Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Rol model

20 Mart 2019

“Belediyecilik bizim işimiz” diyorlar, 25 senedir belediyeleri, 17 senedir ülkeyi yönetiyorlar, bakın şu şehrimizi nereden aldık nereye getirdik diye gururla gösterebilecekleri neresi var?

Hiç.

Belediyecilik böyle bir şeydir.
Makarayı geri saramazsın.
Heba ettiğin zamanı geri alamazsın.
Yaptıysan, herkesin gözünün önündedir.
Yapmadıysan, gösteremezsin.

Mesela Eskişehir…

Pasaportsuz gidilen Avrupa şehri haline geldi.
Kimse inkar edebilir mi?

Şehrin ortasından geçen Porsuk çayı, kirlilikte dünya sıralamasına giriyordu, şimdi gondollar dolaşıyor, oltayla balık tutuluyor.
Şehrin tüm su ve kanalizasyon altyapısı değiştirildi, bu olağanüstü dönüşüm sırasında devletten tek kuruş alınmadı.

Tramvay kuruldu, 60 kilometre, yolsuzluk yapılmadığı için malum şehirlerde yapılan tramvayların üçte bir fiyatına maledildi.
Merkezi Belçika'da bulunan Uluslararası Toplu Taşımacılar Birliği tarafından “en iyi hafif raylı sistem ödülü”ne layık görüldü.

1936'da Atatürk'ün emriyle şehre getirilen, sonra ihmal edilen Kalabak memba suyunun isale hattı, hükümetten tek kuruş almadan yapıldı, modern fabrika kuruldu, şişelenerek satılıyor.

Şehir tiyatrosu kuruldu, yedi sahnesi var, izleyici sayısı 1.5 milyon kişiye ulaştı!

Senfoni orkestrası kuruldu, opera, bale, klasik müzik, her hafta mutlaka yerli ya da yabancı konuk sanatçı katılıyor.

Denizi yok, plajı var. Türkiye'nin ilk ve tek yapay plajı, 350 metre uzunluğunda, yüzülüyor, deniz kumunda güneşleniliyor. Yelken kursu veriliyor, kano şampiyonası düzenleniyor.

Milyon metrekareden büyük tematik parklar yapıldı.
Bilim deney merkezi var, akvaryum var, padok var.
Siz hiç bilim kuyruğu gördünüz mü? Bu şehirde var. Planetaryum’a girmek için kapısında kuyruk oluyor.
Eskişehir'in nasıl bir turistik çekim alanı haline geldiğini göstermek için tek örnek vereyim… Masal Şatosu'nu Kapadokya'dan fazla turist geziyor!

Şehirde iki otel vardı. Şu anda çoğu beş yıldızlı otel sayısı 100'ü aştı.

Türkiye'nin ilk Balmumu Heykeller Müzesi kuruldu, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi kuruldu, Kent Belleği Müzesi kuruldu, Türkiye'nin ilk Kurtuluş Savaşı Müzesi kuruldu, bu müzelere yılda 600 bin kişi geliyor.
Odunpazarı Modern Müze tamamlanmak üzere, Japon mimar Kengo Kuma'nın eseri, dünya çapında ses getirecek.

Devletten tek kuruş almadan, şehrin kendi parası, kendi iş gücü, kendi makine parkıyla iki büyük baraj yapıldı.

Kendi bünyesinde açılan kurslarla, her yıl 15 bin kadın ve çocuğa meslek edindiriliyor.

Bedensel engelli yurttaşlar, kimseden yardım almadan Türkiye'de sadece Eskişehir'de dolaşabiliyor, kimseden yardım almadan Türkiye'de sadece Eskişehir'de sosyal hayata katılabiliyor.

Zihinsel engelliler ve alzheimer hastaları için bakım merkezleri kuruldu. Otizmli çocuklar için bakım merkezi kuruldu.

