Bay­rak ve san­cak as­ke­rin na­mu­su­dur.
Yal­nız Türk or­du­sun­da de­ğil, dün­ya­nın bü­tün or­du­la­rın­da bu böy­le­dir.
Hiç bir ko­mu­tan, bay­ra­ğı­nı in­dirt­mez, san­ca­ğı­nı kap­tır­maz!
Ta ki, son ne­fe­ri­ne ka­dar!
Fa­kat... Gü­nü­mü­zün ik­ti­da­rı öy­le olum­suz bir tab­lo ya­rat­tı ki, Si­lah­lı Kuv­vet­ler ar­tık ne ya­pa­ca­ğı­nı şa­şı­rır ha­le gel­di!
As­ker, Gü­ney­do­ğu­’da te­rö­rist­le­ri vur­sa bir dert, vur­ma­sa ay­rı bir dert... Çün­kü ik­ti­dar “Çö­züm sü­re­ci­ni, boz­ma­yın!” di­ye ta­li­mat ve­ri­yor. On­lar da boz­mu­yor­lar! Bu de­fa da “Bay­ra­ğı ne­den in­dirt­tin? He­sap ver!” di­yor, iyi mi?
Bu ta­vır, tüm as­ker­ler ve ko­mu­tan­la­rı için bir uya­rı ol­ma­lı­dır. Ak­si hal­de bu­nun ve­ba­li ağır olur!

* * * *

1991 yı­lı­nın Ma­yıs ayın­da Cum­hur­baş­ka­nı Tur­gut Öza­l’­ın Ye­ni Ze­lan­da ve Avus­tral­ya ge­zi­si­ne ka­tıl­mış­tım.
Avus­tral­ya­’nın baş­ken­ti olan Can­ber­ra­’da­ki muh­te­şem “Ça­nak­ka­le Sa­vaş Mü­ze­si­”ni gez­mek fır­sa­tı bul­dum.
Avus­tral­ya­lı­lar, Ça­nak­ka­le sa­vaş­la­rı­nı an­la­tan ha­ri­ka bir mü­ze yap­mış­lar...
Bu mü­ze­de Ata­türk, Meh­met­çik, sa­vaş si­lah­la­rı, Ge­li­bo­lu çı­kart­ma­sı­nın ya­şan­dı­ğı ye­ri an­la­tan tab­lo­lar, her şey var.
Ça­nak­ka­le Sa­vaş­la­rı, Avus­tral­ya ta­ri­hin­de önem­li bir yer tu­tu­yor.
Sa­vaş­ta ye­nil­dik­le­ri bü­yük ko­mu­tan Mus­ta­fa Ke­mal Ata­tür­k’­ün anı­sı­na park açan ve anıt di­ken Avus­tral­ya­lı­lar, emin olun, onu bi­zim bir ta­kım in­san­la­rı­mız­dan çok da­ha faz­la se­vi­yor, ona çok da­ha faz­la de­ğer ve­ri­yor.

* * * *

“Si­ze öl­me­yi em­re­di­yo­ru­m” di­yen Mus­ta­fa Ke­mal Ata­tür­k’­ün emir­le­ri­ni ye­ri­ne ge­ti­ren 57’n­ci Ala­y’­a ait san­cak bu­gün Avus­tral­ya­’nın baş­ken­ti Can­ber­ra­’da­ki “Ça­nak­ka­le Mü­ze­si­”n­de ser­gi­le­ni­yor.
Alay san­ca­ğı­nın al­tın­da­ki lev­ha­da İn­gi­liz­ce ola­rak şun­lar ya­zı­lı:
“Bu alay san­ca­ğı Ge­li­bo­lu sa­vaş ala­nın­dan ge­ti­ril­miş­tir ama tut­sak edil­me­miş­tir.
Türk Or­du­su­’nun mil­lî ge­le­nek­le­ri­ne gö­re, bir ala­yın san­ca­ğı, ala­yın son ne­fe­ri öl­me­den tes­lim edil­mez!
Bu san­cak, so­nun­cu as­ke­rin de şe­hit ola­rak al­tın­da yat­tı­ğı bir ağa­cın da­lı­na ası­lı ola­rak bu­lun­muş­tur.
Kah­ra­man­lık tim­sa­li ola­rak kar­şı­nız­da du­ran bu Türk alay san­ca­ğı­nı se­lam­la­ma­dan geç­me­yi­niz.
57’n­ci Ala­y’­ın, baş­ta ko­mu­ta­nı ol­mak üze­re ta­ma­mı 25-28 Ni­san 1915 ta­rih­le­ri ara­sın­da şe­hit düş­müş­tü­r”

