Sözcü Plus Giriş

Tutuklu gazetecilerden ‘Basın Bayramı’ mesajı: Özgürlük yoksa kutlanacak bayram da yok!

Silivri Cezaevi’ndeki tutuklu gazeteciler 24 Temmuz Basın Bayramı ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nde cezaevinden gönderdikleri mesajlarında haksız, hukuksuz tutukluluk süreçlerinin sona erdirilmesini ve derhal özgür bırakılmalarını istedi. Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel, “Olmayan bir şeyin yani basın özgürlüğünün neyini kutlayacağız. Özgürlük olmazsa kutlanacak bir şey de yoktur" dedi. Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ise, "Burada hukuk intikam aracı olarak kullanılıyor" ifadelerine yer verdi. Gazeteciler "Hukuksuzluklara karşı dayanışmayı büyütelim" çağrısında bulundu.

Mert ÖZ
00:02 -

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 24 Temmuz Basın Bayramı ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü'nde tutuklu bulunan gazeteciler Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Muhabir Hülya Kılınç ve Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel ile Silivri Cezaevi’nde görüştü.

Çakırözer aracılığıyla Ağırel, “Olmayan basın özgürlüğünün neyini kutlayacağız. Özgürlük yoksa kutlanacak bayram da yok”  mesajını ulaştırırken, Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, toplumsal muhalefete, aydınlara ve gazetecilere “hukuksuzluklara karşı dayanışmayı büyütelim” çağrısında bulundu. Pehlivan “Öyle bir infaz yasası çıktı ki FETÖ borsasından yargılanan savcılar, hakimler yararlanabilirken biz gazeteciler ve düşünce suçluları yararlandırılmadık. Bunun adı adalet değildir” dedi.

Görüşmelerinin ardından açıklama yapan Çakırözer, “Artık bu demokrasi ayıbı bitmeli. Türkiye dünyanın en çok gazeteciyi hapseden ülkesi olarak anılmamalı. Cezaevlerinde haksız, hukuksuz tutuklu gazeteciler derhal özgür kalmalı” ifadelerini kullandı.

“GAZETECİLER TOPLUMA ÖNCÜ OLMALI”

Tutuklu gazetecilerden Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, dışarıdaki meslektaşlarına Çakırözer aracılığıyla gönderdiği mesajında, “Korksalar da cesaret gösterip yazmaya devam etsinler. Gerçeğin gücüne inansınlar. Gazetecilerin cesaret göstermesi topluma öncü olması gerekir” ifadelerine yer verdi.

“CESARET BULAŞICIDIR, GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYIN”

Pehlivan, Meclis'te görüşülmeye başlayan sosyal medya düzenlemesi ile yurttaşların daha fazla korkutacaklarını söyleyerek, “Toplumu sessizliğe mahkum edecekler. O sessizliğin yırtılması lazım. Bunun için gazetecisi, siyasetçisi, herkesin korkmadan gerçekleri söylemesi lazım. Burada toplumsal muhalefete, gazetecilere, aydınlara büyük görev düşüyor. Cesaret bulaşıcıdır. Dayanışma büyütülmeli” çağrısında bulundu.

“HUKUK İNTİKAM ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

Yaşadıklarının bir hukuk katliamı olduğunu belirten Pehlivan, “Burada hukuk intikam aracı olarak kullanılıyor. Bu ülkede savcı ve hakimler mesleğe başlamadan önce bir ay tutuklu kalarak cezaevlerinde staj yapmalı. Bir hafta bu koğuşlarda kalmalı. Kalmalı ki, tutukluluğa devam kararı aldıklarında insanlar nerede kalıyor, neyi yaşıyor, hangi acıyı çekiyor bunları bilmeli. Öyle bir infaz yasası çıktı ki FETÖ borsasından yargılanan savcılar, hakimler yararlanabilirken biz gazeteciler ve düşünce suçluları yararlandırılmadık. Bunun adı adalet değildir” ifadesini kullandı.

