Trump’ın açıkladığı yeni tarifeler tüm dünya ekonomisini bozarken, iktidar temsilcileri “tarifeler bizi az etkiler, hatta bize yarar” diyorlar. Aynı kişiler Esad gittiğinde de Suriye için “ekonomimiz bu sayede toparlanacak” demişlerdi. 

7 Aralık 2024 tarihinde, HTŞ Suriye’nin neredeyse tümünü ele geçirince, Devlet Başkanı Esad Moskova’ya kaçtı. Bunun üzerine iktidar, neredeyse bayram ilan etti. Bölgede gücümüzün çok artacağını, Suriye’nin yeniden imarı ve artacak ticaretle Türkiye ekonomisinin toparlanacağını söylediler. Hemen Emevi Camii’ne resmi seferler başlarken, iş dünyası da “bir an önce Suriye’ye gidip ticaret yapmak” için sıraya girmişti.  Kısa süre sonra durumun abartıldığı, Suriye’de büyük bir “yeni denge çatışması”nın hemen başladığı, ABD, İsrail, Rusya ve Körfez ülkelerinin işi bize bırakmayacakları ortaya çıktı. 3 aydan fazla süre geçmesine rağmen, hâlâ iş insanları, heyetlerle oraya gitmeyi bekliyor. 

Benzer bir olayı şimdi Trump’ın tarifelerinde yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, teknisyen kimliğini geride bırakıp, artık tümüyle siyasi konuşmalar yapıyor. Hemen “Trump’ın tarifelerinin bizi olumsuz etkilemeyeceğini, yararımıza bile olabileceğini” söylemeye başladı. 

HESABA DAYANMAYAN HAMASİ AÇIKLAMALAR

Bu tür açıklamalarda başı çeken Ticaret Bakanı da işi neredeyse, “tarifeler bizim için iyi oldu” diyecek noktaya getirdi. İktidara yakın iş insanları ardı ardına açıklamalar yapıp, Suriye’deki gibi “iyi oldu” havası veriyorlar. 

Son olarak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bize yansımaları sınırlı olacak çünkü bizde belirleyici olan güçlü iç taleptir, net ihracat değildir” dedi. İktidar temsilcileri, böylesine bir ortamda “iyi bir şeyler oluyor” mesajı vermek için, yerli-yersiz tüm olayları kullanma eğilimine girdiler. Aslında abartılı olarak “işler iyi gidiyor” dedikçe, telaş havasını körüklediklerini göremiyorlar.  

19 Mart’ta başlayan piyasalardaki panik havası dağıtılamadı, güven kalmadığı için ekonomi yönetimi sakinleştirmeyi beceremedi. Bu tür zorlama açıklamalar yapılması, piyasadaki “demek ki durum ağır” havasını pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor. “Ekonomideki algıyı düzeltelim” telaşıyla, iyice bozuyorlar. 

Trump tarifeleri neden bizi az etkileyecek, hatta yarar sağlayacak, bunu söyleyenlerin bile anladığını sanmıyorum. Bakan Şimşek “iç talep belirleyici” diyerek, “ihracata dayalı büyüme” sözünü unutmuş görünüyor.   

Çin’in yükselen tarifeler nedeniyle klasik pazarlarına ihraç etmediği ürünleri, ucuza bizim gibi ülkelere satması halinde, bizim iç pazarın ne olacağını düşündünüz mü? İçeride zaten kendini, yükselttiğiniz faiz nedeniyle, toparlayamayacak üreticilerin iyice zora girebileceğini düşündünüz mü? 

Tarifeler o kadar detaylı ve farklı uygulamalara sahip ki; tek tek ürün bazında girdisiyle, ara malıyla, pazarıyla çok detaylı hesaplamalara ihtiyaç var. Durumu açığa kavuşturmak için yeni ekonomik modellerin oluşturulması bile gerekebilir.  

Tüm bunları hesap etmeden, bilmeden “bizim için iyi olacak” demek hamasetten başka bir şey değil. Bilimsel veriler, senaryolar çalışıp ve buna bağlı olarak rasyonel kararlar almak gerekiyor. Ama iktidar için bu tür kaygılar geçerli değil  

Öyle ya; bilimsel ve rasyonel karar alma süreçleri olsaydı, zaten Türkiye ekonomisi bu durumda olmazdı.