Baharat Yolu, İpek Yolu gibi bir Mozaik Yolu’muz niye olmasın? Oldu. Fikir babası İlber Ortaylı. ONE Derneği Antep’ten Maraş’a, Urfa’dan Antakya’ya uzanan muhteşem projeyi hayata geçiriyor...



Tarihin her döneminde, zenginin zenginliğini göstermek ya da tarihe ‘Ben de buradaydım’ notu düşmek için yaptığı şeyler var. Özellikle de ‘sonradan olma zenginlerin’. Kimi savaş çıkarıyor, kimi kendi adına besteler yaptırıyor, nadir olsa da kimi yardım etmeye çalışıyor, kimi köpeğine pırlanta giysi yaptırıyor, kimi de sanatta buluyor ‘derdinin dermanını’... Ve Allah’tan onlar var ki, tarihi gıybetli de anlatabilen Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın deyimiyle bir dönemin ‘gösteriş sever’ yeni zengin yarışının da etkisiyle bugün biz de mozaik zenginiyiz. Çünkü bir dönem mozaik döşeli villalarla hava atılmış. Tabii bir kez daha bu zenginliğimizi umursamadan yaşıyoruz...
Gaziantep Zeugma mozaikleri, müzenin de şöhretiyle en çok bildiğimiz...
Oysa mesela Urfa Edessa mozaikleri var ve benzersizler...



Dünyanın en kıymetlisi

Haleplibahçe Amazonlar mozaiği için ‘dünyanın en kıymetli mozaiği’ bile deniyor. Fırat Nehri’nin 4 mm2 boyutlu orijinal taşlarından yapılmış ve dört Amazon kraliçesinin Helence isimleriyle aynı panoda betimlendiği tek örnek. 
Kahramanmaraş Germenicia Antik Kenti; mozaiklerinden o dönemin mimarisini, yerleşim biçimlerini anlayabileceğimiz eşsiz eserler. Ve Tunus’un Bordo kentinden sonra dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesine sahip olan Antakya! Yeni müze (görmeyen kalmasın, çok güzel), hâlâ devam eden kazıların bitmesiyle dünya birincisi bile olabilir... Söylenecek şey çok da benim bunları anlatma nedenim bir proje...

Hem yemeli h
em tarihli tur
Türkiye’deki kültürel zenginliği, doğal ve tarihi mirası koruyup tanıtmak için girişimlerde bulunan, çalışmalarına Göbeklitepe’den başlayan Ortak Nesiller Entegrasyonu (ONE) Derneği, şimdi de ‘Mozaik Yolu Projesi’ne can veriyor. Dernek, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa büyükşehir belediyelerinin desteği ve çikolata üreticisi Şölen’in sponsorluğuyla iki yıl boyunca bu mozaik güzergahını Türkiye’ye ama özellikle de yurtdışında tanıtacak. Bir tur düşünün, tarihi değerleri kadar mutfaklarıyla da birbiriyle yarışan dört şehri kapsıyor. Antep’ten Urfa’ya, Maraş’tan Hatay’a hem muhteşem yemekler yiyerek hem de mozaik zenginliğinin içinden geçerek geziyorsunuz. Tatilsa seyahat acentesi bir ‘Mozaik Yolu’ turu başlatacak, tabii bölge ‘rahatlayınca’!


Prensler, prensesler...


Yurtdışı tanıtım etkinliklerinin ilkiyse 11 Şubat’ta İsviçre’nin Gstaad kentinde... Niye orası? Niye bir kayak bölgesi? Elgiz Müzesi’nde bize projeyi anlatan ONE Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, “Dünyanın çok önemli isimleri, yüksek kesim sosyetesi şu dönemde orada” diyor. Çünkü hedef kitle, diplomatik çevreler, uluslararası yatırımcı ve iş insanları, kültür ve sanata yatırım yapan kuruluşların temsilcileri, sanatçılar ve akademisyenler... Verilecek 100-150 kişilik özel davetten bahsedilirken Sevan Bıçakçı’nın mozaikli mücevherlerinden, Özlem Süer tasarımı kıyafetlerden, Türk lezzetlerinden oluşturulmuş özel mönülerden söz açılıyor, arada prenslerin, prenseslerin isimleri geçiyor. Ardından İtalya’da, Venedik Guggenheim Müzesi’ndeki lansman gerçekleşecek. 2017’de ise tanıtım etkinlikleri Victoria and Albert Museum (İngiltere) ve Smithsonian Institute’a (Amerika) taşınacak.

