Sözcü Plus Giriş

Doç. Dr. Aziz Sümer: Türkiye 5 yıl sonra ‘midesiz’ kalacak

Son zamanlarda, obezite cerrahisi ile zayıflama 'modası' yükselişe geçmiş durumda. Özellikle ünlü isimlerin bu şekilde kilo vererek basında yer alması, obezite ameliyatlarına olan talebin artmasına sebep oluyor. Ancak tam bu noktada farklı sorunlar ortaya çıkıyor: Uzmanlara başvuran hastaların yüzde kaçının gerçekten bu ameliyata ihtiyacı var? Bu ameliyat kimler için mucize, kimler için kesinlikle tehlikeli? Medyada obezite ameliyatları ile ilgili bilgi veren uzmanların hepsi gerçekten uzman mı? Bu gibi pek çok soruyu aklınızda bulundurarak kendinize bir yol çizmeniz gerekiyor. Obezite ve diyabet cerrahisinde uzun zamandır adını duyduğumuz Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aziz Sümer, sozcu.com.tr okuyucularına çarpıcı bilgiler verdi ve şu konunun altını çizdi: "Böyle giderse, Türkiye 5 yıl sonra 'midesiz' kalacak." İşte nedeni...

Eser AKGÜL
Güncellenme: 17:11, 24/11/2016
Doç. Dr. Aziz Sümer: Türkiye 5 yıl sonra ‘midesiz’ kalacak

eakgul@sozcu.com.tr
Geçtiğimiz hafta Antalya’da gerçekleştirilen 7. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi’ne (AHEKON), alanında başarılı bir çok isim konuk olarak katıldı ve deneyimlerini aile hekimleri ile paylaştı. Bu konuşmacılarından biri olan Doç. Dr. Aziz Sümer ise Türkiye’de son günlerin moda ameliyatı haline gelen obezite cerrahisi ile ilgili önemli ve çarpıcı bilgilerini paylaştı. Sağlık açısından toplumu hızla tehlikeye doğru sürükleyen bu konunun can alıcı noktalarını anlatan Sümer, gereksiz yapılan mide küçültme ameliyatlarının sonuçlarını öngören bir konuşma yaptı. Sümer’e göre bu konu ile ilgili hemen önlem alınmaz, denetimler artırılmazsa Türkiye’nin ‘midesiz’ kalacağı kaçınılmaz bir gerçek.

sozcu.com.tr’ye konunun ayrıntılarını anlatan Sümer, obezite ameliyatı olmak için sırada bekleyen hastalara ışık tutuyor.

obezite

Obezite cerrahisi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
Obezite cerrahisi, aşırı kilolu bireylerin cerrahi yolla zayıflatılması amacıyla yapılan bir işlemdir. Aynı zamanda Tip 2 diyabeti tedavi eden mide-bağırsak ameliyatları da, obezite ya da bariatrik cerrahi dediğimiz kapsama giriyor. Bariatrik cerrahi kavram olarak Yunanca’daki ağrılık anlamına gelen ‘baros’ kelimesinden geliyor. Yani ağırlık verdiren mide-bağırsak sistemi ameliyatlarına bariatrik cerrahi deniyor. Bu da içinde obezite ve diyabet cerrahisi olarak ikiye ayrılıyor. Hemen hemen aynı yöntemler kullanılıyor ikisinde de.

“TÜRKİYE’DE 2 BUÇUK MİLYON İNSAN OBEZİTE AMELİYATI OLMAYI BEKLİYOR”

Türkiye’de obezite cerrahisine olan talep inanılmaz arttı. Bu konuda sizin gözlemleriniz neler? Hastalarınızın geliş nedenleri açısından baktığınızda nelerle karşılaşıyorsunuz?
Obezite cerrahisine olan talep tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de arttı. Çünkü Türkiye’de nüfusun yüzde 3’ü morbid obez dediğimiz hastalığa sahip ve bu kişilerin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Yani 2 milyon 4 yüz bin kişiyi obezite cerrahisi bekliyor Türkiye’de. Bu nedenle oranların artması gayet normal. ABD’de 90’larda obezite cerrahisi yapılan hasta sayısı 10 bin iken, günümüzde yılda 4 yüz binin üzerinde. Türkiye’de ise 90’larda bu sayı 50-100 iken, şimdi 10 binlere çıktı. Gelecek yıllarda giderek artacağını çok rahat söyleyebilirim.

