Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Dik durma şovu, yarım saat sürdü

17 Ekim 2019

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Dik durma şovu, yarım saat sürdü

Kamuoyu “dik duruş” algısıyla yönetiliyor bir süredir.

Tüm dünyanın Türkiye'yi yıkmak için çabaladığını ama Erdoğan'ın herkese karşı tek başına dik durduğunu anlatıyorlar ne zamandır.

Ancak bazı anlar var ki gerçekten içim bir fena oluyor.

“Dik duruş” nutukları atılırken söylenen bazı sözler ister istemez yüreğimi acıtıyor.

Son örneğini dün yaşadık bana göre.

AKP'nin grup toplantısı bitikten sonra gazeteciler Genel Başkan Erdoğan'ın çevresini sardılar.

Sky News muhabiri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, nedense, “Amerikan delegasyonu geliyor, bunun için endişeli misiniz?” diye sordu.

Hayatımda duyduğum en “aptalca” sorulardan biriydi bu.

Ama asıl canımı sıkan, bir yabancı haber televizyonunun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na bu kadar aptalca bir soruyu sorabilecek cesareti bulması oldu.

Biz “dik durulduğunu” sanıyoruz ama gerçek bu olmadığı için yabancı bir gazeteci, Türkiye Cumhurbaşkanı'na bu kadar pervasızca ve küstahça soru sorma hakkını kendinde buluyor.

Sanıyorum, onlar asıl gerçeği bildikleri için “dik durma, dünyaya meydan okuma” laflarına pek aldırmıyorlar.

Bu aptal soru can sıkıcı ama Erdoğan'ın cevabı bence daha da can sıkıcı, yürek yakıcı.

Çünkü Erdoğan, muhtemelen zaten bu sorunun sorulacağını biliyor olmalı ki, “Bu ne biçim soru, sen hangi ülkenin Cumhurbaşkanı ile konuştuğunun farkında mısın?” diye sormadan “Niye endişeli olayım?” cevabını veriyor.

Bu “yürek ezici” cevaptan daha da cesaretlenen Sky News muhabiri ise “Onlara neler söyleyeceksiniz?” diyerek sorusuna devam ediyor.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben dimdik ayaktayım. Ben onlarla görüşmeyeceğim. Onlar karşıtlarıyla görüşecek. Ben Trump geldiği zaman konuşurum” diyor.

Bu sözler muhtemelen yandaş-tetikçi medyada “tokat gibi cevap” falan gibi başlıklarla verilecektir.

Çünkü bu cevapla Erdoğan, Amerika Başkan Yardımcısı'nı hiç takmıyormuş da bu kişinin Türkiye'deki muadili kimse, onunla görüşeceğini söylemiş oluyor.

Yandaş- tetikçi medyamız algı operasyonu çerçevesinde bu cevabı hemen alkışladı. İnternet sitelerindeki haber başlıkları bu yöndeydi.

Tabii Erdoğan'ın bu sözlerini alkışlarken de daha iki hafta önce Erdoğan'ın, Amerika'da Amerikan Başkanı Trump ile görüşmek için çırpınırken, hiç de dengi olmayan bir senatörle neden konuştuğunu sormadılar bile.

O senatör daha önce Türkiye'ye gelmiş ve yine Erdoğan'la rahatlıkla görüşmüştü.

Bugün ise “Amerikan Başkanı'nı takmayan ve görüşmeye tenezzül etmeyen bir Cumhurbaşkanı” havasıyla “dik duruş” sergilenmeye kalkıldı ki, bu bile sadece yarım saat sürdü.

Bu tuhaf soru, cevaptan hemen sonra sarayın danışmanı Fahrettin Altun, Erdoğan'ın bugün Amerikan Başkan Yardımcısı ve yanındaki heyetle görüşeceğini bir tweet atarak bildirdi.

Anlaşılan dik durma şovunu bile sürdürecek halleri kalmamış.

Umuyor ve diliyorum, Türkiye'nin onurunu daha fazla zedelemeden bulunacak orta yolla bu işin içinden sıyrılırız.

AÇIKLAMA

Metrodaki yürüyen merdivenlerin yüzde 98.18'i çalışıyor

Hafta sonunda bazı metro istasyonlarındaki yürüyen merdivenlerin çalışmadığını belirttikten sonra Büyükşehir Belediyesi'ni sıkıntıya sokacak pek çok aksilik yaşandığını, bunun da kasıtlı olabileceği yönünde kuşkular olduğunu anlatan bir yazı yazmıştım.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı'ndan yazılı bir açıklama aldım.

Belediye hizmetlerine yönelik bazı sabotajların olabileceği ihtimalinin ciddiyetle üzerinde durulduğu belirtilen açıklamada, yürüyen merdivenlerde ise ciddi bir sorun yaşanmadığı kaydedilmiş.

