Göztepe gibi iyi defans yapan ve evinde sadece Trabzonspor karşısında kaybeden bir takım karşısında hemen golü bulmak, ‘maçın psikolojik zorluğunu üzerinden atmak’ demekti.

Sane’nin duran topta Barış Alper’in tam kafasına gönderdiği top ile Galatasaray rahatlamıştı.

Göztepe kendi evinde temaslı oyunu seven ve yeri geldiğinde iyi pres yapan bir takım. Golün getirdiği moral bozukluğu uzun sürünce ve İlkay’ın orta girişiminde top, savunma ile temas edince ikinci gol gelmişti.

‘Maç stresli geçecek, her an her şey olabilir’ düşünceleri kaybolup gitmiş görünüyordu. Okan Buruk’un beklenen ve uyguladığı 11 değişimi meyvelerini vermişti.

İkinci yarı Göztepe beklediği golü Juan ile erken buldu. Göztepe çok iyi baskı kurmuştu. Çıkamayan Galatasaray topa hakim olamazken, Göztepe çok önemli fırsatları harcıyordu.

Okan Buruk’un takımında ikinci yarıda panik havası başlamıştı. Göztepe bu ortamdan istediği beraberlik golünü bulamadı. Lemina, attığı golle takımını krizden çıkarmıştı.

Esasında ilk devre Sallai iki önemli fırsatı kaçırmasa, Galatasaray maçı çok önceden bitirirdi. Galatasaray mükemmel oynamadı ama ligde son haftalara girilirken bu tip zor deplasmanlarda kazanmak çok önemli...