Sözcü Plus Giriş

Toplumsal yaşam, siyaseti yeniden yapılanmaya zorluyor

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, İstanbul seçimini değerlendirdi: AKP’nin parti özelliğini neredeyse tümüyle kaybettiğini savunan Muharrem İnce, tabandan yukarıya doğru yeni bir siyaset anlayışının geliştiğini kaydetti. “Gençler bunu sahiplenmiş durumda. 24 Haziran’da benimle, 31 Mart’ta İmamoğlu ile kendilerini ifade ettiler” dedi

Özlem GÜRSES
06:00 -
Toplumsal yaşam, siyaseti yeniden yapılanmaya zorluyor

Uzun süre unutamadığımız 24 Haziran'ın üzerinden bir yıl geçti. O bir yıl içinde Türkiye ekonomiden dış politikaya, hukuktan eğitime tartışmaların hiç bitmediği savrulmalar yaşıyor… O kadar ki iktidar partisi temsilcileri bile “sistemde revizyon” demeye başladı. Peki sadece revizyon Türkiye'nin sorunlarını çözer mi? 24 Haziran'da rakibi Erdoğan'a kaybeden CHP adayı Muharrem İnce'yle konuştum. İnce “Ben kaybettim ama bir de Erdoğan'ın karnesine bakalım” dedi…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişinin birinci yılı doldu. Sisteme yönelik eleştirilerinizde bir değişme oldu mu?
Hiç olmadı hem de! Yargının adalet dağıtmak yerine emirle keyfi kararlar aldığı, ekonomide yapılması gerekenlerin yapılmadığı, eğitimden, sağlığa sorunların vatandaş açısından katlanamaz noktalara geldiği bir ülkede, bir adamın ağzından çıkanlara, ruh haline, duygu dünyasına, ideolojik önyargılarına mahkûm edildik.

İktidar tarafında sistemin revizyonu gündemde…
Cumhurbaşkanının partili olma hali kalkarsa, sistem demokratik içeriğe kavuşur mu? Muhalefet 16 Nisan'da bu düzeni kuran tüm maddelere itiraz etti. Hepsine ‘hayır' dedi. Bu çizgide kararlı olmak zorundadır. Anayasa değişikliğini, yeni siyasal partiler ve seçim kanununu gündemimize almalıyız.

CHP seçimlerin kazanan partisi oldu…
Unutmayalım ki “Millet İttifakı” başarmıştır. İttifakı dikkate almadan yapılacak analizler yanlış olur. Sayın Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, büyük başarı gösterdiler. Tehdit edildiler, iftiralara maruz bırakıldılar. Alınlarının akıyla, o süreçten çıktılar. AKP ve MHP ittifakı, parlamenter sisteme dönme taleplerine kulakları tıkar ve bugünkü gibi devam ederse, önümüzdeki seçimlerde 2002'de partilerinin yaşadığı çok sert düşüşü yaşarlar.

Nasıl mesela?
AK Parti, parti olma özelliğini kaybetti. Yaşanan ekonomik kriz, dış politikadaki sıkışmışlık, içerideki toplumsal kutuplaşma, adaletsizlik ve eşitsizlik üzerine kurulu toplumsal yaşam Türkiye'yi siyasette yeniden yapılanmaya zorluyor. Alttan yukarıya doğru, yeni bir siyaset anlayışı gelişiyor,  gençler bunu sahiplenmiş durumda. Geleceklerine güvenle bakmak istiyorlar. Ülkede kavga istemiyorlar.  24 Haziran'da benimle, 31 Mart'ta İmamoğlu ile kendilerini ifade ettiler.

İMAMOĞLU, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ KAZANDI
Muharrem İnce, Özlem Gürses'e, hem kendisinin de aday olduğu, üzerinden 1 yıl geçen cumhurbaşkanlığı seçimini, hem de İstanbul seçimini değerlendirdi. Ekrem İmamoğlu'nun demokrasi mücadelesini kazandığını söyledi.

İmamoğlu'nun başarısının sırrı nedir?
Önce Ekrem Bey'in ve Millet İttifakı'nın, CHP'nin başarısını teslim edelim. Çünkü bu başarı AKP'nin medyasının sıkça dile getirdiği gibi, AKP'nin kendi hatalarının sonucu değildir. Bizim tarafta doğru olanlar yapıldığı için onların yaptıkları hatalı hale gelmiştir. Seçmen oy verdiği partiyi değiştirdi ama partisini değiştirmedi. Eğer bu sadece AKP'ye, Erdoğan'a duyulan öfkeden ibaret ise bu bizim hâlâ karşı tarafın hatalarından beslenen, kendi hikâyesini yaratamayan parti konumunda kaldığımızı gösterir. O zaman buradan acilen çıkmamız gerekir. İmamoğlu'nun başarısının sırrı kendisidir. Yetenekleri, karakteri, kapsayıcı siyaset anlayışı ve duruşudur. 24 Haziran'da benim de siyaset anlayışım bu yaklaşımlara dayanıyordu.

