Popülizm iyi güzel de hayatın akışını seçimler belirliyor. Akıllıca seçimler, aptalca seçimler…
İşin özeti şu; Kalabalıklar “idam isteriz” diye haykırıyor. “Demokrasilerde halkın talebi bir kenara konulamaz” cevabı geliyor.
İdam isteyenlere “halk isterse olur” deyip, Gezi’ye kışla istemeyenlere “isteseniz de istemeseniz de yapılacak” denmesini bir kenara koyuyorum.
Avrupa Birliği ülkeleri “idam gelirse sizinle işimiz olmaz” açıklamalarını ardı ardına patlatıyorlar. İdamla beraber belli ki ilişkiler kesilecek.
Bizi birliğe alacakları falan yok ama girsek de girmesek de hedefte Avrupa Birliği varken hiç değilse şirin görünmek için göstermelik de olsa bir sürü “insani” kuralını uyguluyoruz.

Şanghay Beşlisi’nden hayır gelmez!

Avrupa Birliği yoksa adres olarak Şanghay Beşlisi gösteriliyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı döneminde Şanghay Beşlisi’ne Türkiye’nin katılmak istediğini belirtmiş; “Sayın Putin’e ‘Bizi Şanghay Beşlisi içine alın’ dedim. Biz de AB’ye ‘Allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?” demişti.
Şanghay Beşlisi denilen ülkelere bir bakalım; Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan... Nefis grup! Üyesi ve gözlemcileri diktatörlük, komünizm ve şeriatla nam salmış ülkelerin oluşturduğu muhteşem altılı...…

Demokrasi nöbetleri

Türkiye’de insanlar günlerdir sabahlara kadar “demokrasi nöbeti” tuttu, girmek istediğimiz birlikte demokrasinin yanından geçen ülke yok!
Meydanlarda Amerika’yı suçlayıp, Avrupa’ya yüklenmek iyi güzel de, iş ciddiye bindiğinde mantık duvarı deliniyor. Bu oluşum bize ekonomik açıdan ne verir? Hiç! Ne kaybettirir? Kuvvetle muhtemel masadan don gömlek kalkarız. Bizim gibi ucuz ürünler üretip Avrupa’ya satan bir ülke, Çin varken Asya’ya ne satabilir? Bunlar bildiğiniz dört işlem hesapları... Bir de ince hesaplar var.

Türkiye yanlış ata oynar mı?

İşin sonunda ise ABD ve AB ile bozuşmak, NATO ile hırlaşmak varsa hikâye baştan yazılır. Boğazına kadar batılı ülkelere borçlanmışken, bize “hadi eyvallah” diyeceklerini mi sanıyorsunuz? Batılı kredi derecelendirme şirketlerinin Türkiye’nin notunu çöpe çevirmesi an meselesi.…Kredilerimizin ve sıcak paranın menşei yine batı tayfası... Göbeğimizden öyle bir bağlıyız ki iki günde ekonomik darbe yaparlar sokakta nöbet tutacak 50 kişiyi bir araya getiremeyiz!
Batı’ya gözdağı verip kendimizi hatırlatmak için bu hamleler yararlı olabilir. Yine de çok da abartmamak gerekir. Şanghay Beşlisi’ne girmemizin aslında bize girmesi kaçınılmaz sonuçtur. Zaten gel gir diyen de yok, orası ayrı...