Sevgili okurlarım, fay hatlarının tam da göbeğinde yer alan bir ülkede yaşıyoruz. Hayatımızın her günü yeni bir deprem olabilir mi kuşkusu ve korkusuyla geçiyor.

Olursa ne yaparız sorusunun yanıtını bilen yok. Bu işin uzmanı olan üniversite hocaları bile farklı şeyler söylüyor, her kafadan bir ses çıkıyor ama sonrası meçhul.

İşte o zaman çuvallıyoruz.

Memleketin deprem listesi kabarık.

Bu öyle bir felaket ki, ancak olduktan sonra kendimize gelip tartışmaya koyuluyoruz.

Son 6 Şubat depreminde olduğu gibi siyasi tartışmalar başlıyor ama ne yazık ki iş işten geçmiş oluyor.

★★★

Türkiye bugüne kadar nice depremler yaşadı. Bir bölümü Osmanlı döneminde oldu, memleketin çeşitli yerleri ve özellikle başkent İstanbul harabeye döndü. Ama o dönemin rakamları elde yok. Dolayısıyla geçmişteki felaketlerin gerçek büyüklüğünü bilmemiz mümkün değil.

Depremlerin en büyük özelliği bir anda patlaması! Hele sabaha karşı olup da insanları yatakta yakalarsa can kaybı çok daha fazla oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bugüne kadar tanık olduğu en büyük üç deprem şunlar:

-Aralık 1939. Cumhurbaşkanı İnönü. Erzincan depremi, Erzincan dahil çevre illeri yaktı yıktı. Binalar kerpiç ve çürüktü. Deprem sabaha karşı oldu. Kış mevsiminin ortasındaydık. Kurtulanlar bile perişan oldu. Kamu binaları, kışlalar dahil her yer yıkıldı, sadece istasyon binası ayakta kaldı. Deprem bölgesine tek ulaşım yolu demiryolu idi ama hat büyük hasar görmüştü. Devlet gücü deprem bölgesine ancak iki gün sonra ulaşabildi. Manzara korkunçtu. On binlerce kişi ölmüştü.

-17 Ağustos 1999 büyük Marmara depremi. 7. 4 şiddetinde. Başbakan Bülent Ecevit. 45 saniye süren bu şiddetli depremde Marmara bölgesi sabaha karşı sallandı ve yıkıldı. Ama Erzincan’la kıyaslandığında durum biraz farklıydı. Kamu dahil yine binlerce bina yıkılmıştı ama bölgenin ulaşımında sorun yoktu. Önceki yıllarda otoyollar, köprüler yapılmış, bölgeye demiryolu ulaşımı önceki yıllarda zaten sağlanmıştı. Sağlık hizmetleri iyi idi. Bütün dünya yardıma koştu.

-6 Şubat 2023 büyük depremi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip. Tam 11 ilimizde yaşandı ve çevreyle birlikte her şeyi mahvetti. Rastlantıya bakın ki yine sabaha karşı olmuştu... Sonrasında yaşananlar henüz belleğimizde taze. 53 bin insanımız can verdi. Acıları  ve sonrasında sergilenen siyasi rezaletleri unutmadık ve sanırım hiçbir zaman unutmayacağız... Çünkü karşımızda milletin yaşadığı acıları siyasete alet etmeye kalkışan, her konuda millete yalan yanlış bilgiler veren bir iktidar var.

★★★

Yukarıda, Cumhuriyet döneminde tanık olunan üç büyük depreme kısaca değindim.

Her üçünde on binlerce insanımız can verdi ama rakamlar hiçbir zaman kesin olarak açıklanmadı.

Ama sadece bunlar değil elbette, arada daha nice irili ufaklı olanlar var.

Deprem aslında en büyük doğal afet. Yangın olur, sel baskını olur, bunlardan kaçıp kurtulmak mümkündür.

Ama depremden kurtulmak zordur...

Hele de sabaha karşı olursa...

Bu gibi depremlerde can kaybı olasılığı çok daha yüksektir. Düşünün, uykudasınız ve bir anda enkaz altında kalıyorsunuz. Üzerinizde beton yığınları var. Kımıldamanız bile söz konusu değil.

Kurtulmak şans işidir ve çok zordur.

Yukarıda sözünü ettiğim üç büyük deprem de ne yazık ki sabaha karşı oldu ve 100 binden fazla insanımız o enkazların altında saatlerce inleyerek, acı çekerek, ne olduğunu bile anlayamadan can verdi.

★★★

Şimdi gelelim şu son 6 Şubat depremine...

İşin sonrasını medyadan izledik. Kentler harabeye dönmüştü. Hatay en büyük zararı gören illerimizden biriydi. Baştan sona yıkıldı...

11 ilimizde on binlerce depremzede aile 20 metrekarelik konteynerlere yerleştirildi...

Ve hemen, kısa bir süre sonra her zaman olduğu gibi iktidarın palavraları devreye sokuldu.

“Deprem bölgesinde iki yıl içerisinde 450 bin konut yapıp bunları depremzede ailelere vereceğiz!..”

Ve sonra gerçek dışı beyanlar başladı:

“Söz verdiğimiz 450 bin konutun dağıtımına başlandı!..”

Nerede bu 450 bin konut, nerede?

Bunları kim saydı, nerede ve nasıl saydı?..

Söylenenlerin hepsi şüpheli.

★★★

 Recep Tayyip yine konuştu, muhteşem sözler söyledi!

“Deprem bölgesinde işin altından kalktık, üç yılda şehirlerimizi yeniden ihya ettik. Sözümüzü tuttuk.”

Hangi işin altından kalktı acaba!

Örneğin Hatay ve diğer illerimizde halen on binlerce aile 20 metrekarelik konteynerlerde yaşıyor. Bunlara konut falan verildiği yok, verileceği de yok.

Recep Tayyip geçenlerde Hatay’a gitti. Beyefendi oradaki çirkin manzaraları ve yıkıntıları görmesin diye bir sürü rezaletin üzeri brandalarla örtüldü, geçeceği yollar asfaltlandı.

Bu nasıl ihya etmektir!

Son çağrısı ise daha muhteşem!

“Vatandaşlarımız özellikle İstanbul’da binalarını ‘dönüşüme’ versinler, İstanbul yenilensin. Aksi takdirde işin üstesinden gelemeyiz.”

Şimdi bu yolla İstanbul’u kurtaracaklar! Üstelik şimdi olduğu gibi vatandaşlardan para toplayıp 500 bin konut yapacaklar! Kura çekimleri başladı.

Ne demişti Hitler’in propaganda bakanı, yalanların yaratıcı ustası Goebbels!..

 “Halkı inandırmak için büyük yalanlar söyleyin çünkü küçük yalanlara kimse inanmaz!”