Fakat dikkat etmemiz gereken bir nokta var: Kimler ameliyat edilmeli? Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan morbid obez olan hastaların ya da vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olup yandaş hastalığı olan; yani Tip 2 diyabeti, akciğer problemleri, karaciğer yağlanması, ciddi reflüsü, bel fıtığı, kalça ve diz ağrıları olan hastaların ameliyat edilmesi gerekiyor. Türkiye’de bu kriterlere uyan hastaların sayısı zaten 2 buçuk milyona yakın. Türkiye’de 4 bin civarında genel cerrah olduğunu düşünürsek, biz gece gündüz hiç durmadan sadece bu ameliyatları yapsak bile herkesi iyileştirme şansımız yok.

İLGİLİ HABERTürkiye obezitede kara listedeTürkiye obezitede kara listede

“BAZI DOKTORLAR SUÇ İŞLİYOR”

Diğer bir sorun ise, bazı ünlülerin endikasyonsuz, yani kriterleri uymadığı halde obezite ameliyatı olmaları, halk arasında bunun sanki bir güzellik, estetik ameliyatıymış gibi algılanmasına yol açıyor. Eğer biz 10-15 kilo fazlası olanı ameliyat etmeye kalkarsak Türkiye’nin yarısından fazlasına bu işlemi uygulamamız gerekir. Bu bir defa reel, akılcı ve bilimsel değil. Aslında bizim kriterlerimiz çok net. Vücut kitle indeksi 25 olan bir hastayı diyabeti olsa bile ameliyat etmemelisiniz. Vücut kitle indeksi minimum 30 ve üzeri olan diyabetli hastalar için bu ameliyatlar şarttır tabi bu hastalar bize gelmeden önce diğer tüm tedavilerde başarısız olması gerekiyor. Aksi halde bu kişileri ameliyat etmek bir suçtur. Ama maalesef Türkiye’de bu kriterler biraz genişletiliyor. Türkiye’de endikasyonsuz çok ameliyat yapılmaya başlandı son dönemde. Bu nedenle özellikle denetim mekanizması elinde olan kurumların, başta Sağlık Bakanlığı ve bu işle ilgili derneklerin, bu ameliyatlara engel olması gerekiyor. Obezite cerrahisi ciddi ameliyatlardır ve eğer 10 kilo fazlası olan bir insanı, ‘senin metabolik sendromun var’ gibi gerçek dışı beyanlarla ameliyat ederseniz, 5 yıl sonra Türkiye’yi midesiz bir toplum haline getirebilirsiniz. Ayrıca 5-10 yıl sonra midesiz kalan bu gariban insanlar, ciddi komplikasyonlarla da karşı karşıya kalacaklar. Obezite cerrahisi sihirli bir değnek değildir sadece doğru kriterleri taşıyan hastalara yapılırsa mucizedir. Bunun dışında katastroftur.

“PARASIYLA DEĞİL Mİ? EVET PARASIYLA DEĞİL!”

Bu ameliyata uygun hasta kriterlerini kısaca anlatabilir misiniz?
Kriterleri tekrar şöyle toparlayabiliriz:
1-Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olacak ama aynı zamanda yağ kitlesi de yüzde 30’un üzerinde olacak. Yani vücut kitle indeksi 41 olan bir sporcuyu ameliyat etmemelisiniz. Onun kas kitlesi yüksektir. Bu nedenle vücut kitle indeksi tek başına bir kriter değildir.
2-Vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olup ciddi yandaş hastalığı olanlar; kiloya bağlı şeker hastalığı olanlar, hipertansiyon hastaları, ciddi akciğer sendromları olanlar ve kas-eklem problemleri olan hastalar bu ameliyata uygundur.
3-Vücut kitle indeksi 30 olup aynı zamanda Tip 2 diyabeti olan ama tedavilerle düzelmeyen hastaları da iyi seçerek ameliyat edebilirsiniz.

Bunların dışında hiçbir hastayı ameliyat etmemelisiniz. Kriterlerimiz çok net bu konuda. Polikliniğimize son zamanlarda en çok, 10 -15 kilo fazlası olan genç kadınlar geliyor. Diyet ve spor yapmak istemiyorlar, medyada bir ünlünün bu şekilde zayıfladığını görüp ‘parasıyla değil mi’ düşüncesiyle bize baş vuruyorlar. Evet parasıyla değil! Bu ameliyatlar merdiven altı yapılacak bir cerrahi yöntemi değil. Doktorların da bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor.

İLGİLİ HABERMide küçültme ameliyatı diyabetten kurtarıyorMide küçültme ameliyatı diyabetten kurtarıyor

SAHTE UZMANLARA DİKKAT EDİN!

