Sevgili okurlarım hemen kısaca belirteyim, içinde yaşadığımız Türkiye artık eski Türkiye değil. Neresinden baksak manzara aynı. Başımızda taa 2002 yılından bu yana aynı iktidar var. 20 yılı aşkın bir süre...
Bu süre içerisinde çok şeyler yaşadık, çok olaylara tanık olduk ama işler hep kötüye doğru gitti... Ve bundan sonra da öyle olacak.
Yazacak çok şey var ama ‘en basitinden’ başlayalım.
Çevrenizdeki gençlere bakın, onları dinleyin. Örneğin lise öğrencileri, üniversite öğrencileri, asgari ücretliler ya da işsizler...
Sorun onlara bakalım, bundan sonraki yaşamlarını ya da eğitimlerini nerede ve nasıl geçirmek istediklerini, onların ağzından duymuş olun.
Acaba içlerinden kaç kişi “Ben memleketimde yaşamak istiyorum, burası iyidir” diyecektir!
Hayır, tam tersine yanıtlar alacaksınız. Hemen hepsi yurt dışına gitmek, orada çalışmak veya okumak istediğini açıkça söyleyecektir.
Çevrenizdeki genç insanlardan alacağınız yanıtı muhtemelen siz de biliyorsunuz. “Yurt dışında olmak isterim çünkü burada geleceğim yok” yanıtı alacaksınız.
★★★
Biz eskiden böyle değildik. Kendi adıma söylüyorum, ben bunu söyleyen gençlere çok kızar ve hatta o kadar ileri giderdim ki, onları bazen ‘hainlikle’ suçlardım!..
Bu memleket seni yetiştirmiş, sana mutlaka bir şeyler vermiş ama sen kaçmaya çalıyorsun der, bunun ayıp olduğunu söyler ve eleştirirdim.
Bu fikrim şimdi 180 derece değişti.
Yurt dışına gidip oralara yerleşmek isteyenlere, kim olursa olsun, genç ya da orta yaş grubundan olsun hep aynı şeyi söylüyorum...
“Git arkadaş, burada kalma. Bir çaresini bul ve git.”
★★★
Benim bunları söylemem veya söylememem zaten hiçbir şeyi değiştirmez ki...
O insanlar, milyonlarca insanımız şimdi bütün gücüyle ‘kaçabilmek’ için çaba harcıyor.
Karşılarına bir sürü engel çıkıyor. Örneğin vize sorunu var.
Başta AB üyeleri olmak üzere dünyanın hiçbir uygar ülkesi Türklere vize vermek istemiyor.
Onlardan vize alabilmek bile baştan sona bizi aşağılayıcı bir süreç.
O ülkelerin temsilciliklerinin kapısında her gün vize kuyrukları var.
İşin ilginç yanı, bu memleketi yönetenlerin çocukları da dışarısını istiyor! Eğitimlerini oralarda tamamlamanın ya da iyi bir iş bulup çalışmanın onlar da peşinde.
İşin başka bir boyutu daha var!
Bizim Yemen türküsünde olduğu gibi ‘giden gelmiyor acep nedendir!..’
Nedeni belli!
Askerimiz Yemen’de mahvolmuş, vatan hasretiyle yanardı. Onlar kaçmamış, oralara kendi istekleriyle gitmemiş, Yemen ellerinde can vermişlerdi. Şimdi ise durum çok farklı.
Sayısını elbette bilemeyiz ama milyonlarca insanımız hep aynı şeyi düşünüyor...
“Ahh, kapağı dışarıya bir atabilsem.”
★★★
Başımızdaki bu iktidarın memleketi ne duruma düşürdüğünün bir sürü göstergesi var.
Yurt dışına gidip oralarda okumak ya da yerleşmek, hatta eğer mümkün olursa bir iş bulmak insanlarımızın en büyük özlemlerinden biri oldu...
Ve düşünün, geçmişte bu gibileri ‘hainlikle’ suçlayan benim gibiler bile onlara artık ‘git kardeşim’ diyebiliyorsa, içten gelen destek veriyorsa bu iş zaten bitmiş demektir.
Peki ama özellikle genç kesim niçin kapağı dışarıya atmanın peşinde?..
Çünkü ne yaparsa yapsın, isterse ağzıyla kuş tutsun, burada geleceğinin olmadığını artık biliyor.
Varsayalım yüksek okul diplomasını cebine koydu ve sıra iş aramaya geldi.
Başvurduğu iş kapılarının çoğunlukla kapalı olduğunu görecek.
Dahası, torpil olmadan işe giremeyeceğini orada bir kez daha anlayacak. İster istemez torpil arayışları başlayacak.
Ya da yazılı sınavları başarırsa, bu kez karşısına, adına ‘mülakat’ denilen bir hilkat garibesi çıkarılacak. Torpili eğer yoksa kendisine birtakım sinir bozucu sorular sorulacak ve zaten elenecek.
★★★
Bizim dönemlerimizde adına yurtseverlik denilen bir kavram vardı. Şimdi her şey tersyüz edildi, kavramlar değişti.
Bazıları için yurtseverlik özellikle futbolda tribün yurtseverliğine dönüştü.
Eğer milli takım kazanır ya da başarıya ulaşırsa ahali sokaklara dökülüyor, ellerinde bayraklarla zafer çığlıkları atıyor.
Ama öbür taraflarda neler olduğu çoğunun umurunda bile değil.
Memleket soyuluyormuş, büyük yolsuzluklar oluyormuş, fiyatlar anormal bir biçimde yükseliyormuş, sokaklar çetelerin elinde kalmış, her gün cinayetler işleniyormuş, zamlar birbiri ardına vatandaşın kafasında patlıyormuş,..
Cılız sesler dışında hiçbir tepki yok... Çünkü bu iktidarın taktiği tuttu! Vatandaş öylesine korkutuldu ki ses veremiyor.
Geçtiğimiz yıllarda Mısır’da ekmek fiyatına zam gelmişti. Fellahlar sokağa indi, kıyametler koptu ve hükümet zammı geri çekmek zorunda kaldı.
Bir de bize bakın!