Sevgili okuyucularım, dünyanın hangi ülkesine, hangi bölgesine bakarsanız bakın, eğer orada Müslümanlık varsa mutlaka çatışma, kan, gözyaşı olduğunu göreceksiniz.
En azından, iktidarda kalabilmek için bizde olduğu gibi din ticaretine ve din sömürüsüne tanık olacaksınız. Çevremize kısaca göz atalım.
- İslam kurallarıyla yönetilen Pakistan’ın başı, yine bir İslamcı örgüt olan Taliban’la dertte. Gün geçmiyor ki en son havaalanı saldırıları gibi kanlı olaylar olmasın.
- Afganistan aynı durumda. Ülkenin başında Taliban gibi bir bela var. Her gün kan akıyor.
- Mısır’da şeriatçı Müslüman Kardeşler örgütü vardı. Ülkede her gün cinayetler işlenirdi. Darbe yapıldı, ülkeyi bunlardan askerler kurtardı.
- Suriye’yi biliyoruz. İslamcılar laik bir rejim uygulayan Esad’a karşı birleştiler. Arkalarında Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye vardı. Suriye harabeye döndü, 180 bin kişi İslamcı terör kurbanı oldu. Onlara en büyük desteği Tayyip hükümeti verdi.
- Nijerya’da Boko Haram. Yüzlerce genç kızı kaçırdı, tecavüz ve esir pazarlarında satmakla tehdit ediyor.
- Son olarak Irak’ı izlemekteyiz. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) isimli ve yine şeriatçı bir terör örgütü, Musul’la birlikte bizim konsolosluğu ele geçirdi.
- Libya, Tunus, Cezayir, Malezya gibi ülkelerin bazılarında İslamcı yönetimler var, olmayanlarda ise İslamcı terör örgütleri kan akıtmaya doymuyor.

* * * *

Taliban, El Kaide, Müslüman Kardeşler, Boko Haram...
Bunların hepsi Sünni terör örgütleri. Alevi, Şii, Caferi ve özellikle de insanlık düşmanı. Tamamı dışarıdan besleniyor.
İşleri insanları öldürmek, ülkeleri yakıp yıkmak, istikrarsızlık çıkarmak.
İşin ilginç yanı, bunların eylem alanı her zaman Müslüman ülkeler. Görevleri dindaşlarını öldürmek.
Bir de Türkiye var! Bizde İslamcı terör şükür ki çok yaygın değil çünkü Atatürk Cumhuriyeti bunun önünü kesiyor.
Bizde göstermelik demokrasi var.
Ama günümüzde bu demokrasinin en büyük özelliği, din ticareti ve din sömürüsü üzerine kurulmuş olması.
Tayyip iktidarının başka ülkelerdeki rejimler yıkılsın diye İslamcı terör örgütlerine yaptığı gıda, silah ve cephane yardımlarını tarih hiçbir zaman affetmeyecek.
Şimdi Musul’u ele geçiren IŞİD, Suriye’de Esad’a karşı kan akıtırken, acaba Tayyip hükümetinden hangi yardımları almıştı!

* * * *

Sevgili okuyucularım, öylesine sorumsuz kişiler tarafından yönetiliyoruz ki, bayrağımız birkaç gün içerisinde ikinci kez gönderden indirildi. İlki Diyarbakır’da, ikincisi ise Musul’da.
Birkaç gün önce Meclis’te görüşmeler yapılırken MHP Milletvekili Sinan Oğan kürsüde uyarıyor. IŞİD Musul’u işgal etmiş ama sıra henüz bizim konsolosluğa gelmemiş. Tutanaklardan özetle veriyorum:
“Sinan Oğan: IŞİD Irak’ta Musul’u ele geçirmiş Musul’da bugün devlet yok. Musul Başkonsolosluğumuz bugün...
Bülent Turan (AKP İstanbul milletvekili): Maddeye gel maddeye, madem biliyorsun.
Sinan Oğan: Bugün bu saatlerde... (Konsolosluğumuzun işgal edilme tehlikesi var diyecek.)
Bülent Turan: Maddeye gel o zaman.
Sinan Oğan: Besleyip büyüttüğünüz IŞİD terör örgütü Musul Başkonsolosluğumuzun etrafını sarmış. Haberin var mı senin?
İhsan Şener AKP Ordu milletvekili: Delilin var mı delilin?
Sinan Oğan: Haberin var mı senin?
İhsan Şener: Hadi oradan.
Sinan Oğan: Türkmenler orada kan ağlıyor, haberin var mı senin?
İhsan Şener: Atma!..Delilin var mı delilin?.. Hadi oradan be.”
Meclis’teki AKP milletvekillerinin şu ciddiyetsizliğine, işleri hafife almasına bakar mısınız! Bir muhalefet milletvekili olacakları söylerken, adamlar onu susturmaya kalkışıyor. Yazıklar olsun bu kafalara, yazıklar olsun.
Başımıza açılan belalar işte bu yüzden.

