Tütün, pamuk, üzüm, incir ve sayısız ürün, türlü madenler... Dünyanın iştahını kabartan zenginlikler İzmir’in ihraç kalemleriydi. Kervanlarla İzmir Limanı’na taşınıp Avrupa’ya gidiyordu.
İzmir, deve yüküyle gönderdiği vergiler açısından Osmanlı için ve zenginlik kaynağı ürünlerinden ötürü Avrupa için hayati önemdeydi! Bu yüzden İzmir, her milletten ama özellikle İngiliz ve Fransız tüccar kaynıyordu.
İngiliz tüccarlarının en büyük engeli ise ulaşımdı! Acil demiryolu gelmeliydi!
Böyle düşünenlerden biri, İngiltere’deki aile şirketinin İzmir kolunu geliştirmek için gönderilen, kısa boyundan ötürü Türkler’in ‘Küçük Büyük Adam’ dediği Charlton Whittall’di.
Küçük Büyük Adam, şu sözleriyle İngiliz hükümetine yön verdi: “İlk adım demiryolları yapmak olmalı! Bu demiryolları İngilizler tarafından yapılacak, İngilizler tarafından işletilecek ve İngilizler’in malı olacak! Demiryolu şirketleri muhtar cumhuriyetler biçiminde gelişecek...”
Dediği gibi oldu!
Anadolu’da ilk demiryolu İzmir-Aydın arasında yapıldı. Hattın imtiyazı 1856 yılında İngilizler’e verildi. Sarayköy ve Dinar’a doğru uzatıldı. İzmir-Kasaba (Turgutlu) hattının imtiyazını da İngilizler aldı! Bu hat, Ankara’ya dek uzanacaktı...
Her türlü gelişmeyi 100 yıl, 200 yıl geriden takip eden Osmanlı, demiryolu işini sömürgeciler sayesinde yakından takip etti! Almanya’da 1835’te açılan ilk demiryolu hattından sadece 21 yıl sonra İzmir-Aydın hattı açıldı.
Osmanlı’nın İngiliz şirketlere verdiği imtiyazlar ‘kısaca’ şöyleydi...
Demiryolu için gerekli mallar gümrük vergisi ödenmeden İngiltere’den gelecek. Osmanlı’ya ait topraklar, madenler, ormanlar bedava kullanılacak. Şirket hattın 45 kilometre sağında, 45 kilometre solunda kalan tüm madenlerin işletme hakkına sahip olacak. Şirket yönetimine karışılmayacak. Rekabet edecek yeni şirket kurulamayacak!
İngilizler’in yaptığı yol kolonyal tarzıydı! Avrupa’daki demiryolu hatları standart dümdüz ilerlerken, İzmir ve çevresindeki demiryolunun standardı falan yoktu; bir ağacın dalları gibiydi! Demiryolu üzüm için başka bir yöne, zeytin için başka bir yöne, incir için geriye gidip ne varsa topluyor, İzmir limanına taşıyordu!
***
Osmanlı, şirketlere ‘ne istedilerse’ verdi. Gayet iyi tanıdığımız, kilometre garantisi!
Demiryolu şirketi garanti edilen karın altında kar ederse, ‘aradaki fark’ devlet tarafından ödeniyordu! Osmanlı, bir ya da birden çok şehirden aldığı toprak vergisini karşılık olarak gösterdi. Bu vergiler yetmezse, ki çoğu zaman yetmedi. Başka ülkeden alınan borçla ödendi!
Osmanlı’nın ayağına giyecek çorabı olmayan fakir yurttaşları 1900 ve 1911 yılları arasında 7.5 milyon Osmanlı Akçesi kilometre garanti farkı ödedi!
Kurtuluş Savaşı devam ederken Atatürk’ün girişimleriyle “İşletme Umum Müdürlüğü” kuruldu. Savaş bitti, şirketler yabancılardan satın alındı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları doğdu!
***
İngilizler’in İzmir-Aydın demiryolu imtiyazını 1856 yılında almasının üzerinden 160 yıl geçmişti ki, 2016’da İzmir-Ankara hızlı tren hattı ihalesini 879 milyon lira bedelle Tekfen ve Doğuş İnşaat kazandı. Demiryolu 2019’da açılacaktı.
Fakat, her ne hikmetse ortaklar aldıkları ihaleyi feshetti!
2020’de yeni bir ihale açıldı. İşi, 2 milyar 163 milyon euro diyen ERG İnşaat kazandı...
Ve geçenlerde gecenin kör saatinde İngiltere Ticaret Bakanlığı bir açıklama yaptı, İngiliz Reuters ajansı da anında şu haberi servis etti: “İngiltere İhracat Kredisi Kurumu, 503 kilometre uzunluğundaki İzmir-Ankara hızlı tren hattının yapımına 2.1 milyar euro kredi sağlayacak!
İngiliz Ticaret Bakanı Trevelyan şöyle dedi kredi için: “Alt yapı alanında İngiltere’nin verdiği en büyük kredi! Türkiye, İngiltere için hayati önem taşıyan bir ticaret ortağıdır...”
Aynı gece yarısı haberinde bizim gözleri ışıl ışıl parlayan Maliye Bakanı da bir şeyler söyledi, “İngiltere ile işbirliğimizi gelecekte daha da güçlendirmeyi umuyoruz” falan dedi.
Haberin son bölümü bilgi doluydu! “İzmir-Ankara projesinde İngiltere’de üretilen yüz milyonlarca sterlin değerinde demiryolu sistemi, sinyalizasyon ve elektrifikasyon ekipmanı kullanılacak.”
***
İngilizler’in demiryoluna verdikleri hızlı kredi ne tesadüf değil mi?
E, tren hızlı olunca raydan çıkıyor insanın aklı!
Eskinin buharlı lokomotiflerinden, günümüz hız yapan trenlerine... Galiba bu topraklarda değişmeyen tek şey, üzerinde yaşayanların kaderi! Millet 166 yıl önce de garanti vergisi ödemiş, genç Cumhuriyet dönemi hariç bugün hala ödüyoruz, İngiliz kredisiyle döşenecek rayların uzunluğuna bakılırsa yarın da ödemeye devam edeceğiz!