Sözcü Plus Giriş
UĞUR DÜNDAR

Deprem battaniyesi yağmacıları!..

15 Kasım 2020

Havalar soğudu.

Ayaz bazı geceler İzmir'de bile kol geziyor.

Depremzedeler incecik çadırlarda buz kesiyor.

AFAD, İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Kızılay, büyük şirketler ve hayırsever yurttaşlar, depremzedeleri soğuktan koruyabilmek için yarış ediyor.

Ama bazı yardımlar, dünkü
SÖZCÜ'de okuduğumuz şu haberde olduğu gibi, maalesef kimi gözü dönmüşlerin eline geçebiliyor:

Konak Belediye Başkanı Abdül Batur; “Bayraklı'daki çadır alanında olması gereken AFAD logolu battaniyelerin Basmane semtinde satıldığı ihbarını alır almaz, zabıtalarımızı harekete geçirdik. Dayanışma ve yardımlaşmaya en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde evlerini kaybetmiş hemşehrilerimizin battaniyelerinin, vicdandan yoksun kişilerce satıldığını gördük. Battaniyelerin hepsini aldığımız gibi, zanlılara gereken işlemlerin yapılması için soruşturma başlattık. Depremzede görünümüne girip battaniyeleri toplayan bu kişilerin kimliklerini de polise bildirdik” diyor.

★★★

Bu haberi okurken, bundan 44 yıl önce, Van'da yaşanan 7.0 büyüklüğündeki deprem sonrasında ortaya çıkardığım deprem malzemesi hırsızlığını ve sevgili kardeşim Yılmaz Özdil'in bununla ilgili çarpıcı yazısını hatırladım:

★★★

“1976.

Van depremle yıkıldı. 3 bin 840 insanımız hayatını kaybetti. Türkiye seferber oldu. Ancak, yardımlar yerine ulaşmıyor, adeta buhar oluyordu. Kış bastırmıştı. Kar fırtınasının savurduğu buz tanecikleri suratlara ok gibi saplanıyor, kurtulanlar kurtulduğuna pişman oluyordu.

O zamanlar TRT'de çalışan değerli ağabeyim Uğur Dündar, bu vahim atmosferde Van'a indi, depremin merkez üssü Muradiye ve Çaldıran'a gitti. Manzara hazindi. Kamyon kamyon yardımlardan eser yoktu. Tir tir titreyen çocuklar, ısınmak için koyunlara sarılıyordu.

★★★

Gözleri çukura kaçmış gençten biri yanaştı, selamünaleyküm, aleykümselam, kulağına fısıldadı… Yardımların nerde olduğunu bulmak istiyorsan, Van'a git, Hacı Dodo'yu sor!

Van'a gitti. Eliyle koymuş gibi buldu. Herkes tanıyordu. Müteahhitti. Gerçekten hacıydı. 60 küsur yaşında. Ak sakallı. Bir değil, iki değil, altı defa gitmişti hacca… Hatta, otobüs almış, hacı adaylarını taşıyordu. Dönüşte, yükte hafif, pahada ağır ne kadar kaçak mal varsa, otobüse zulalıyor, yurda sokuyordu. Hacı'ydı ama, Dodo değildi. Lakabıydı bu…

Asıl adı ‘Salih'ti.

★★★

Vaziyet anlaşılmıştı.

Bitirim muhitlerinde büyüyen bi haberci için, bu tipler hiç yabancı değildi. Gitti Hacı'ya… Kendisini Bitlisli müteahhit olarak tanıttı iyi mi! Uğur Dündar, Norveçli gibi adam, Türkçesi desen, pırıl pırıl… Ama, para hırsı işte böyle bi şeydi. Hacı zokayı yuttu. Çünkü, fıldır fıldır dönen gözleri, sözde Bitlisli müteahhidin masaya koyduğu balya gibi cüzdana kilitlenmişti.

★★★

Düş peşime, dedi. Çıkıp az yürüdüler. Bir depoya vardılar. Açmadı depoyu. Arkasına dolandılar, karlar altında bi yığın… Eliyle temizledi Hacı Dodo, üstünde deprem damgası bulunan cillop gibi keresteler göründü. Tadımlık gösteriyordu… Afet İşleri Müdürlüğü'nün gönderdiği yardım malzemeleriydi. Kereste, demir, çimento, çivi, ne istersen, ne kadar istersen, sen paradan haber ver dedi. Peki ya depodakiler? Çadır dedi, battaniye, yiyecek filan…”

★★★

Konak İlçesi'nin başarılı Belediye Başkanı Abdül Batur'un, battaniye yağmacılarıyla ilgili açıklamalarını okurken hiç şaşırmadığım gibi, bir an için Hacı Dodo'yu görür gibi oldum.

Çünkü Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu ne kadar gerçekse, her büyük depremden sonra yardım malzemelerinin birtakım gözü dönmüşlerin eline geçmesi de, o kadar gerçektir!..

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more