Zaten hassas bir denge üzerinde seyreden ekonomik gidişat, son yargı kararlarıyla iyice bozuluyor. Kur atağı nedeniyle döviz rezervinde iki günde meydana gelen erimenin 15 milyar doları aştığı tahmin edilirken, enflasyon ve faiz indirimi beklentileri hızla bozuluyor.  

Merkez Bankası dün panik halinde olağanüstü toplantı yapıp, döviz talebini azaltmak için, borçlanma faizini yüzde 46’ya çıkarmak zorunda kaldı.   

Kurların bir gün içinde yüzde 10’luk artışı görüp, gün sonunu yüzde 3.5-4’lük artışla kapatması, piyasalarda şok etkisi yarattı. Dün kurların, salı günkü seviyelerine geri dönmesi beklenirken, bunun olamadığını gördük. Merkez Bankası’nın kurlardaki artışı durdurmakta zorlandığı görüldü.  

Merkez Bankası bu nedenle dün, döviz talebini ötelemek için, “TL karşılığı vadeli döviz verme” yolunu açtı. Bunun yanında dövize alım yaratacak TL talebini azaltmak için de depo ihalesi yapmaya başladı. Bu nedenle fonlama faizi dün yüzde 43.64’e kadar çıkarıldı. Bu oran da yetmeyince dün Merkez Bankası olağanüstü toplanıp, gecelik faizi yüzde 46’ya çıkardı. 

Döviz talebini frenlemek için alınan bu önlemlere rağmen Merkez’in kuru tutabilmek için rezervlerden satışa devam ettiği görüldü. Çarşamba günkü 10 milyar dolar civarındaki erime olmasa da, dün de rezervlerde düşüş yaşandı. Bir gün içinde yüzde 10’luk kur artışının görülmesi yabancıları tedirgin etti. Yabancı çıkışının devam etmesi Londra’daki TL faizini yüzde 136’ye çıkardı. HSBC dolarizasyonun yeniden başlama riskinin öne çıktığını söyledi. 

Yabancıların yıl sonu enflasyon ve faiz beklentilerini, son iki günde, hızla yukarı revize ettiklerini görüyoruz. Yüzde 28-29’luk yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 30’un üzerine çıkmaya hemen başladı. Yıl sonu politika faizinin yüzde 30’a ineceği beklentisi ise hızla yüzde 35’e yükseldi

Önümüzdeki dönem yabancı ve yerli yatırımcıların beklentilerindeki bozulmanın devam etmesi bekleniyor. İçeride reel sektör ve vatandaşın enflasyon beklentileri de bozulacak. O nedenle “yılsonu enflasyon oranının yüzde 30’un altına inme ihtimali kalmadı” bile diyebiliriz. 

DURGUNLUK GÜNDEME GELEBİLİR 

Kurlar hızla geri dönmezse, enflasyona etkisi büyük olacak. Eski seviyelerine dönse bile şok kur artışı unutulmayacağı için, enflasyon beklentisi bozulacak. 

Yıllık enflasyonun yüzde 39.05, 2024 Mart TÜFE artışının yüzde 3.16 olduğu göz önüne alınırsa, mart verileriyle yıllık enflasyon yeniden artışa geçebilir. 

Beklentiler nisanda beklenen faiz indirim kararın etkileyecek. Piyasalar nisanda 2.5 puanlık indirimin devam etmesini, haziran ve temmuz toplantılarında Merkez’in indirim oranlarını azaltmasını bekliyordu. 

Siyasi yönü açık son yargı kararları ardından, faiz indirimlerinin tehlikeye girdiği söylenebilir. Kurdaki gidişata bağlı olarak, birkaç gün içinde “Nisanda faiz indirimi yapılamaz” yorumları artacak. Yabancılardan “faiz düşüşü değil artırım yapılması gerekir” sözlerini bile duymaya başlayacağız. 

Reel sektördeki sıkıntıların iyice ağırlaştığı, üretimin zayıfladığı bir dönemde “iktidarın faiz indirimlerine devam edilmesini isteyeceği” çok açık. Şimdiden “Merkez Bankası’nın nisan faiz kararı çok zor olacak” diyebiliriz. Buna rağmen faiz indirimlerinin devam etmesi halinde dövize talebin yeniden canlanması kaçınılmaz görülüyor. “Dövize talebin yüksek seyrettiği bir süreçte faiz indiriminin çok zor olacağını” geçmiş deneyimlerden biliyoruz. 

İşte bu aşamada faiz indirimlerinin, mecburen durmasıyla birlikte “durgunluk ihtimali” nin gündemimize oturması kaçınılmaz olacak. 

Özetle; iktidar bile bile, bir kez daha, ekonomiyi büyük tehlikeye soktu.