19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla piyasada başlayan panik havası önlenemiyor. Tam artık durdu derken, bayram öncesi rezervlerdeki erime yeniden hızlandı. 3 Nisan’da rezervlerdeki erime 35 milyar dolara dayandı

19 Mart’ta başlayan panikte döviz talebi çok artmış, Merkez Bankası 20 milyar dolar döviz satarak, kurları belirli bir noktada tutmayı başarmıştı. Ancak doları 38 TL’de tutmak için, Merkez daha sonra da döviz satmak zorunda kaldı. 

Bayram öncesindeki haftada, yüklü döviz satışlarıyla birlikte, faizlerin yüzde 46’ya yükseltilmesi ardından biraz sakinlik sağlanmıştı. Ancak bayram tatili öncesindeki cuma günü rezervlerde erime yeniden 5.3 milyar dolara çıktı.  

Bu satış bilançoda geçtiğimiz çarşamba günü yer aldı. Bayram öncesi alınan tedbirlerin ve yüksek faizin piyasaları sakinleştirmeye yetip yetmeyeceğini ise önümüzdeki iki haftada görebileceğiz. 

19 Mart’ta swap hariç net rezerv rakamı 68.2 milyar dolarken, geçtiğimiz hafta 3 Nisan itibarıyla bu rakam 33.5 milyar dolara indi. 19 Mart’tan sonraki döviz rezervlerindeki erime 34.7 milyar dolara, yani yaklaşık 35 milyar dolara ulaştı. 

Aslında 19 Mart’ın piyasadaki yarattığı paniğin provasını 2 TÜSİAD Başkanı hakkında dava açılıp, yurt dışı çıkış yasağı getirilmesiyle yaşamıştık. Bu olay ardından rezervlerde 10 milyar doları aşkın erime olmuş, ancak daha sonra bunun büyük kısmı yerine konulmuştu.  

EKONOMİYİ ARTIK SİYASET BELİRLİYOR  

İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla tepe noktaya ulaşan piyasadaki panik ise hâlâ sakinleştirilemedi. Bu gelişmelerden yola çıkarak, “artık ekonomide siyasetin belirleyici olduğu yeni bir döneme girdiğimizi” söyleyebiliriz.  

Bu durum ekonomi yönetiminin işini daha da zorlaştırıyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomideki gelişmeleri göz ardı ederek verdiği siyasi kararların ardından piyasaları toparlamak bir hayli güç oluyor. 

2 yılı bulan ekonomik program döneminde, sık sık gördüğümüz, “program içinde yeniden bir normalleşme dönemi” daha yaşandığını söyleyebiliriz.  Ekonomi yönetiminin normalleşmeyi sağlayıp sağlayamayacağı, alınan ekonomik tedbirlerden çok siyasi kararlara bağlı olacak. 

Önümüzdeki iki haftada ekonomide yaşanacak gelişmeler kritik öneme sahip. “Piyasa paniği nedeniyle, son anda  uzatılan 9 günlük bayram tatili” ardından piyasaların gelişmelere vereceği asıl yanıtı bugünden itibaren görmeye başlarız. 

17 Nisan’daki Merkez Bankası toplantısına kadar piyasalardaki hava, verilecek faiz kararında belirleyici olacak. Mart ayı enflasyon rakamı beklentilerin altında kaldığı için, Merkez Bankası’nın faiz artırması gerekmezdi. Ancak o tarihe kadar toplumsal olayların seyri, piyasaların vereceği tepkiye bağlı olarak faiz artırım kararı  gelebilir. Bu kararda “o tarihe kadar döviz rezervlerindeki erimenin devam edip etmeyeceği” belirleyici olabilir. 

Enflasyonun yıl sonunda, bırakın yüzde 24 hedefini, yüzde 30’un altına inmesi bile çok zorlaştı. Mart enflasyonu düşük çıktı ama nisan enflasyon rakamının, yapılan son elektrik zammının da katkısıyla, yüksek gelmesi artık kaçınılmaz. Mart sonu yüzde 38.1’e inen yıllık enflasyon rakamının, yüzde 3.3 aylık enflasyon gelmesi halinde, nisan sonrası yeniden yönünü yukarı çevirdiğini bile görebiliriz. 

İktidarın rasyonel olmayan kararlarının ekonomiyi getirdiği son nokta bu.