Herkes 31 Mart akşamı ile 24 Haziran akşamını karşılaştırdı…
Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye genelinde yapılan bir seçimdi. Sadece Cumhurbaşkanı adayları değil, partiler de milletvekili seçimi için yarıştı. Muhalefet ittifak yapmadı, kendi adaylarıyla girdi. Yüzde 30.6 benim, dolayısıyla CHP'nin aldığı oydur. 31 Mart'ta alınan oylar ise ittifakın oylarıdır. O seçimde halkla muhatap olan cumhurbaşkanı adayıyla, asıl işi yürüten örgüt arasında organik bağ yoktu. 31 Mart'ta, adaylar aynı zamanda sandık örgütlenmesini de kendileri kurdular. İyi de yaptılar! 24 Haziran'da sonuçlarla ilgili  bilgi akışı genel merkez tarafından yapıldı. 31 Mart'ta bu yapılmadı. Çünkü örgüt, adayın emrindeydi.

Herkesin eleştirdiği o gece  kaybolmanız oldu…
24 Haziran'da kişisel olarak başarılı olsak bile kaybeden taraftık. Neye dayanarak itiraz edecektik? 31 Mart'ta adayların tümünde ıslak imzalı tutanak vardı. Buradaki hatam yayınlanmayacağını düşünerek bir gazetecinin mesajına cevap vermek oldu. Bu mesajlaşma yayınlandığında çıkıp ertesi gün öğlen yaptığım açıklamayı orada yapmalıydım. Her ne olursa olsun 24 Haziran'dan ders çıkarılmışsa bu da iyi bir şeydir!

Türkiye yaşayıp öğrendi

Türkiye için “her şey çok güzel” olacak mı?
Olacak. Artık daha kararlı, bilinçli bir Türkiye var. Yeni bir nesil, onlarla birlikte yeni değerler siyasete geliyor. Din istismarcılığının artık alıcısı kalmamıştır. CHP'yi şeytanlaştırmanın, AKP'yi makul yapmadığı görülmüştür. Türkiye rasyonel bir toplum olma yolunda harekete geçti… Öfkenin, kinin çağdaş bir devlette siyaset olmadığını yaşayarak öğrendik.

Onun olduğu yerde eğitim politikası OLAMAZ

TÜRKİYE'nin eğitim konusundaki uluslararası raporların tamamında ‘dip'te olduğunu ifade eden İnce, şunları kaydetti:

“Erdoğan'ın eğitimle ilgili notu yalnız bugün değil 2002‘den bu yana sıfırdır! Erdoğan'ın olduğu yerde Eğitim Bakanlığı da eğitim politikası da olamaz. Çünkü yarın nasıl bir şeyle uyanacağını sadece kendisi bilir. Matematiğin bile zorunlu dersler müfredatından çıkarıldığı, cinsiyeti esas alan üniversite okul düzeninin kurulmasının tartışıldığı bir ülke durumuna geldik. Eğitimde, pozitif bilime, deneyime dayanmak daha 2003 yılının başında terk edildi.

ÖĞRETMEN İNCE, BAŞKANLIK SİSTEMİNE BİRİNCİ YILINDA BU KARNEYİ VERDİ:

Ekonomi, eğitim, dış politika, adalet: SIFIR

24 Haziran'ın üzerinden bir yıl geçti. Siz aynı zamanda öğretmensiniz. Erdoğan'a  nasıl bir karne verirsiniz?
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı görevindeki performansı nedeniyle sınıfta kalmıştır!  Seçim sürecinde vermiş olduğu sözler, yaptığı vaatleri ile gerçekleştirdiği performans arasındaki uçurum açısından. Erdoğan, seçimden önce cumhurbaşkanı seçildiği takdirde, Türkiye'nin evrensel standartlarda bir hukuk devletine dönüşmesi için gerekli adımların atılacağını söylemişti. Bugün Türkiye adeta kapalı bir hapishaneye dönüştürüldü! Hukuk yok.
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yetkilerin tek elde toplandığı bir devlet yapısının bürokrasiyi azaltacağı ve kamu hizmetlerinin hızlı ve etkin hale geleceğini vaat etmişti. Bugün gelinen noktada, kamunun omurgası çöktü! Yirmiye yakın bakanlıktan Cumhurbaşkanlığına gönderilen binlerce evrak onay için bekliyor. Kamu hizmetleri aksıyor, vatandaş derdine çare bulamıyor. Cumhurbaşkanı devlet yönetiminden de sınıfta kalmıştır.

Ekonomi vaatleri vardı…
Yüzde 9 civarlarında olan işsizlik oranı geçen 9 ay içinde yüzde 14.7'lere ulaştı. Erdoğan işsizlik konusunda sıfırı çekmiş ve sınıfta kalmıştır! Erdoğan, hayat pahalılığındaki artışla, enflasyon dersinden de sınıfta kalmıştır! Bütün bunlar olurken, milli gelirde de azalma yaşandı. Erdoğan Merkez Bankası Başkanı'nı görevden alacak kadar faizlerle kavga etmesine rağmen Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından sonra, yüzde 12 civarlarında olan faizler yüzde 24'lere yükseldi. Döviz kurlarında da durum aynı. Her ikisinde de yine kocaman birer sıfır aldı!

Son olarak bir sıfır da ‘dış politika'ya! Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığıyla Türkiye'nin iyi ilişkisinin olduğu ne bir komşusu kaldı, ne de stratejik olarak aynı grupta yer aldığı bir müttefiki… Erdoğan, bütünleme hakkını bile elde edemeden sınıfta kalmıştır.

Son güncelleme: android-time 06:02 08.07.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more