Uzmanlardan Türkiye’de obezite cerrahisi ile ilgili kayıtların, veri birikiminin olmadığı konusunda endişeleri olduğunu duyuyorum. Sizce bu durumun sakıncaları neler?
Maalesef doktor olmayan bazı insanlar yalan haberlerle medyayı, bütçeli programları kullanarak reklamlarını yapıyorlar ve halkı kandırıyorlar. Bazı meslektaşlarımız da gerçek dışı veriler paylaşarak yaptıkları reklamlarla halkı yanlış yönlendiriyor. Örneğin obezite cerrahisine iki ay önce başlamış ama 3 bin ameliyat yaptığını iddia ederek programlara çıkanlar var. Ben 2009 yılından beri obezite cerrahisi yapıyorum, 3 bin ameliyat yapsam şu an emekli olmam gerekirdi. Bu söyledikleri rakamlar gerçeklerle uyuşmuyor. Bir cerrahın binlerce ameliyat yapmış olması için, 3 saat süren bu ameliyatları 5 yaşından başlayıp 40 yaşına kadar gece gündüz demeden yapması gerekir.

Ne yazık ki söyledikleri gerçeklerle uyuşmasa da vatandaş bunlardan hoşlanıyor. Biz skora dayalı bir toplumuz. Bu Ortadoğu toplumlarının bir hastalığıdır. Yani biz bir işin niteliğine değil, sayısal üstünlüğe değer veririz. Kalite üzerine kurulması gereken bir yaşamı tercih etmiyoruz ve ne yazık ki bazı doktorlar da bunu çok iyi kullanıyor. Bir uzman olarak çok rahatsızım bu durumdan. Medyada parayla reklamını yapan doktorları kontrol edebilen ve yasaklayan bir mekanizma da yok.

Obezite cerrahisi ile ilgili iki dernek var; Bariatrik Metabolik Cerrahi Derneği ve Türk Obezite Cerrahisi Derneği. Bu iki dernek de obezite cerrahisine çok emek verdi. Derneklerin üyelerinin ve yönetimindeki kişilerin bir an önce bahsettiğimiz konuya çözüm bulmaları gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’nı da arkalarına alarak ulusal veri bankaları oluşturmaları gerekiyor. Yani organ naklinde yapılan şey obezite cerrahisinde de yapılmalı. Yapılan ameliyatların hangi hastanede yapıldığı, hangi sertifikasyona sahip olan doktorlar tarafından yapıldığı ve bu doktorların yılda kaç ameliyat yaptığı, bu ameliyatların kaçında komplikasyon oluştuğu, kaçının ölümle sonuçlandığı gibi bilgiler kayıt altına alınmalı. Vatandaşlar da bu verilere kolaylıkla ulaşmalı ki medyada gördüğü doktorların gerçekten kaç ameliyat yaptığını öğrenebilmeli. Ancak şu an bunu teyit edebilecekleri bir yer yok. Ama siz organ nakli merkezlerinin kaç tane nakil yaptığını sorarsanız cevap alabilirsiniz. Obezite cerrahisindeki durum ondan daha ciddidir. Çünkü şu anda organ nakli bekleyen hasta sayısı 20 bin ama Türkiye’de 2 buçuk milyon insan obezite ameliyatı olmayı bekliyor. Eğer bu veri kayıtları oluşturulmazsa Türkiye 5 yıl sonra midesiz bir toplum haline gelecek. Sonra da Sosyal Güvenlik Kurumu yanlış nedenlerle ameliyat olan hastaların komplikasyonlarının tedavisine para harcamaya başlayacak.

İLGİLİ HABERObezite ameliyatları kimler için uygun?Obezite ameliyatları kimler için uygun?

ÖLÜM RİSKİ BİNDE BİR AMA…

Türkiye’de obezite cerrahisi yapan kaç doktor var şu an?
Türkiye’de toplam 4 bin civarında cerrah var. Obezite cerrahisine gönül vermiş doktor sayısı ise çok fazla değil; 300-400 civarında olabilir. Bunların yüzde 10’unun obezite cerrahisi ile ilgili iyi bir eğitimi, birikimi ve deneyimi vardır. Zaten bu dernekleri kurmamızın amacı buydu. Çünkü Türkiye’de obezite cerrahisine olan talebin çok hızlı bir şekilde artacağını biliyorduk ve bunu yapacak olan genç cerrahlarımızın eğitim almaları gerektiğini düşünüyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle, kongrelerde seyrettikleri videolarla ya da genç olmalarından kaynaklanan özgüven ile bu işe girmemeleri gerekiyor. Başlarına çok ciddi problemler gelebilir. Ama doğru yapıldığında korkulacak bir cerrahi yöntemi değil. Ölüm riski binde 1 oranında, yani safra kesesi ameliyatından daha az riski var.