Açıklamada, Kadıköy Tavşantepesi M-4 metro hattının Yenisahra durağındaki bir yürüyen merdivenin, 17 gündür bakımda olduğu; 17 Ekim (bugün) itibarıyla hizmete gireceğini belirtiliyor.

Yine aynı hattın Kadıköy durağındaki bir yürüyen merdivenin ise 43 gündür bakımda olduğu ve hafta sonunda hizmete alınacağı bildiriliyor.

Açıklamada, şu anda mevcut tüm metro istasyonlarındaki yürüyen merdivenlerin yüzde 99.18'inin çalıştığı da kaydedilmiş.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Günümüzün en anlamlı sözü

Yıllar önce Dışişleri Bakanlığı yapan İhsan Sabri Çağlayangil'e ait olduğu söylenen bir cümle şu günlerde çok popüler oldu.

Başkaca hiçbir yorum eklemeden sizlere sunuyorum;

“Ortadoğu'da önemli bir yemeğe davetli olduğunuz halde isminiz listede yoksa bir de menüye bakın, orada olabilir.”

KOMİK

Gündoğdu hep uyandık, siperlere dayandık

Bir arkadaşım telefonu uzatıp da “Şunu izlesene” dedi ve bir videoyu açtı.

Yumrukları havada bir grup sakallı genç haykırarak bir marş söylüyor.

“Gündoğdu hep uyandık, siperlere dayandık, istiklal uğruna da al kanlara boyandık.”

Şaşkınlık içinde “Bağımsızlık uğruna değil miydi, bunun sözleri” dedim. Sonra da sordum “Kim bunlar?”

Arkadaşım, “Sabret” dedi. Ekrana birden bu marşı “huşu içinde” dinleyen Erdoğan görüntüsü geldi.

Meğer AKP grup toplantısıymış.

İyi de ya bu marş neyin nesi?

O kadar ilkesiz, o kadar bilgisiz ve o kadar bilinçsizler ki, 70'yi yılların “devrimci” marşını, sanki kendi kahramanlıklarını anlatır gibi haykırarak söylüyorlar.

Erdoğan, yaşı gereği bu marşın ne olduğunu elbette biliyordur.

O sırada kendinden geçmiş sakallı gençlerin moralini bozmamak için sesini çıkarmadan dinlemiştir.

Bu iktidarın bozmadığı, dejenere etmediği hiçbir şey olmayacak mı acaba?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Sanki bu bölgede, “kim terörist, kim değil” anlaşılabiliyor

Erdoğan iktidarı, dış politikada yıllardır yaptığı yanlışların finaline doğru koşuyor.

Artık çok belli ki bir süre sonra muhtemelen Rusya ve Amerika'nın da desteği ile bir orta yol bulunacak, Türkiye'yi yöneten kadro, “tam tornistan” yapacak.

Ancak bunun Türkiye içinde “bir destan” olduğu algısının yaratılması için elden gelen yapılacak.

Amerika ve Rusya, sanki “ezilmişler, yenilmişler” gibi pozlar takınacak, yandaş-tetikçi medya zafer şarkıları söyleyecek, Türkiye, düne göre çok geri bir noktaya düşmüş biçimde boyun eğmiş kalacak.

Bana göre bunun ilk adımları atılmaya başlandı.

Bir kere hâlâ bize karşı çok ağır aşağılamalarda bulunan ve tehdit üstüne tehdit yağdıran ve hakaretler eden Amerika'ya da başkanı Trump'a da tek kelime bile edilmedi.

Rusya'ya da tek kelime edilmiyor.

Sadece “Trump'a dedim ki, Macron'u fena azarladım, Putin'i uyardım” gibi açıklamalar duyuyoruz.

Ne var ki bu tavırlara karşı “onların ne dediğini” bir türlü öğrenemiyoruz.

Ama yaratılan algı hep şu oluyor; “Erdoğan bu isimleri fırçalıyor, onlar da ezik bir biçimde kollarını kapatıp başlarını öne eğiyorlar.” Vatandaşın bir bölümü böyle sanıyor, ne güzel.

Dönüş sinyallerinden bir diğerini dün Erdoğan AKP grubunda verdi.

Dünyaya teklif sundu. “Operasyonu bitiririz, bir şartımız var” dedi.

Onu da şöyle açıkladı; “Terör örgütleri bu gece silahlarını bırakıp Güvenli Bölge'den çıksınlar harekat biter. Münbiç'ten Irak sınırına kadar olan yerde, dediğimiz yapıldığında Barış Pınarı Harekatımız kendiliğinden sona ermiş olacaktır.”

İyi de bölgede kim terörist, kim değil anlamak mümkün değil ki.

Bu durumda teröristlerin Güvenli Bölge'den çıkıp çıkmadıklarının kararını kim verecek?

Örneğin Suriye, YPD ile anlaştığına göre örgüt militanlarına izin verdiği sürece siz ne yapabileceksiniz ki?

İşin özeti; “tornistan başlayacak da, kuyruğu dik tutuyor gibi görüneceğiz.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more