İçişleri Bakanı Efkan Ala, Polis Gecesi’nde bir ara cep telefonuyla konuştu. Ne dediği anlaşılmasın diye ağzını eliyle kapattı. Bu sırada yakın korumaları tetikteydi.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu, 169 yıllık Polis Teşkila-tı’nı sarstı. Emniyet kaynıyor. Herkes birbirine “paralel” gözüyle bakıyor. Güven kaybı dorukta... İçişleri Bakanı Ala’nın yıldönümü gecesindeki tavrı da bunu doğruluyor.
Bu normal değil!
TEŞKİLATI hallaç pamuğu gibi atan Bakan Ala, geceye 20 “yakın koruma”sıyla katıldı. Korumalar, gece boyunca Ala’nın etrafında etten duvar ördü. Bakanın bu hali, Emniyet’teki depremin boyutlarını gösterdi.
Vali için “itirafçı oldu” dediler
Emniyet Teşkilatı’nın 169. Kuruluş Yıldönümü kutlandı. Kutlama her yıl Ankara Polisevi’nde yapılırken, bu yıl Fransızlar tarafından işletilen kongre merkezinde yapıldı. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın resepsiyona bir gelişi var ki görülmeye değerdi. Emniyet mensuplarının bulunduğu yere, bakanın 15-20 koruma ile girmesi, telefonla konuşurken çembere alınması hayli ilginç bir görüntüydü.
Emniyet’te gündem belli... “Parelel yapı”, “yasadışı dinlemeler” ve bununla ilgili soruşturmalar, görevden almalar, söylentiler... Söylentiler öylesine yoğun ki, cemaatle ilgili kimlerin “itirafçı” olacağına ilişkin yakıştırmalarda bile bulunanlar, hatta bunları gerçekmiş gibi yayanlar var. Bunların arasında güzel şeyler de öğreniyoruz. Kuruluş yıldönümünde Emniyet Teftiş Kurulu’nda görevli müfettişler bir araya gelip pasta kesti. Bu da bir kaynaşma yöntemiydi.
Mayısta büyük eleme...
Şimdi, sadece Emniyet’te 180 ayrı soruşturmanın devam ettiğini öğreniyoruz. Mülkiye Müfettişleri, Polis Müfettişleri tam mesai yapıyor. Şimdiye kadar aralarında Ramazan Akyürek, Muharrem Durmaz, Zeki Güven, Selat Öztürk ve Hami Güney’in de bulunduğu 150 emniyet mensubu “paralel yapı” ilişkisi iddiasıyla açığa alınmış durumda...
Önümüzdeki günlerde sayı artacaktır. Çünkü müfettişlere “kelle alın” talimatı verilmiş. “Açığa alınanların” da “ihraç” yani meslekten çıkarılacak personel olduğu bilinir. Bunlar yapılırken önemli olan haksızlık, hukuksuzluk yapılmamasıdır. Terfi listesine alınan 650 civarında Emniyet mensubundan cemaat bağlantıları gerekçe gösterilip terfileri gerçekleştirilmeyeceklerin sayısının da hayli yüksek olacağı belirtiliyor.
Ortalıkta söylenti çok
İl emniyet müdürü olabilmek için kıyasıya bir yarış yaşanırdı. İçişleri Bakanı Efkan Ala, emniyet müdürlerine güvenmiyor, o yüzden İstanbul’a Emniyet’le ilgisi olmayan emniyet müdürü atıyor. İl emniyet müdürleri, üzerlerindeki baskıya dayanamayıp merkeze çekilmeleri için dilekçe veriyor. Bunu yaparken yöneticilerine da ağır eleştirilerde bulunuyorlar. Son dönemde göreve getirilen emniyet müdürleri aradan üç-beş ay geçmeden görevden alınıyor. Emniyet’te büyük operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü ve Faruk Ünsal yürütüyor. 1. Hukuk Müşaviri Mehmet Akdeniz de Personel Dairesi’ne atanacak. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Hacı Yusuf Karababa, İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç’in, kısa süre önce bu görevlere atanmalarına rağmen şimdi onlar için de “alındı-alınıyor” söylentisi çıkarıldı. Eğer bunlar doğruysa, bu kişilere alınacaklar aldırtılıyor, sonra “senin görevin
bitti” denilip kenara bırakılıyor.
“MİT’te sorgulandı...”
Söylentiler bunlarla kalsa neyse... Ahmet Pek, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı, ardından Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. Cemaate yakın olduğu öne sürülüyordu. Küçük bir il’de kısa süre valilik yaptıktan sonra vali unvanlı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’ne getirilmesi planlandığı belirtiliyordu.
Ahmet Pek, Iğdır Valiliği’ne verildi. Son kararnamede Pek, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne değil merkez valiliğine atandı. Gerisini, bir Emniyetçiden dinliyorum:
“Ahmet Pek, uçakla Ankara Esenboğa Havaalanı’na geldiğinde, kendisini MİT görevlileri karşıladı. Doğruca MİT’e götürüldü. Orada sorgulandı. Pek, cemaate karşı ‘gizli tanık’ olmayı kabul etti.”
Dinlediğinizde çok çarpıcı geliyor. Ancak Pek’i tanıyanlar böyle bir şeyin asla söz konusu olamayacağını, itibarsızlaştırmak için bunların çıkarıldığını söylüyor. 40 yıllık emniyetçi Ahmet Pek; Abdülkadir Aksu, Beşir Atalay, İdris Naim Şahin döneminde hep üst düzey görevlerde bulundu. Üç ayrı genel müdürle çalıştı. Eğer bir suçu varsa, bakanlar da, genel müdürler de denetim görevini yapmadıkları için o suçların ortağıdır. O yüzden söylentiler inandırıcı olmaktan hayli uzak...
Yine de merak ediyor ve Pek’e soruyorum. Kendisinin de böyle bir şey duyduğunu ve hayli yadırgadığını belirtiyor, “İtirafçı olabilmeniz için bir şeyin içinde olmanız lazım. Ben sadece devletimizin içinde oldum. Yasaların dışına asla çıkmadım. Hiçbir hesabı
olmayan insanım” diyor.
Teröristlere ağıt yakmıştı
İstihbaratçı Recep Güven’in Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne atandığında “Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz” sözleri büyük tartışma konusu olmuştu. Bu kişinin de cemaatin etkili isimlerinden olduğu söyleniyordu. Dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun da, ifadesinde “2003 yılında bu şube müdürü bana Ergenekon diye bir örgüt şeması getirdi” diyor ve nasıl bir “kirli oyun” oynandığını kaydediyordu.
Öldürülen teröriste ağıt yakan Güven, geç de olsa merkeze çekildi. Dün de, Güven’in açığa alındığı söylendi. Şaşırmam. Ancak en azından şimdilik böyle bir şey yok. 169’uncu yılında Emniyet’te gelinen nokta kimsenin kimseye güveninin kalmadığıdır.