Medyada obezite ameliyatı olduktan sonra ölen hastaların haberleri de çokça yer alıyor. Sanırım bu durum bahsettiğiniz kriterlerin dışında yapılan ameliyatların bir sonucu…
Obez insanlarla yani riski daha yüksek insanlarla uğraşıyoruz. 60 kilo olan bir kişiyi ameliyat etmekle, 150 kilo olan bir kişiyi ameliyat etmek arasında fark var. Akciğer pıhtısı oluşma riski obezlerde daha fazla, kalp sorunları sonucu ölüm riskleri daha yüksek. Fakat bu hastalar ameliyat öncesinde iyi hazırlanırlarsa ölüm riski yüksek değil. Yani doktorun, hastaya geldiği gün ‘hadi yarın seni ameliyat edeyim’ dememesi gerekiyor.

OBEZİTE AMELİYATINA HAZIRLIK İÇİN BİRKAÇ AY GEREKİYOR

Nasıl bir hazırlık bu?
Obez kişileri bir günde ameliyata hazır hale getiremezsiniz. Ameliyat öncesi akciğerlerini iyi değerlendirmek, solunum egzersizleri vermek, onları ameliyat öncesi diyetle mümkünse 10 kilo civarında zayıflatmak ameliyatı çok kolaylaştırıyor ve riski de oldukça azaltıyor.

Hastaların doktorlarıyla en az 1-2 ay öncesinden tanışması, iletişim halinde olması gerekiyor. Biz apandisit ameliyatı yapmıyoruz ki hastayı bir günde ameliyata hazırlayalım.

Obezite ameliyatından sonra hasta felç geçirebilir mi? Evet geçirebilir. Ölüm riski de olabilir ama bu riski her ameliyattaki kadar az bir orana indirebiliriz. Bu ameliyatlar çok popüler oldu ama az önce bahsettiğimiz gibi asılsız bilgilerle medyada yer alan doktorlar insanları yanlış yönlendirmemeli. Hatta bırakın bu tip doktorları, lise mezunu, doktor olmayan modern simsarlar dediğimiz bir takım şarlatanlar, bütçeli programlara çıkıp obezite cerrahisi ile ilgili ahkâm kesiyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın hem o programı yapanlara hem de o programa katılanlara, halkın sağlığını tehlikeye attıkları sebebiyle müdahale etmesi gerekiyor. Eğer bakanlık isterse o kişilerin de programların da isimlerini verebiliriz.

İLGİLİ HABERObez erkekler daha büyük tehlikedeObez erkekler daha büyük tehlikede

“PEKİ ‘SAHİPSİZ HASTALAR’I NE YAPACAĞIZ?”

Siz dernekler olarak suç duyurusunda bulundunuz mu bu kişiler hakkında?
Hukuki olarak bir şikayette bulunmadık ama sözel olarak bazı yerlere başvurduk. Örneğin bazı insanların, bazı hastanelerin isimlerini kullanarak gayri hukuki işler yaptığını biliyoruz. O hastaneleri uyardık, onlar da gerekli tedbirleri aldıklarını söylediler ama şöyle de bir sıkıntı da var; bu kişileri şikayet etmek onların kötü de olsa reklamlarını yapmak olur mu?

Aslında bu konuda biz biraz da yalnız bırakılıyoruz. İnsanlara “medyada şarlatanlar var” diye bağırıyoruz ama bu ne kadar dikkate alınıyor bilmiyorum. Türkiye’nin sağlığı ile oynanıyor. İnsanların estetik ve zayıflama konusundaki kaygıları sömürülüyor. Obezite cerrahisi yapıyorsanız lütfen 150 kilo, yürüyemeyen, kilosundan dolayı nefes alamayan insanlara yapın. Mesela kalp baypası geçirmiş riskli hastalar var ve kimse onları ameliyat etmek istemiyor; ölüm riskleri yüksek diye korkuyorlar. Evet ölebilir bu hastalar ama onlar ameliyat olmazsa daha hızlı ölüme gidecekler.

Bir de ‘sahipsiz hastalar’ dediğim bir grup var. Ameliyat sonrası istenmeyen durumlara maruz kalan ve deneyimli ellerde tekrar tedavi edilmesi gereken ama bu kişilere ulaşamayan hasta grupları var ve bu hasta gruplarının sayısı da gittikçe artacak gibi görünüyor. Bu nedenle bizim revizyon cerrahisi denilen düzeltici ameliyatlar yapmamız gerekecek. Revizyon cerrahisi ile ilgili eğitimlerin artırılması şart. Çünkü görünen o ki gelecek 5 yılda bu ameliyatların çoğuna revizyon cerrahisi ile müdahale edeceğiz. Hep beraber bu duruma karşı bir önlem almalıyız.

