekirdağ’daki AK Parti adaylarının da seçime ittifak adayı olarak girmek dışında bir avantajı olmadığını not düşmek isterim.

★★★

Bu arada Erdoğan’ın pirince giderken evdeki bulgurdan olma ihtimalini de göz ardı etmemek gerek. Muhalefet kartlarını doğru oynarsa Denizli, Manisa ve Balıkesir gibi kentlerde değişik denklemler ortaya çıkabilir.

İktidarın elindeki kemikleşmiş illerin el değişmesi ise şimdilik beklenmiyor.

İşte bu yüzden 2024 yerel seçimleri sanki İstanbul seçimleri gibi çıkıyor karşımıza.

İstanbul’da Erdoğan’ın belirlediği aday Murat Kurum beklenen heyecanı yaratamadı.

O nedenle Erdoğan açısından iş biraz da başa düştü.

Erdoğan’ın, “Yeniden İstanbul” sloganı bütün enerjisini İstanbul’a yığacağını, Ekrem İmamoğlu karşısında amansız bir rekabete gireceğini beklemek artık son derece doğal.

Erdoğan’ın bu çerçevede Başak Demirtaş ya da başka bir ismin (yıllar sonra verdiği ilk röportajda kendisine çiçek gönderen Leyla Zana da olabilir) İstanbul’dan DEM Parti adayı olmasını da sabırsızlıkla beklediğini unutmamalı!

Ekrem İmamoğlu’nun ise Erdoğan’ın olası hamleleri karşısında çok dikkatli olması, kendi parti tabanının tam desteğini alıp, (parti yönetimleri düzeyinde kurulamayan) muhalefet ittifakını da halk nezdinde kurabilmesi lazım.

★★★

Ez cümle, 31 Mart gecesi 81 ilde seçimler olacak ama bizim gözümüz kulağımız İstanbul’da olacak.

İstanbul’u kazanan büyük bir zafer kazanmış olacak.

İstanbul’u kaybeden siyasetle ilgili planlarını yenilemek zorunda kalacak.

İmamoğlu’nun ikinci defa seçilmesinin yaratabileceği siyasi sonuçları üç aşağı beş yukarı tahmin edilebilir.

Peki Erdoğan’ın İstanbul’da ikinci defa seçim kaybetmesi halinde ne olur, aranızda kestirebilenler var mı?

Uğursuz Bir Ay: Ocak

Ocak ayını hiç sevmem.

Çünkü biz gazeteciler için kanlı katliamları andığımız bir yas ayıdır.

8 Ocak 1996 günü gazeteci Metin Göktepe götürüldüğü karakolda polis tarafından işkence edilerek öldürüldü.

Onat Kutlar, 11 Ocak 1995 günü Taksim’de bombalı saldırıyla katledildi.

19 Ocak 2007 günü Gazeteci Hrant Dink kin ve nefretle doldurulmuş (çocuk yaşta) bir katilin hedefi oldu.

Ve 24 Ocak 1993...

Yani 31 yıl önce bugün.

Gazeteci Uğur Mumcu, evinin önünde bombalı saldırıda katledildi.

Başta Uğur Mumcu olmak üzere bütün basın şehitlerinin ruhu şad olsun.

Anıları önünde saygıyla eğiliyorum.