Futbolda transfer yasaldır, normaldir, ahlâkîdir!

Ya siyasette?

Yasal olarak bir sakınca yok tabii ki... Fakat, ahlâkî midir?

Millet adamlara “muhalefet yapsın” diye oy veriyor, onlar ise seçmenlerine ihanet edip, iktidar partisine yamanıyorlar!

Milleti düşündükleri yok! Menfaatlerini orada görüyorlar.

Karakterleri öyle!

Bazı kişiler siyasete ilkeleri, vatan ve millet sevgileri için değil, kişisel çıkarları için giriyor, politikayı kendi menfaatlerine basamak yapıyorlar.

Bunlar öyle ahlâklıdır ki (!) aylarca, yıllarca sövdükleri, her türlü hakareti yapıp suçladıkları partilere geçip, bu defa onları övmeye başlarlar. Transfer oldukları partinin başkanına öylesine övgüler düzerler ki her taraf vıcık vıcık yağ kokar!

Siyaset yalnız bizde değil, yeryüzünün genelinde “fırıldaklar” dünyasıdır!

★★★

Yağdanlık siyasetçileri dinleyen parti başkanlarının zevkten ağızları kulaklarına varır.

O abartılı yağcılığa inanmasalar bile hoşlanır, tatlı tatlı gülümserler. Ancak o güvenilmez milletvekillerini ilk seçimde kapı dışarı ederler.

Çünkü bilirler ki, seçildikleri partiye ihanet edenler, günün birinde kendisini de satacaklardır! Onlardan sadece geçici bir süre faydalanmak gerekir!

Bugünün olayı değil bu işler... Siyasette uzun yıllardan beri (en az 60-70 yıldır) çok örneklerini gördük.

“Milletvekili transferi” denilince aklıma hep 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Başbakanlık döneminde yaşandığı anlatılan bir olay gelir.

★★★

Demirel’in lideri olduğu partiye rakip partiden bir milletvekili transfer edilir.

Bunu haber alan bazı partililer hemen Demirel’e koşarlar:

“Efendim, o şerefsiz milletvekili bizim partiye girmiş...”

“Doğrudur. Bize müracaat etmiş, ben de tamam alın’ dedim.”

“Fakat nasıl olur efendim? O adam sabah-akşam bizim partiye küfreden, hakaretler yağdıran, iftiralar atan karaktersiz herifin biridir...”

Demirel hafifçe tebessüm eder:

“İyi ya işte... Şimdi onu bizim bahçenin kapısına bağlayacağız. Sabah akşam karşı tarafa küfredecek!”

Trump’ın Grönland’ı işgal sevdası dünya için tehlikeli

ABD Başkanı Trump, kelimenin tam anlamıyla çılgın...

Dengeli bir lider onun yaptıklarını yapmaz!

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile karısını yataklarından aldırarak kaçırtan Trump şimdi “Kanada’yı Amerika’nın 51’inci eyaleti yapacağım” diyor.

Olacak iş değil tabii ki...

Kanada bağımsız bir devlet... Neden senin eyaletin olsun?

Bir de Grönland olayı var. Bu, daha da yakın tehlike!

Grönland, Kuzey Kutbu’na yakın kocaman bir ada... 2 milyon 166 bin kilometrekare... Buzlarla kaplı... Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge...

Trump şimdi oraya göz dikti:

“Grönland’a ihtiyacımız var. Amerikan çıkarları için hayati öneme sahip. Güzellikle vermezlerse zorla alırım” diyor... Çılgınca bir tehdit bu...

Danimarka Başbakanı Frederiksen haklı olarak:

“Grönland bizimdir. Danimarka bir NATO ülkesidir. Eğer NATO’nun patronu Amerika bir NATO ülkesi olan bize saldırırsa NATO biter!” diyor.

Ancak... Bir şeyi unutuyor Danimarka Başbakanı... NATO’nun kuralları ABD isterse çalışır, istemezse çalışmaz!

ABD Grönland’ı zorbalıkla ele geçirebilir. Nitekim Trump’ın Politika Danışman Yardımcısı Stephan Miller “Grönland Amerika’nın olacak ve kimse bu konuda ABD ile savaşmayacak!” dedi.

Tam bir zorbalık, hatta gangsterlik bu!

Amerika Grönland’ı işgal ederse Avrupa Birliği ne yapar? Oturup seyreder mi? Yoksa savaşır mı? Bunu o zaman göreceğiz!

Ben şahsen Avrupa Birliği’nin ABD’ye karşı çıkabileceğine hiç ihtimal vermiyorum. Bu zorbalığa boyun eğmesi kuvvetle muhtemeldir!  

GÜNÜN SÖZÜ

Bazı toplumlar fırtınalı havada oraya-buraya koşan çobansız sürüye benzerler!