Kimse onun gibi cesur olamadı.

Kimse onun kurduğu cümlelerin zeka parıltılarından kendini alamadı.

Müjde Ar bu ülkenin sahip olduğu gerçek kültür hazinelerinden biri.

Ama kitleleri etkileme gücü ve söylediklerinin ülkenin muhafazakarlarının hiç ama hiç hoşuna gitmeyişi onun bize ulaşım yollarını tıkadı.

E kolay mı bu ülkede hem kadın olup hem çok zeki olmak.

Zaten kadınsan mücadeleye bir sıfır mağlup başlarsın medyada.

Erkek rakiplerinden deha geç yükselir, onlardan daha az para kazanırsın.

Onlardan daha çok çalışman ve daha çok şey bilmen gerekir.

Çünkü bir kriz anında erkek yöneticiler birbirlerinin sırtını sıvazlarken sen bir kadın olarak en açık pozisyonda yakalanıverirsin krize.

Müjde Ar gibi kadınlar ise tam baş belasıdır, korkmaz, geri adım atmaz ve iki lafıyla karşısındaki çırılçıplak bırakıverir.

Bu nedenle Müjde Ar susturulduğunda kimsenin çıtı çıkmadı.

rahsan-gulsan-sli-2

Dün Hürriyet’ten Ahmet Hakan’ın röportajı Müjde’yi ne kadar özlediğimi hatırlattı.

Ve ekranların muhalif seslere iyi kötü açık olduğu günleri ne kadar özlediğimi.

Müjde’yi susturmak için dandik bir dava bulunmuş.

Demokles’in kılıcı gibi de bir karar çıkmış.

Kuyruğunu dik tutmaya çalışıyor ama satır aralarında burukluğunu sezebiliyorum.

Susturulurken yaşadığı yalnızlığı, haksızlığa uğramış insanların o sakin protestosunu seziyorum.

Ama enseyi karartmıyorum.

Aysel’in cenazesinde kulağıma söylediği cümleleri hatırlıyorum.

Aysel beni çok severmiş ve benim gibi kadınlar için “Benim Cesur Kadınlarım” dermiş.

Biliyorum Müjde de Aysel’in cesur kadınlarından.

Bugün hileyle hurdayla susturulmuş olabilir.

Hepimize kırgın da olabilir.

Ama biliyorum ki kalbi attığı ve o hayranı olduğum zekası bizimle olduğu sürece düşünmeye ve üretmeye devam edecek.

Bu yıl 40 yaşıma gireceğim.

Geçmişe bakıp beni ben yapan, bana birey bilinci aşılayan isimleri düşünüyorum.

İlk önce Duygu Asena geliyor mesela.

Hayatımdaki her türlü ataerkil düşünceyi alt üst isimdir.

Sonra Sezen Aksu var mesela.

Aysel Gürel ve tabi ki Müjde Ar da bu kısa listenin vazgeçilmezleri.

Kadını erkeğe eşit görmeyenlerin Müjde ve benzeri kadınları susturmakta aceleleri bu yüzden.

Basındaki kadın yazar kıyımları da hep bu yüzden oldu.

Bu nedenle Müjde Ar’ın susturulmasını, kırılmasını ciddiye alıyorum.

Ve tüm kalbimle görsel basına geri dönmesini umut ediyorum.

Kim bilir belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda...

 SİLSİLE VE İTİRAZIM VAR

Öncelikle aramıza yeni katılan sinema yazarı arkadaşım Burak Göral’a hoşgeldin demek istiyorum.

Açıkçası bu şahane harekette minicik benim de katkım var.

Burak, geniş kalabalıkların her zaman da çok ilgisini çekmeyen sanatsal filmlerin yanı sıra popüler sinemaya da keyifle yaklaşabilen az sayıdaki sinema eleştirmeninden
biri bana göre.

Bu nedenle çok keyif aldım kendisini renklerimize bağlamış olmaktan.

Dün geçen yılın en sevdiği yerli filmler listesine bakınca iki filmi yeniden anımsadım.

Bunlardan biri Onur Ünlü’nün filmi İtirazım Var.

 

Günümüz için çok riskli olan bir konuda, bir imamın etrafında şahane bir polisiye-komedi hikayesi çekmeyi başarmış.

Bunu yaparken de sevdiğimiz ne kadar Onur Ünlü hikaye elementi varsa yüksek bir işçilikle serpiştirmiş filme. Tabii Serkan Keskin’in hastası olduğum oyunculuk performansını da unutmamak gerek. İzlemediyseniz ne yapın edin izleyin derim.  Bir diğer film de Silsile.

Ozan Açıktan, ilk yönetmenlik denemesinde adeta döktürmüş.

Bu film belki de Türk Sineması’nda izlediğim enn güzel çekilmiş parti sahnesiyle açılıyor. Olaylar Karaköy’de öyle bir “silsile” ile geçiyor ki koltuğa yapışıp kalıyorsunuz.

Nehir Erdoğan oyunculuğunun zirvesinde bir performans sergiliyor filmde. Ve yine Serkan Keskin muhteşem!

Bu iki film geçen yıl bana Popüler Türk Sinemasına dair umut verdi.

İşte bu yüzden nükleer işi bize sakat

Korkunç bir haber.

Kocaeli Körfez bölgesinde bir beton fabrikasında gerçekleşmiş olay.

50 yaşındaki bir fabrika çalışanı, betonu karıştıran dev mikser durunca içine kedi girmiştir deyip mikserin içine girmiş.

Onu görmeyen arkadaşı da yanlışlıkla mikseri çalıştırınca zavallı işçi korkunç bir şekilde hayatını kaybetmiş.

Çok tatsız bir olay.

İronik tarafından bakarsak bir fıkra gibi ama değil.

Bir insanın canına mal oldu.

rahsan-gulsan-sli

İş güvenliğine bakışımızı özetleyen talihsiz bir vaka.

Ama biz böyleyiz.

Doğaya vereceği hasar bir yana, insanımızın iş güvenliğine bakışı beni nükleer santral konusunda daha da septik kılıyor.