* * * *

Ne­re­den ne­re­ye de­ğil mi?
Ça­nak­ka­le Sa­va­şı­’n­da, bü­tün bir alay şe­hit olu­yor fa­kat san­ca­ğı ye­re dü­şür­mü­yor. Son as­ker öl­me­den ön­ce o bay­ra­ğı bir ağaç da­lı­na ası­yor ve dü­şüp son ne­fe­si­ni ve­ri­yor!
Şim­di ise...
Da­ha faz­la yaz­ma­ya elim git­mi­yor, da­ha kö­tü söy­le­me­ye di­lim var­mı­yor sev­gi­li okur­lar!
Bu­gün as­ke­ri­mi­zi, bay­ra­ğı­nı bi­le ko­ru­ya­maz du­ru­ma ge­ti­ren si­ya­si­le­re ve on­la­rın oyun­ca­ğı ha­li­ne ge­len ko­mu­tan­la­ra ya­zık­lar ol­sun!

Sa­vaş he­li­kop­ter­le­ri!

Efen­dim ney­miş? Mil­lî im­kân­lar­la ge­liş­ti­ri­len T-129 ATAK ad­lı sa­vaş he­li­kop­ter­le­ri­nin Si­lah­lı Kuv­vet­le­r’­e tes­lim tö­re­ni Ka­ra Ha­va­cı­lık Ko­mu­tan­lı­ğı­’n­da ya­pıl­mış...
En mo­dern si­lah ve ci­haz­lar­la do­na­tıl­mış 3 adet T-129 ATAK he­li­kop­te­ri Si­lah­lı
Kuv­vet­le­r’­in en­van­te­ri­ne ka­tıl­mış...
Bun­la­rın hep­si iyi gü­zel de... İk­ti­da­rın si­ya­si ira­de­si (!) ne­de­niy­le as­ker ar­tık bir kış­la­nın bah­çe­sin­de­ki Türk bay­ra­ğı­na bi­le sa­hip çı­ka­mı­yor! Bir te­rö­rist ge­li­yor, du­var­la­rı aşı­yor, yar­dak­çı­la­rı­nın al­kış­la­rı ara­sın­da di­re­ğe tır­ma­na­rak bay­ra­ğı alıp gi­di­yor!
Si­ya­si ik­ti­dar te­rö­rist­le­ri şı­mart­tık­ça şı­mar­tıp, as­ke­rin eli­ni ko­lu­nu bağ­la­mak­ta...
Si­lah­lı Kuv­vet­ler bu güç­lü sa­vaş he­li­kop­te­ri­ni alıp ne ya­pa­cak, ne­re­de kul­la­na­cak ki?

Te­bes­süm

Üç böl­ge­den üç in­san...
Kö­yün bi­rin­de, ay­nı gün bir Kay­se­ri­li, bir Ka­ra­de­niz­li ve bir de Di­yar­ba­kır­lı öl­müş.
Köy­lü­ler üçü­nü de kö­yün me­zar­lı­ğına gö­tü­rüp göm­müş­ler. Fa­kat ak­şa­mü­ze­ri bir de bak­mış­lar ki, Ka­ra­de­niz­li me­za­rın­dan çık­mış ge­li­yor.
Şaş­kın­lık için­de “N’­ol­du ya­hu? Na­sıl çı­kıp gel­din?” di­ye sor­muş­lar. Ka­ra­de­niz­li:
“Ö­bür ta­raf da ay­nen bu­ra­sı gi­bi... Ze­ba­ni­nin eli­ne bir yüz li­ra sı­kış­tır­dım, be­ni ge­ri, gön­der­di.” di­ye ce­vap ver­miş.
Köy­lü­ler me­rak­la sor­muş­lar:
“Pe­ki, Kay­se­ri­li ne­re­de?”
“Ben ge­lir­ken Kay­se­ri­li el­li li­ra­ya ol­maz mı?’ di­ye ze­ba­ni ile pa­zar­lık ya­pı­yor­du.”
“Ya Di­yar­ba­kır­lı?”
“O da ‘Ben ver­mem, dev­let ver­sin! di­yor­du!”

Gü­nün Sö­zü

Tec­rü­be­le­ri­miz­le bi­li­yo­ruz ki, kim­se tec­rü­be­den ders al­mı­yor!”