“1982 yılında ekonomide güncel olayları basitleştirerek, mizaha büründürerek yazmaya başladım. Köşenin adı Olaylar Alaylar... Ekonomiyi sorgulayan yaşlı kadın Zehra Hanım Teyze idi...
Zehra, benim annemin adı. Annem gazeteleri benden önce okur, ilginç konularda beni uyarır, anlayamadıklarını basitleştirerek anlatmamı isterdi. Önemli konuları önce okuyup anladıktan sonra basit anlatma alışkanlığını böyle edindim.
Annem vefat edince, Zehra Hanım Teyze anlatımını Ayşe Hanım Teyze’ye dönüştürdüm. Ayşe Hanım 60 yaşın üzerinde, okuması yazması olan, eşini kaybetmiş bir Türk kadını. Kur’an okuyor, namaz kılıyor ama bunları gösteriş için yapmıyor. Atatürk’ü seviyor, Devrimlerine yürekten bağlı. Ayşe Hanım Teyzem kocasından emekli maaşı alıyor. İstanbul’da eski bir mahalledeki evinde yaşıyor. Politikayı ve ekonomiyi izler, haberleri kaçırmaz.
Ayşe Hanım Teyzem’den sonra en fazla emekli Ali Rıza Bey Amcam ilgi görüyor. İşçi Memed, bakkal Coşkun, şoför Rauf Baba, çiftçi Recep ve sekreter Sema pek ilgi görmedi...”
Prof. Dr. Güngör Uras, basınımıza özellikle de ‘Türk ekonomisine’ kazandırdığı sembol figür Ayşe Hanım Teyze’yi böyle anlatmış...
Türkiye’nin ve Sözcü Gazetesi’nin saygın ekonomi yazarı Ege Cansen ağabey, 2018 yılının 19 Ağustos’unda aramızdan ayrılan Güngör Uras’ın bilgeliğini çok güzel ifade ediyor: “Güngör aramızdan ayrıldığında 85 değil, 235 yaşındaydı! Çok görmüş, çok geçirmişti...”
Uras’ı yitireli dört yıl oldu... Dolayısıyla Ayşe Hanım Teyze’nin memleket ekonomisi hakkındaki düşüncelerini duyamıyoruz artık.
Ayşe Teyze en son 25 Haziran 2018’de konuşmuş! Uras, vefatından 24 gün önce Milliyet gazetesindeki köşesinin başlığında, “Ayşe Hanım Teyzem iyimser ve ümitli” diye yazmış.
Düşündüm, haddim olmayarak Ayşe Hanım Teyze’ye ben bir soru sorsam nasıl olur dedim... Dört yıl aradan ve Güngör Uras’tan sonra konuşur mu, konuşursa bugün geldiğimiz durum hakkında neler der?
Fakat önce ona ve tüm Ayşe teyzelere, Ali Rıza beylere, Recep efendilere, Sema hanımlara 25 Haziran 2018’in Türkiyesi’nden bir notum olacak...
Asgari ücret, vekillerin çifte maaşı, 5’er maaşlıları katıp kafa karıştırmayayım. O günlerde en düşük emekli maaşı bin 569 liraydı... Bu maaşla (bir dolar 4.58 kuruş olduğu için) 343 dolar alınırdı. Tanesi 183 liradan 8.5 gram, 302 liradan 5 çeyrek altın alınırdı. İstenirse bir Cumhuriyet, bir de çeyrek alınıp üste para kalırdı. Bir lira 25 kuruş olan ekmekten bin 255 adet ya da 5.38 liradan 291 litre benzin alınıyordu!
Notu paylaşıp terslenmeyi göze alıp soracağım!
Ayşe Hanım Teyzecim merhaba. Umarım sağlığınız, sıhhatiniz dört yıl önceki gibi yerindedir... Gerçi siz Güngör Beye aklınıza oturmayan mevzuları soruyor, o da hepimizin anlayacağı şekilde yazıp durum neyse gözümüze sokuyordu. Bu kez tersini yapayım izninizle, ben sorayım siz deneyimlerinizle yanıt verin, gerçeği sizin pencerenizden gösterin bize...
Dünya liderimizin yardımcısı Cevdet Yılmaz şöyle buyurmuş, demiş ki...
“Yaptıklarımızla (AKP iktidarını kastediyor) son 20 yılda Türkiye’yi dünyada alt orta gelir liginden üst orta gelir ligine kadar çıkardık. Yüksek gelirli ülkeler liginin de eşiğindeyiz! Birliğimiz, beraberliğimiz, kararlılığımız, istikrarımız çok ve hepsi de çok şükür mevcut!”
Saraydaki ikinci adam böyle derken, memlekette 15 Ağustos günü durum ve en düşük emekli maaşı ile alınanlar şöyle...
7 bin 500 lira ile 27 liradan 277 dolar alınabiliyor bugün! 4.5 gram ya da ancak 2.7 çeyrek altın alınırken 10 bin 825 lira olan Cumhuriyet altınına bakılıyor artık. Valilik yalanlasa da her yerde 8-10 lira olan ekmekten 940 tane alınıyor. Benzin dün 36.08 liraydı, bugün 1 lira 55 kuruş daha zam gelecek ve 37.63’e çıkacak. Anlayacağın senin maaş 199 litre benzine yetecek ancak!
Ne dersiniz Ayşe Teyzecim...
40 yıl değil sadece dört yılda emekli maaşından uçup gidenlerin zenginken ultra zengin olanların cebine girmesinden, maaştan 66 dolar, 4 gram altın, 2.7 çeyrek altın, Cumhuriyet altını, 315 ekmek ve 91 litre benzin eksilmesinden sonra ‘alttan ortaya’ ve ‘ortadan üst orta’ya geçip ‘yüksek gelir liginin eşiğine’ ulaşmış gibi hissediyor musunuz kendinizi, kızınızı, damadı ve torunlarınızı?
Aldığınız 7 bin 500 lira maaşı bozdurup bozdurup harcıyor, biriktiriyor ve her vakit namazından sonra bizi ‘yüksek gelir ligine getirenlere’ hayır dua ediyor musunuz(!)
Mahallenizde, şehrinizde, haberleri kaçırmadığınıza göre memleketimizde birliğimiz, beraberliğimiz ve istikrarımız iddia edildiği gibi mevcut mu?
Zaman ayırıp yanıtınızı bizimle paylaşırsanız çok sevinir, hem de rahmetli Güngör Uras’ı ölüm yıldönümü olan 19 Ağustos’tan önce sevgiyle anmış oluruz.