Sözcü Plus Giriş
ZEYNEP GÜRCANLI

Gerçek “Mavi Vatan” elden gidiyor…

13 Ağustos 2020

Doların fırlaması, işsizliğin tavan yapması, ekonominin artık yürütülemez hale gelmesinden dolayı olacak, AKP hükümeti yıllardır unuttuğu Ege/Akdeniz'e yöneldi.

Ama hep yaptığını yaptı; burada da Türkiye'nin yıllardır tüm dünya dengelerini gözeterek kurmuş olduğu -her şeyi sadece AKP'liler iyi biliyorlar ya- politikaları teker teker yıktı.

O kadar ki, “mavi vatan” adı altında yutturulan Libya'daki Müslüman Kardeşler bağlantılı hükümete destek operasyonu, Türkiye'nin gerçek “Mavi Vatanı” olan Ege'deki, Doğu Akdeniz'deki haklı davasını sıkıntıya sokmaya başladı.

“Libya'yı kurtaracağız, petrollerin üzerine oturacağız” diye çıkılan yolda, iş Ege Denizi'ni tümden kaybetme aşamasına kadar geldi.

Türkiye Libya'da Müslüman Kardeşler bağlantılı hükümeti kurtarmak için çabalayadursun, bu tarafta Yunanistan Mısır'ı 17 yıldır zorladığı “deniz sınırlarını belirleme” anlaşmasına ikna ediverdi.

AKP HÜKÜMETİNİN İLAN ETTİĞİ NAVTEX, YUNAN-MISIR ANLAŞMASININ KAPSADIĞI BÖLGEDE DEĞİL

AKP hükümeti de baktı ki sıkıştı; hemen “gerilim politikasına” kendini atıverdi. Türkiye'nin güneybatı ucunda, Anadolu'ya en yakın Yunan adalarından olan Meis'in güneyinde “sismik araştırma” için Navtex ilan etti. (Bilmeyenler için navtex uluslararası gemicilikte “uyarı ilanı” anlamına geliyor. Mesela bir ülke denizde bir bölgede yapacağı -tatbikat, petrol arama, sismik araştırma gibi- faaliyetler konusunda bölgede seyreden ve seyretmeyi planlanlayan tüm gemilere uyarıda bulunabiliyor. Türkiye'nin yaptığı da, Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yapacağı bölgeyi işaretleyip, gemileri bu konuda uyarmak).

Ama bu navtex konusunda ilginç unsurlar var;

* Türkiye'nin Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yapması için ilan ettiği navteks'in “Yunanistan-Mısır deniz egemenlik alanları sınırlama anlaşmasına” tepki olarak ilan edildiği gibi bir algı yaratılıyor. AKP hükümeti bu algıyı içerde yandaş basın ve AKP bürokratları aracılığıyla pompalıyor

Ancak gerçek böyle değil.

Aşağıda, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın bu hafta yayınladığı harita var;

Bizzat Dışişleri Bakanlığı'nın yayınladığı bu harita gösteriyor ki, Oruç Reis'in sismik araştırma yapması için navtex ilan edilen bölgenin Yunanistan-Mısır anlaşması ile hiçbir ilgisi yok. Yunanistan-Mısır anlaşması 26-28. boylamlar arasındaki bir bölgede. Ancak Oruç Reis bunun doğusunda kalan bir alanda araştırma yapacak.

İÇERİYE ALGI YAPMAKTAN, YUNAN-MISIR ANLAŞMASININ ÇELİŞKİSİNİ ANLATAMIYORLAR

AKP'liler ve yandaşları, içerde kaybettiklerini oy zeminini yakalamak için gerilimi pompalarken, en önemli şeyi yapmıyorlar; Dünyaya Yunan-Mısır anlaşmasındaki büyük çelişkiyi anlatmıyorlar.

Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan anlaşmada Uluslararası Deniz Hukuku'na göre çok büyük bir çelişki var:
Yunanistan anakarası ile Mısır arasında denizden gelen bir komşuluk yok. (Yukarıdaki harita da da bunu görebilirsiniz). Ancak anlaşmaya konu olan “komşuluk”, Yunanistan'a ait Rodos ve Girit adalarının “kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi olduğu” tezine dayanarak oluşturuluyor.

Ancak işin ilginci, Rodos ve Girit'in “kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik alanı” olduğunu kabul eden, buna istinaden Yunanistan'la anlaşma imzalayan Mısır, nedense yine Yunanistan'a ait Meis Adasının kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik alanı olduğunu kabul etmiyor.

AKP hükümeti bu çelişkinin üzerine gitmek, dünyaya bunu anlatıp, Yunan-Mısır anlaşmasının meşruiyetini yerle bir etmek yerine,  anlaşmayla hiç ilgisi olmayan Meis'in altındaki bölgede navtex ilan edip, iç kamuoyuna oynuyor.

NAVTEX NEDEN YUNAN-MISIR ANLAŞMASININ KAPSADIĞI BÖLGEDE İLAN EDİLMEDİ?

Tam bu aşamada da akla şu soru geliyor?