* * * *

Orada, Müslüman geçinen Arap ülkeleri tarafından kuşatılmış ve düşman ilan edilmiş avuç içi kadar bir ülke, İsrail var.
Normal koşullarda baktığınız zaman birleşip, İsrail’i bir kaşık suda çoktaaan boğmuş olmaları gerekirdi.
Ama becermeleri mümkün olmuyor... Çünkü Müslümanlık, din ticareti ve din sömürüsü uğruna birbirleriyle vuruşuyorlar.
İslamcı terör örgütleri de bunların taşeronu.

Ve bizimkilerin acı durumu!

Adamlar Musul Başkonsolosluğumuza girdiler, tamamını esir alıp gittiler. Orası bizim toprağımızdır, bayrağımızı da indirip -aynen Diyarbakır’da olduğu gibi- götürdüler.
İyi de, orada çok seçkin 30 özel harekatçımız var. O sırada onlar ne yapıyordu?
IŞİD teröristlerine bir tek mermi bile sıkmadan teslim oldular!
Şimdi işin en rezalet boyutunu görelim:
Teröristler Musul’u ele geçirmişti, Başkonsolosluk binamıza yaklaşıyorlardı. Durum Ankara’ya acil kripto ile bildirildi...
Ve Tayyip hükümeti onlara emir verdi:
“Direnmeden teslim olun, olay yaratmayın!..”

* * * *

Aynı dakikalarda saçları boyalı Hariciye Nazırı Ahmet, ABD gezisindeydi ve oradan açıklama yapıyordu:
“Kudretimizi hiç kimse test etmeye kalkışmasın!”
Senin hükümetinin hangi kudreti kaldı Ahmet!
Diyarbakır’da bayrağımızı indirdiler, kudretini göremedik.
Musul’da Başkonsolosluğumuza girdiler, Başkonsolos ve binayı korumakla görevli özel harekat polisleri dahil hepsini götürdüler, kudretini yine göremedik.
Çankaya’da devlet zirveleri toplandı, önlemler alındığı açıklandı! Helal olsun size!

* * * *

Suriye’de Esad devrilsin diye yardım gönderdiğiniz İslamcı terör örgütü IŞİD yapacağını yaptı, malı götürdü.
Sizler cümleten bir kez daha rezil oldunuz. Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya karşı da rezil oldunuz.
NATO ve ABD’den yardım istemek zorunda kaldınız.
Ne kadar aciz ve zavallı durumda olduğunuz bir daha açığa çıktı.
Terör örgütü onları kendi özgür iradesiyle bıraktığında “İşte, ağırlığımızı koyduk ve onları kurtardık” diye zafer çığlıkları atıp Türk Milleti’ni yine kandırmaya kalkışacaksınız.
Siz!.. Güya “Dünya devi (!)”... Van minıtçı Tayyip “Dünya lideri (!)..”
Kim takar sizin dünya devliği, dünya liderliği masallarınızı.
İşte yine rezil oldunuz.
Beslediğiniz canavar döndü dolaştı sizi Diyarbakır ve Musul’da iki kez, hem de bayrağımızla, sizin emrinizle teslim olan özel harekatçı polislerimizle vurdu.
Yazıklar olsun size...
Sizin rezil olmanız hiç önemli değil ama Türkiye Cumhuriyeti’ni rezil ettiniz.