İlber Ortaylı

Fikir babası İlber Ortaylı


Projenin fikir babası ise bize projeyi anlatırken Palmira Antik Kenti’nden kaçırılan eserleri alan ‘yeni California zenginlerini’ (maalesef Türkiye üzerinden nasıl kaçırıldığını daha önce yazmıştım) boykot etmemizi ya da düzgün iş yapmayan Metropolitan Müzesi yerine Smithsonian’ı tercih etmemizi salık veren Prof. Dr. İlber Ortaylı. (Diyorum ya dedikodu yapacaksan da böylesini yapacaksın :) Sanat tarihçiliğinden ressamlığa, heykeltıraşlıktan yazarlığa pek çok unvanın hakkını veren nadir insanlardan Gürol Sözen’in, 5 kilo 100 gram olan kitabı ‘Anadolu Topraklarında Mozaik’ hakkındaki bir röportajı hatırlıyorum. Sözen, beş yıl önce Çağlayan Çevik’e şöyle diyordu: “Sadece ‘Mozaik sanatının kervan yolu’ gibi bir başlıkla ya da Baharat Yolu, İpek Yolu gibi Mozaik Yolu’nun gündemi oluşturulsa, olağanüstü ilgi olur kanısındayım. Neden Antakya, Gaziantep, Urfa’dan başlayıp Efes ve İstanbul’a uzanan bir ‘Mozaik Yolu’ yapmıyoruz? ‘Anadolu topraklarında mozaik, uygarlıkların büyük şölenidir’ diyebilmeliyiz. Bugün Pompeii veya Herculaneum’daki mozaikleri görmeye her yıl milyonlarca turist geliyor. İtalya’daki, Tunus’taki ve daha birçok ülkedeki örneklerle karşılaştırması yapılmalı bu eserlerin. Ama farkında olmak yetmiyor; inanmamız gerek. Kendi toprağımızın hazinelerine sırt çevirmemeliyiz.” Ne de olsa nitelikli akılların yolu bir!

Şerafettin

‘Ben Şerafettin... Sevişelim mi?’

İnsan değil, kedi ama muhabbete böyle giriyor... Dile kolay; ‘Kötü Kedi Şerafettin’ 20 yıldır okuyucularının hayatında ve onu bir şekilde filme çekmek, ete kemiğe büründürmek çok bıçak sırtı bir iş. 
Ama net söylüyorum; o kadar iyi başarılmış, o kadar dünya standardında bir iş çıkarılmış ki, bir okuyucu olarak filmden mutlu çıktığıma çok sevindim. Hatta bir dönemin Kemik Dergisi’ni çok severdim ve filmde onu da konu etmişler diye bile mutlu oldum. Tabii ki Bülent Üstün’ü ve onunla senaryoyu yazan Levent Kazak’ı, yönetmenleri, seslendirme yapan ünlü sanatçıları kutlamak lazım ama Anima İstanbul’a 10 numara yıldız yağmuru. Nasıl bir çizimdir, boyutlamadır, renklendirmedir ki o çevrede oturan pek çok komşu birbirimizi “Benim evi gördün mü? Bizim bakkal, kasap...” derken bulduk. Cihangir sakini üstat çizerlerden Mehmet Çağçağ, çıkışta “Bir ara kendimi camda göreceğim falan sandım” diyordu... Taksim Meydanı, Cihangir, Kazancı-Mebusan Yokuşu, Fındıklı o kadar gerçekçiydi. Kedi kötü, içkisi, küfrü var ve tabii pek çok kötü gibi maalesef çekici ve sıkmama garantili!