AĞIREL: ÖZGÜRLÜK YOKSA KUTLANACAK BAYRAM DA YOK

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel, Çakırözer aracılığıyla gönderdiği mesajında, “Bugün bayrammış. Ama aynı Abdülhamit dönemi gibi ülkede sansür sürüyor. Olmayan bir şeyin yani basın özgürlüğünün neyini kutlayacağız. Özgürlük olmazsa kutlanacak bir şey de yoktur. Burada bedenimiz tutsak olsa da fikrimiz hür. Bu davadan beraat edeceğime inanıyorum. Hiçbir suçum yok. Bana yaşatılan bu hukuksuzlukları asla kabul etmiyorum” dedi.

KILINÇ: GAZETECİLER DIŞARIDA SESİMİZ OLMALI

Basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda kutlanacak bir bayram olmadığını söyleyen Hülya Kılınç ise, “Bizim yaşadıklarımız umarım gazetecilerin birbiriyle dayanışmasını sağlar. Meslektaşlarımız, bize ve tutuklu gazetecilere daha fazla sahip çıkmalı ve dışarıda sesimiz olmalılar. Ancak bu şekilde karanlıkları aydınlığa çıkarabiliriz. Gazeteciler bu ülkede demokrasi için, halkın haber alma hakkı için öyle bedeller ödemiş ki bizim yaşadıklarımız yanında hiç kalır. Umutsuz değilim, bu zor günleri dayanışma ile aşacağız. Önümüzdeki 24 Temmuz'ları özgürlükler açısından bayram gibi kutlayacağımız bir Türkiye diliyorum” şeklinde konuştu.

ALTAN: YARGIDA KEYFİ UYGULAMALAR SON BULSUN

Çakırözer, Silivri Cezaevi'nde yazar Ahmet Altan ve Mümtezar Türköne ile de görüştü. Altan, Ağır Ceza Mahkemesi'nin kendisini hükümle birlikte serbest bıraktığını hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

* Ağır Ceza Mahkemesi hükümle birlikte beni serbest bıraktı ama hemen yanındaki mahkeme böyle bir yetkisi olmamasına rağmen beni yeniden tutuklattı. Dünyada örneği görülmeyen bu hukuksuzluğu Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Burada bir ilke kararı alınması lazım.

* Böyle keyfi hukuk olmaz. Diğer tutuklu gazetecilerin de denetimli serbestlikten faydalanma aşamasına geldiklerinde bırakılmaması bir başka büyük hukuksuzluk. Cezaevlerinde 4 – 5 yıldır yatan ve denetimli serbestlikten faydalanarak özgürlüğüne kavuşması gereken bir çok gazeteci keyfi bir şekilde bu hakkından mahrum bırakılıyor. Yargıda bu keyfi uygulamaların artık son bulması lazım.

TÜRKÖNE: 17-25 ARALIK SÜRECİNİ ELEŞTİRENLERDEN SADECE BEN TUTUKLUYUM

Yazar Mümtezar Türköne ise, 17-25 Aralık sürecinde yazdığı yazılar nedeniyle 4 yıldır hukuksuzca cezaevinde tutulduğunu söyledi. Türköne, “Yargı kararlarındaki çelişkiyi anlamak mümkün değil. 17-25 Aralık sürecini eleştiren onca insan var, sadece ben tutukluyum. Aynı davadan yargılandığımız, tutuklandığımız Şahin Alpay, Ali Bulaç gibi isimler Anayasa Mahkemesi'nin Genel Kurul'da alınan ihlal kararlarıyla serbest kalırken, benim durumum ne Genel Kurul'da görüşülüyor, ne de oluşan içtihat kararına uyuluyor. Anayasa Mahkemesi sadece gazete yazılarından tutuklama olmaz diyor. Ama ben sadece köşe yazılarım nedeniyle 4 yıldır cezaevindeyim” iifadesini kullandı.

 

 

 

 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more