Piyasalar açısından geçen hafta kabus gibi geçti. Özellikle haftanın son gününde hızlanan döviz rezervlerindeki erime ve hisse senedi piyasalarındaki düşüşün, önümüzdeki günlerde devam edip etmeyeceği en büyük merak konusu. 

Bir önceki hafta yüklü döviz girişi yaşandığı için döviz rezervleri tepe noktaya ulaştı. Ancak geçtiğimiz hafta rezervlerde yeniden erime başladı, erimenin 6 milyar doları aşabileceği görülüyor. Geçtiğimiz perşembe günü itibarıyla swap hariç net rezervler, 5.2 milyar dolar düşüşle 62.6 milyar dolara geriledi.   

Cuma günü hisse senedi piyasalarında yüzde 2’nin üstünde düşüş yaşanınca SPK işlemlerde inceleme başlattı. Piyasada konuyla ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılırken, Berat Albayrak’ın ekonomiden sorumlu bakanlığa geri döneceğine ilişkin çıkan söylentilerin, bu düşüşte en önemli rolü oynadığı konuşuluyor. 

SPK’nın incelemesi sonucu bir soruşturma açılacak mı bilmiyoruz. Ancak borsada yaşanan düşüşün kurlardaki artışla beslenmesi, çıkışın yabancı fonların geri dönmesinden kaynaklandığını gösteriyor. 

Geçtiğimiz haftayı piyasalar açısından kabus haline getiren birden fazla unsur vardı. Trump’ın kararları küresel piyasalardaki çalkantıyı artırırken, bunun üstüne geçen hafta TÜSİAD’ın iki başkanının polis nezaretinde, konuşmaları nedeniyle mahkemeye çıkarılması da, piyasalardaki kırılganlığı artırdı. 

Aynı hafta Berat Albayrak’ın yeniden ekonominin başına geçeceği söylentisi çıkınca da, kırılganlığın doruk noktasına ulaşıp çıkışa neden oldu. SPK’nın soruşturması bu söylentilerin payını gösterecek mi, onu da göreceğiz. 

Halbuki, bir süredir söylediğimiz gibi; Albayrak’ın bakanlığı bir süredir konuşuluyor ama geleceği bakanlığın Mehmet Şimşek’in yeri olacağı söylentilerine kesinlikle katılmıyoruz. Belki başka bir Bakanlığa getirilebilir ama mevcut ekonomik iklimde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şimşek’i görevden almasının söz konusu olamayacağına inanıyoruz.  

ŞİMŞEK’İN KOLTUĞU  

Dün gerçekleşen AKP Kurultayı öncesi, bakan değişiminin gerçekleşeceği yolundaki beklentiler, Albayrak’ın bakanlığı söylentilerinin çıkmasına neden oldu. Şimdi de Erdoğan’ın hafta sonunda bakan değişimi yapması beklenirken, Şimşek’in “koltuğu en sağlam” birkaç bakandan biri olduğu kanısındayım. 

Çünkü ekonomide yaşanan, son dönemde iyice artan kırılganlığın bile, tek başına Şimşek’in görevden alınmayacağının göstergesi olduğu söylenebilir. Böylesine kritik bir süreçte Şimşek’in ekonomi bakanlığından alınmasının kırılganlığı iyice artıracağı, hatta önemli rezerv erimesine neden olabileceği, ekonomiyle ilgili herkes ve AKP çevrelerince de kabul ediliyor.  

Önümüzdeki hafta bu söylentilerin sona erip piyasaların sakinleşmesi beklenebilir ama sorun sadece bu söylenti olmadığı için, piyasalardaki gerginliğin azalsa da devam edeceği tahmin ediliyor. Önümüzdeki hafta kurlardaki artış ve rezervde erimenin devam edip etmeyeceği izlenecek. Bununla birlikte şubat enflasyonu ve Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapıp yapmayacağı da, tartışılmaya başlayacak. 

Piyasa oyuncuları bu ortamda faiz indiriminin artık zora girdiğini söylemeye başladılar. Ancak işletmeler ve vatandaşın borçluluğundaki büyük artış ile kredi batıklarının artması da, faiz indiriminin gerekli olduğunu gösteriyor. 

Kısacası, enflasyonla mücadelede başarı sağlanamayınca, faiz ve kur dengesi yeniden masaya yatırılmak zorunda kalacak. Siyasi otorite kurdaki artışın hızlanması ve faiz indirimlerinin devam etmesi için direnirse, işte o zaman işler iyice karışacak.