Öncelikle şunu yazmam lazım, bu havada o stada giden iki takım seyircisine de helal olsun. Gerçek taraftar bunlar. Polislere de bir paragraf açmak lazım. Orada görev yapan polis arkadaşlar kaçar para alıyorlar? O kadar saat görevdeler, yağmurda çamurda, ayakta duruyorlar, karşılığını alabiliyorlar mı? Futbolcular milyon Euro’lar alırken benim polisimin çaya simite görev yapmasına gönlüm razı olmuyor.

Galatasaray kimse ne olduğunu anlamadan maça golle başladı. Ondan sonra sarı-kırmızılılar durdular. Karagümrük ayağa top yaptı, boşa kaçtılar ve çok akıllı bir futbol oynadılar. Golü de buldular. Golde yine Galatasaray defans anlayışının büyük hatası vardı. Rakibe topu erken başlattırdılar, bu zaten bir hataydı. Topu süren adamla Abdülkerim’in arasında 2 metre var. Rakip sahaya atsa kendisini Karagümrüklü futbolcu ofsayta düşecek. Ama anlaşılıyor ki Abdülkerim maçta değil.

Peki ikinci yarıda Galatasaray iyi miydi? Yine hayır! Tamamen bireysel beceri, 5 dakikalık bir rüzgarla iki gol bulup işi bitirdi. Karagümrük’ün gittikçe pili bitti, Galatasaray da rahat rahat 3-1’e getirdi. Arkadaşlar Galatasaray lider takım oynadıkları Karagümrük son sırada. İnsan çok başka şeyler bekliyor ama maalesef göremiyorsunuz. Okan muhakkak bir bahane bulacaktır. Saha, zemin, hakem, Şampiyonlar Ligi diyecek. Senin Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerin aynı maçları oynamıyorlar mı? İngilizler kaç takımla oynuyorlar Şampiyonlar Ligi’nde. Hiç öyle bir bahane duyabilir misiniz onlardan. Biz ise sürekli ağlıyoruz.

Hani Galatasaray’da iyi oynayanları sayalım diyorum hadi Sara iki gol attı, gol olacak yerlere girdi. Peki diğerleri? Diğerleri yoklar.

Hakemlik hiçbir şey olmadı ama Barış Alper bir pozisyonda kendisini yere attı. Hastalık hala devam ediyor onda.

Şampiyonlar Ligi’ni düşündüler ve kontrollü oynadılar diye iyi niyetli bakalım ve başarılar dileyelim City maçında.