Devletten tek kuruş almadan, katı atık dönüşüm ve enerji tesisi kuruldu, çöpten elektrik üretiliyor, onbinlerce konut şehrin çöpünden elde edilen elektrikle aydınlanıyor, ısınıyor.
Bu tesiste kurulan seralarda, bu tesisten elde edilen ısı enerjisiyle, şehrin peyzajında kullanılan çiçek fideleri yetiştiriliyor.

“Bir avuç tohum, ömür boyu bağımsızlık” felsefesiyle, yerli tohum üretiliyor, bu yerli tohumlarla elde edilen fideler çoğaltılıp, çiftçiye ücretsiz dağıtılıyor.

“Öldü” denilen Türk ipeği, Eskişehir'de yeniden hayat buldu… Türkiye'nin en büyük dut fidanı üretim tesisi kuruldu, bu yetiştirilen dut fidanları sadece Eskişehir'e değil, Edirne'den Ardahan'a 35 şehirdeki köylülere ücretsiz dağıtılıyor.

“Her ev, bir atölye” sloganıyla “kadın kooperatifi” kuruldu. Belediye bünyesinde eğitim verilen kadınlar, tıbbi aromatik bitki üretiyor, aksesuar, dekorasyon, oyuncak, seramik alanlarında üretim yapıyor, kooperatif dayanışmasıyla satıp, aile bütçesine katkı sağlıyor.

Ürün işleme tesisi kuruldu, şehir merkezinde “üretici market” açıldı, baklagillerden doğal yağlara, baharatlardan sabunlara, tüm yöresel ürünler aracısız-komisyonsuz tüketiciye ulaştırılıyor.

Köyde yaşayan gençlere, yine kooperatif yöntemiyle büyükbaş ve küçükbaş hayvan hibe ediliyor, manda yetiştiriciliği yeniden canlandırılıyor, çiftçiye ücretsiz damızlık manda dağıtılıyor.

Halk Süt kuruldu. Eskişehir halkı, kooperatif marifetiyle ucuza pastorize süt içiyor.

Eskişehir “agro turizm” merkezi haline getiriliyor. Köylerde çiftçiler organize edildi, doğal köy ortamında turist olarak tatil yapabileceğiz.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın insani gelişmişlik kriterleri çerçevesinde, merkez ilçeleri itibariyle, Türkiye'nin en yüksek gelişmeye sahip şehri, Eskişehir.

Bu şehrin çocukları Beethoven'la Bach'la Mahler'le büyüyor, Yunus Emre'yle Aşık Veysel'le Dede Korkut'la büyüyor, opera seyrediyor, bale seyrediyor, bu şehrin çocukları henüz altı yaşındayken İdil Biret dinliyor, Gülsin Onay dinliyor, Genco Erkal'la tanışıyor, Bedri Baykam'la tanışıyor, resim, heykel, müzik, bu şehrin çocuklarının doğal hayatının parçası, tarih şuuruyla büyüyorlar, ağaçla büyüyorlar, hayvan sevgisiyle büyüyorlar, zihinlerine duvar örmeden, çocukluklarını gençliklerini yaşayarak, özgürce büyüyorlar.

Sadece Türkiye'de değil, dünyada bu kadar kısa sürede, böylesine olumlu yönde dönüşen bir başka şehir yok.

İnsana insan olduğunu hatırlatan şehir, Eskişehir.
Başını nereye çevirsen, estetik, güzellik.
Başını nereye çevirsen, yemyeşil.
Elinde fotoğraf makinesiyle dolaş, ağaçsız tek kare çekemezsin.

Vizyoner yurtsever… Varlığıyla onur duyduğumuz Profesör Yılmaz Büyükerşen mucizesidir.

Aklın bilimin kültürün sanatın saygının hoşgörünün vicdanın emeğin bağımsız ruhun neticesidir.

25 senedir Akp zihniyetiyle heba edilen zamanı, heba edilen milyar dolarları düşünün, bir de Eskişehir'i gözünüzün önüne getirin lütfen.

“Belediyecilik bizim işimiz” diyenlerin, 17 senedir devletin bütün maddi imkanlarını kullananların, bakın şu şehrimizi nereden aldık nereye getirdik diye gururla gösterebilecekleri neresi var?

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more