Murat AYDIN / SÖZCÜTürkiye’de öğretmen eğitiminin eksikliği herkes tarafından kabul ediliyor. Eğitimciler, gibi siyasetçilerde öğretmen eğitiminin yeterli olmadığını kabulleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son zamanlarda yaptığı konuşmalarda öyle algılar yaratıyor ki, sanki 15 yıldır bu ülkenin başında kendisi yok! FOTO: DHA
Dün 30 bin öğretmen ataması yapıldı. Türkiye’de yaklaşık 250-300 bin öğretmen atama beklerken, bu atama ile ilgili birde tören düzenlendi. Belli ki tören Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talebiyle yapılmış. Yoksa bu öğretmen atamalarında mülakat yok, kura yok. Tamamen daha önce girdiği Alan Bilgi Sınavından aldığı notlarla sıralanarak yapılacak bir atama… Evet atamalar yapıldı…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son zamanlarda yaptığı konuşmalarda öyle algılar yaratıyor ki, sanki 15 yıldır bu ülkenin başında kendisi yok! FOTO: DHADün 30 bin öğretmen ataması yapıldı. Türkiye’de yaklaşık 250-300 bin öğretmen atama beklerken, bu atama ile ilgili birde tören düzenlendi. Belli ki tören Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talebiyle yapılmış. Yoksa bu öğretmen atamalarında mülakat yok, kura yok. Tamamen daha önce girdiği Alan Bilgi Sınavından aldığı notlarla sıralanarak yapılacak bir atama… Evet atamalar yapıldı…
Yeni öğretmen adayları Cumhurbaşkanı’ndan hem tarih hem eğitim dersini aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlatımları bile öğretmenlik mesleğinin ne kadar basitleştiğini, öğretmenlik için başvuru yapanların toplum üzerindeki izlenimlerini ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı, Öğretmen adaylarına diyor ki; “Bu işi iş için, ücretli bir çalışan olmak için seçtiyseniz olmaz”.
Böyle bir vurgu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aklına nereden geliyor. Evet, "nereden geliyor?" diye sormalıyız kendimize… Bizim gibi bu ülkeyi yaklaşık 15 yıldır bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasetçiye verilmemiş halk desteği ile tek başına yöneten Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da düşünmeli! Ben düşündüm ve fikrimi paylaşacağım…
Evet, öğretmenlik mesleği ile ilgili Türkiye’de eskiden olduğu gibi aktif bir şekilde öğretmen okulları olsa, bu okullardan mezun olanlar öncelikli olarak eğitim bilimleri fakültelerine girebilse, bu liseler ve fakültelerde bilginin yanı sıra öğretmen adaylarına öğretmenliğin sadece bilgi sahibi olmaktan öte toplum liderliği olduğunu anlatabilse… Ve bu çerçevede öğretmenler yetişmiş olsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp öğretmen adaylarına böyle bir serzenişte bulunamazdı.
Her ne kadar eğitimde çağ atladığımızı anlatsa da, arada ortaya koyduğu bazı gerçekler temelin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor.
Evet Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi bu gün tüm illerimizde üniversite var. Varlığı çok güzel. Ya eğitimi… Bunlar tartışılır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orta öğretim yıllarında Türkiye’de lise mezunu olmak çok önemli bir eğitim seviyesiydi. O yıllarda lise mezunu olabilen gençler, işsiz kalmaz kapışılırdı. Çünkü o günün şartlarına göre onlar okumuş insanlardı. Okumuşluğun ötesinde çok özellikleri de yoktu.. Ama bugün O kadar üniversitemizden mezun olan gençlerimiz işsiz kalıyor.
Bu neyi gösteriyor… Bu verilen eğitimin gelinen dünya ve ülkemiz şartlarında yeterli olmadığını gösteriyor.
Öğretmen adaylarının farklı kriterlere göre yetiştirilip atanması lazım. Sadece bilgi bir kişinin öğretmenlik yapması için yeterli değildir. Öğretmen, insan ilişkileri konusunda da son derece iyi bir şekilde yetiştirilmeli, psikolojisi buna uygun olan insanlardan seçilmeli. Bir öğretmenin atanması için psikolojik testlerden bile geçirilmesi gerekir.
Bir öğretmen adayının üniversite sınavlarında en yüksek puanla fakültelerine girebilmesi mesleği değerlendirecektir.
Yine öğretmen olmuş bir kişinin ülke bazında ekonomik şartları en iyi şekle getirilmelidir.
Öğretmen gelişen dünyada kendisini sürekli yenileyebilmeli, geçim derdi ile uğraşmamalıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son zamanlarda yaptığı konuşmalarda öyle algılar yaratıyor ki, sanki 15 yıldır bu ülkenin başında kendisi yok, 1 Kasım’dan sonra iktidar olmuş gibi konuşuyor.
Fatih projesi ve akıllı tahtalardan bahsederken, “Biz karbon kağıtlarıyla eğitim gördük ama bugün bunları yapıyoruz” diyor. Öyle bir algı pompalıyor ki, o zamanlarda akıllı tahta ve tabletler vardı ve öğrencilere verilmiyordu. Şunu diyebilse, “Bakın biz dünyadaki teknolojiyi takip ediyoruz, çocuklarımızın gençlerimizin yolunu açtık, onlara kurduğumuz teknoloji laboratuvarlarında bu kendimize özgü tablet ve tahtaları ürettik. Bu icat Türk gençliğinin icadıdır. Bu da bizim desteğimizle yapıldı” diyebilse anlayacağım…
İşte böyle… Yorum sizin…