Neden AKP hükümeti navtex'i Yunan-Mısır anlaşmasının kapsadığı bölgede değil de dışında ilan ediyor? Madem gerilim yaratacaksınız, o zaman bunu doğru yerde yapın. Oruç reis'i sismik araştırma yapmaya, hem Yunanlılar'ın, hem de Mısır'ın kendi kendilerine hak iddia ettikleri bölgeye gönderin. Eğer bunu yapmasanız, lafta “yok hükmünde” dediğiniz o anlaşmayı, fiiliyatta meşrulaştırmış olmuyor musunuz?

LİBYA UĞRUNA GERÇEK “MAVİ VATAN” TEZİ NASIL YERLE BİR OLDU?

Mısır ile Yunanistan'ın deniz sınırı anlaşması imzalamasının altında, AKP hükümetinin yaptığı çok büyük bir hukuki/politik/diplomatik hata yatıyor.

Türkiye ne kadar Yunanistan'la olan Ege sorunlarında hep “siyasi çözümden” yana durdu. Bu haklıydı da.

Çünkü eğer “hukuki çözüm” demiş olsaydı, Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi devreye girer, Adalar'ın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi olduğunu kabul etmek zorunda kalırdık.

Türkiye'nin “Ege'de hukuki değil, Ege denizinin kendine özgü yapısı gereği siyasi çözüm” tezine rağmen, AKP hükümeti gitti Libya ile deniz sınırlandırma anlaşması imzaladı.

Bu anlaşmayı da “uluslararası hukuka uygun” diye meşrulaştırmaya kalktı.

Şimdi tüm dünya, madem söz konusu Libya olunca “siyaset” değil, “deniz hukuku” diyorsun, o zaman Ege'de de aynı şeyi uygula” baskısına geçmeye başladı.

Nitekim, Yunanistan'ın tüm ısrarlarına rağmen 2003'ten bu yana deniz sınırlama anlaşmasını imzalamaktan kaçınan Mısır, AKP hükümetinin “uluslararası hukuka göre” tezini dikkat alıp, Yunanistan'la anlaşmaya imzayı attı.

AKP hükümeti kendi eliyle Türkiye'nin gerçek “Mavi vatanı” olan Ege Denizi'ndeki güçlü tezini yıkıverdi.

ŞİMDİ YUNANLILAR DA LİBYA İLE ANLAŞMA PEŞİNDE

Bitmedi;

Libya konusundaki son gelişme, bugünlerde Yunanistan'ın Libya'daki Tobruk Meclisi ile “deniz sınırları anlaşmasını” zorlamaya çalışması.

Tobruk Meclisi, Hafter güçlerinini kontrol ettiği Libya'nın doğu bölgesinde.

Türkiye, Libya'daki Sarraç hükümetini “BM tarafından tanınıyor” teziyle meşrulaştırıyor.

Ancak BM'nin Libya mutabakat hükümetini meşru ilan ettiği 2015 tarihli anlaşmada, aynı zamanda Tobruk'taki meclisin de meşru olduğu kayıtlara geçirilmiş durumda. Yani BM, Tobruk'taki Meclisi de “meşru” kabul ediyor.

Şimdi Yunanlılar, diplomatik oyuna “yandan” girerek, Tobruk'taki parlamentodan bir karar geçirmeye çalışıyorlar.

(Türkiye'nin Trablus'taki Sarraç hükümeti ile yaptığı deniz sınırlarının belirlenmesi anlaşması, sırf bu nedenle “uluslararası anlaşma” olarak değil “mutabakat zaptı” olarak imzalandı. Uluslararası anlaşma olsa, Meclis'in onayı da gerekecek. Tobruk meclisi onay vermeyeceği için “mutabakat zaptı” olarak imza atıldı. Şimdi Yunanistan da, “meşru” Meclis'ten bir karar çıkartarak, buna dayanarak deniz sınırlarını belirlemeye, Türkiye-Sarraç anlaşmasını boşa çıkarmaya çalışıyor. )

YUNANLILAR DA MISIR ANLAŞMASINI “BM'YE KAYIT ETTİRDİ”

AKP hükümeti, Libya'daki Sarraç hükümeti ile imzaladığı mutabakat zaptını “BM'ye kayıt ettirmiş”, ancak bunu iç kamuoyuna “BM onayladı” gibi göstermeye çalışmıştı. Bu algıyı yaratmakta başarılı da oldu.

Ama sıkı durun; şimdi Yunanlılar da aynı şeyi yapıyorlar;

Yunanistan-Mısır anlaşması da -yine sıradan bir işlemle- BM'ye “kaydettiriliyor.” kaydettirmek “BM'nin onayı” anlamına gelmediği için, artık  Mısır-Yunan anlaşması da, tıpkı Türkiye-Sarraç mutabakat zaptı gibi, BM arşivinde “sıradan bir belge” olarak duracak.

Milliyetçilik tamtamları, hamasi nutuklar altında yapılan işte bu;

AKP hükümeti Libya ile yarım yamalak bir anlaşma imzadı. Karşılığında, Türkiye'nin gerçek “Mavi Vatanı”, Ege Denizi, Doğu Akdeniz elden çıkmak üzere.

Hamaset kulağa güzel geliyor olabilir; ama gerçekler Türkiye açısından çok sıkıntılı…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more