Reklamsız Sözcü

Prof. Dr. Murat Aksoy: Tıp fakültesini empati yeteneği yüksek kişiler tercih etmeli

Yabancı dili olan, literatürü takip eden doktorların gelecekte daha fazla başarılı olacağını söyleyen Aksoy, tıp fakültesini insanı seven kişilerin seçmesi gerektiğini belirterek, “Empati yeteneği yüksek olan kişiler tercih etmeli. Yani hastanın ve hasta yakınının acısını anlayabilecek, ona yardım etme kapasitesine sahip olacak ve bunu isteyecek, yenilikçi, araştırmacı kişilerin doktorluğa daha uygun olduğunu düşünüyorum” dedi.

Yurdagül UYGUN
android-time 12:00 4 Mayıs 2018
Prof. Dr. Murat Aksoy: Tıp fakültesini empati yeteneği yüksek kişiler tercih etmeli
Yabancı dili olan, literatürü takip eden doktorların gelecekte daha fazla başarılı olacağını söyleyen Aksoy, tıp fakültesini insanı seven kişilerin seçmesi gerektiğini belirterek, “Empati yeteneği yüksek olan kişiler tercih etmeli. Yani hastanın ve hasta yakınının acısını anlayabilecek, ona yardım etme kapasitesine sahip olacak ve bunu isteyecek, yenilikçi, araştırmacı kişilerin doktorluğa daha uygun olduğunu düşünüyorum” dedi.

Üniversite sınavına iki ay kalırken, tıp fakültesini seçecek adaylar için doktorluk mesleğini çok başarılı bir cerrah, Prof. Dr. Murat Aksoy Sözcü okurları için anlattı. Lisedeyken ‘genel cerrahide hoca olacağım' diyen ve bu hedefini gerçekleştiren Aksoy, doktorluğun gelecekte de varolacak bir meslek olduğunu belirterek, “Belki çalışma şekli değişecek. Bilimsel çalışma tarzı çok daha ön plana geçti artık. Dolayısıyla yabancı dili olan, literatür takip etmeyi bilen doktorlar daha fazla başarılı olacak görünüyor” dedi.

Teknolojinin gelişmesiyle tıbbın ve sağlık hizmetinin farklı yöne kaymaya başladığını söyleyen Aksoy, “Teknoloji bazı zorlukları getiriyor. Şu anda nasıl olsa bunlar var, dolayısıyla ben doktor olduktan sonra çok rahatlıkla adapte olurum diye düşünmek çok yanlış bir şey. Çünkü muhtemelen 20 yıl sonra çok daha farklı bir şeyden bahsediyor olacağız. Dolayısıyla doktorluk mesleğini seçecek insanların mutlaka teknolojiye ve yeniliklere kendini çok kolay adapte etmesi gerekiyor” diye konuştu.

murataksoy_bulten2

KİMLER TIP FAKÜLTESİNİ SEÇMELİ?

Aksoy, tıp fakültesini insanı seven kişilerin seçmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: “Empati yeteneği yüksek olan kişiler tercih etmeli. Yani hastanın ve hasta yakınının acısını anlayabilecek, ona yardım etme kapasitesine sahip olacak ve bunu isteyecek, yenilikçi, araştırmacı kişilerin doktorluğa daha uygun olduğunu düşünüyorum.”

DOKTOR ADAYLARINI GELECEKTE NE BEKLİYOR?

Aksoy, “Bir kere çalışmak, çalışmak ve çalışmak bekliyor. Hiçbir zaman bitmeyecek bir tempo. Öğrencilik yıllarında daha fazla okumak üzerine çalışma iken okul bittikten sonra fiziki çalışma ve gene çok okumaya dayalı bir tempoya dönmeye başlıyor. Dolayısıyla hakikaten doktor olmak isteyenlerin bunu kafasına koyması gerekir. Hayatının büyük bir kısmını mesleğin kaplıyor doktor olduğun zaman. Çünkü bizim mesaimiz çalıştığımız kurumların kapılarıyla sınırlı değil. Hata yaptığın zaman geri dönüşü olmayabiliyor. O yüzden biraz stresli günler bekliyor açıkçası. Bunu da kontrol edebilecek karaktere sahip olmak lazım. Çünkü stres kişinin başarısını arttırır ama kronik hale geldiği zaman ve kontrol dışı olduğu zaman bu kez başarısını düşürmeye başlar.”
murataksoy_bulten3

ÜCRET KONUSU DEĞİŞKEN…

Meslekteki refah düzeyinin değişken olduğunu söyleyen Aksoy, “Ben hocalarıma baktığım zaman hocalarımın refahını daha yüksek görüyorum. Benden sonra gelecekler de daha düşük olacak gibi açıkçası. Ama genel olarak baktığınız zaman bugün bir doktorun Türkiye ortalamasının üzerinde kazandığını kabul ediyoruz. Ama gerçekten insanların hayal ettiği kadar yüksek kazançlar yok” dedi.

MESLEKİ TATMİN YÜZDE 100

Aksoy, mesleğin en olumlu yanının, mesleki tatminin yüzde 100'ün üzerinde olması olduğunu söyledi. Aksoy, “Bunun yanında aile hayatını çok zorlayan bir şey. Bizim mesleğin en önemli özelliği olay sadece yaptığınız işle ilişkili değil. Çok iyi iş yapmış olabilirsiniz, çok iyi ameliyat yapmış olabilirsiniz, ama süreci doğru yönetmediyseniz işiniz mahkemede bile sonlanabilir. Acilde bir sürü hizmet veriyorsun, orada doktora ve sağlık personeline bir sürü şiddet bazen çok can sıkıcı olabiliyor. Ayrıca sınavlarla dolu bir yaşam ve tamamen puanlama üzerinden giden seçimler oluyor hayatınızda” dedi.

30-35'TE RAHATA ERİLİYOR!

Aksoy, bir doktorun ortalama 30-35 yaşlarında biraz kendine vakit ayırma şansı kaldığını belirterek, cerrahi ya da girişimsel dalların her zaman daha zor olduğunu belirterek, “Çünkü bu dallarda beklemeyen bir süreç var. Akşam acile hasta geldiği zaman direk olarak orada bulunmak, işlemi yapmak zorundasın. Akşam bir komplikasyon çıktığı zaman yine komplikasyonu yapmak zorundasın. Burada cerrah demeyelim, girişimsel dallar diyelim. Kardiyolog da dahiliyeci ama anjio, girişim yaptığı için yatağından kalkıp hastaneye gelmek zorunda” dedi.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more