Medyada olumsuz haberler daha çok dikkat çektiği için obezite cerrahisi sonucu hayatını kaybetmiş olan hastaların haberleri daha çok yer alıyor. Ancak bu konuda bir uyarı yapmak istiyorum; obezite ameliyatına gerçekten ihtiyacı olan hastalar, bu haberleri görüp ameliyat olmaktan korkuyor. O nedenle daha dikkatli olunması gerekiyor.

“OBEZİTE BİR GÜNDE ORTAYA ÇIKMAZ Kİ BİR GÜNDE TEDAVİ EDELİM”

Obezite ameliyatlarına tamamen karşı olan doktorlar da var. Sonrasında sindirim sistemini bozduğu, metabolizmayı olumsuz etkilediği ve geri dönüşü olmayacak şekilde problemlere yol açtığını belirten uzmanların bu görüşlerine karşı söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bu iddiaların bilimsel bir alt yapısı yok. Yapılan her ameliyatın avantajı ve dezavantajı vardır. Ama avantajı dezavantajından fazlaysa denemek gerekiyor. Obezite cerrahisi sonrasında buna bağlı tabi ki ufak tefek beslenme problemleri ortaya çıkabilir. Ama iyi takip yapan merkezlerdeki hastalarda bu komplikasyonların ortaya çıkma olasılığı çok düşük. Ama hasta ameliyattan sonra takip etmezse, büyük ihtimalle vitamin ya da mineral eksikliği ya da başka bir beslenme bozukluğu ile size geri gelecektir. Bu hastalar ameliyat edilip unutulacak hastalar değil. Ömür boyu takip edilmesini sağlamalısınız. Çünkü obezite kronik bir hastalıktır. Bir günde ortaya çıkmadığı gibi bir günde de tedavi edilemez. Bu ameliyatın mucizevi etkisi iyi kontrollerden geçer ama endikasyon dışı, gerekmeyen durumlarda yapılan ameliyatlar bu iddiaları haklı çıkarır.

Bir hasta 150 kilo ise yaşam beklentisi çok azdır. Siz obezite cerrahisi ile kilosunu normale getirerek yaşam süresini ve kalitesini artırırsınız. İşte bu doğru hastadır. Çünkü obezite bir hastalıktır. Bazı meslektaşlarımın bunu kabul etmemesi bu durumu değiştirmez. Yüzlerce kanıtı olan bilimsel yayınlar var. Eğer hastalık değilse neden o hastalar diyabet oluyorlar ya da astım tedavisine ihtiyaç duyuyorlar?

PEKİ YA HASTADA YEME BOZUKLUĞU VARSA?

İşin bir de psikolojik kısmı var. Obezitenin ortaya çıkmasına sebep olan bir yeme bağımlılığı durumundan bahsediyorsak, bu durumda nasıl bir yol izliyorsunuz? Sonuç olarak ameliyatla sadece kilo veriliyor ama yeme bozukluğu giderilemiyor.
Evet çok doğru. Bu hastaları ameliyat etmemek gerekiyor. Obezite cerrahisi yerine emilim bozucu ameliyatlar yapmak daha doğru bir yol olur. Yani tatlı bağımlılığı, yeme bozukluğu olan hastalara mide ameliyatı sakıncalı olur. Çünkü o hasta neredeyse yemek yemek için yaşıyor. Siz ameliyatla midesini küçülttüğünüzde bunu elinden almış ve başka sorunlara yol açmış olursunuz. Bu hastaların öncelikle psikiyatrik anlamda incelenmesi gerekir. Hangi yolun izleneceğine de buna göre karar verilmeli.

Ameliyattan önce hastaların hangi bilgilerini öğreniyorsunuz? 
Yeme alışkanlığı, sosyo-kültürel düzeyi, ekonomik düzeyi, algı düzeyi gibi durumlar ameliyat konusundaki kararı etkiliyor. Hasta ameliyattan önce endokrin, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, anestezi, gastroenteroloji uzmanlarına görünüyor. Ancak bütün bu tetkiklerden sonra uygun görülen hastalara obezite cerrahisi uygulanıyor. O nedenle hastalarla en başta açık açık konuşmak şart.

İLGİLİ HABERMide küçültme ameliyatlarında 'bağımlılık' tehlikesiMide küçültme ameliyatlarında ‘bağımlılık’ tehlikesi

Yayınlanma Tarihi:09:33,