Taliban ve kadınlar

Köktendinci Taliban'ın, Afganistan'ın başkenti Kabil'e girmesiyle uluslararası ajanslar ile sosyal medyadan dünyaya akan fotoğraflar, gerçek bir trajediyi yansıtıyordu. Özellikle Kabil Havalanı'nda yaşanan kaos, yüzlerdeki ifade, hareket halindeki uçağa tutunma gibi akıldışı davranışlar, ülkesini terk etmeye çalışanları korkutanın ne olduğu konusunda kuşkuya yer bırakmıyor: Boyun eğmeyenin hayatını yaşarken karartacak bir düzen.

Taliban'ın kadınlar ile kız çocuklarının hayatlarını nasıl değiştireceği, sadece Afganistan'da yaşayan kadın ve kız çocuklarını değil, laiklik kendisi için hayati önem taşıyan herkesi ilgilendiriyor. İlgilendirmeli de.

Taliban sözcüsü Suhail Shaheen'in BBC'ye “Kadın haklarına saygı göstereceğiz” açıklaması inandırıcı bulunmuyor. (İktidar medyası propagandaya başladı bile) Bahsettiği “saygı”nın şeriat kurallarına göre olduğu biliniyor. Bizlere de tanıdık gelen kavramla “takiyye” yani. Uluslararası camiadan kabul görünceye, meşruiyet sağlayıncaya dek farklı bir görüntü sunma gayreti olarak yorumlanıyor. Taliban'ın bugüne kadar kadınlara neler yaptığını en iyi yine Afgan kadınlar biliyor.

Zaten farklı haber kaynaklarından ulaşan bilgilere göre Taliban, Afganistan'ın bazı bölgelerinde yaşayan kadınlara giysilerini değiştirmelerini, çalıştıkları işyerlerine bir daha gitmemelerini emretmeye başlamış bile.

★★★

Afgan kadın hakları aktivisti Seraj Mahbouba'nın TRT World'e bir hafta önce yaptığı yürekli açıklamadan bir bölümü dayanışma duygularıyla paylaşıyorum:

“UTANIN”

Size seslendik, yardım istedik, talepler ilettik, her şeyi yaptık. Umurunuzda olmadı. (…)Tüm dünya liderleri ve tüm dünya, 20 yıldır Afganistan'a yaptıklarınız için utanın. Sizden gerçekten utanıyorum. Bütün dünyaya Afganistan'a yaptıklarını için sizden utanmalarını söyleyeceğim. Neden bunları yaptığınızı anlamıyorum. Sizin piyonlarınız mıyız?

Gerçek olan şu ki; sizden hiç umudumuz yok. Hatta konuşmak da istemiyoruz. Çünkü konuşma zamanı bitti. Bugün Afganistan'da olanlar bu ülkeyi 200 yıl daha geri götürecek. Bunu nasıl aşacağız? Ben bunun düzeldiğini göremeyeceğim, öleceğim. Benden sonraki jenerasyon bile ülkemi olması gerektiği gibi göremeyecek. Gençler gidecekler, göç edecekler. Ne bekliyorsunuz onlardan? Bir daha kalmalarını ve yine savaşmalarını yine yenilmelerini mi? Aptalca bir kararın sonucu olan bir savaş için bir jenerasyon daha feda edeceğiz. Hepimiz yok olana kadar mı?”

Tesla Enerji açıklaması

“Bozkurt'taki HES'in Öyküsü” başlıklı yazıma, HES'i işleten şirketin bağlı olduğu Tesla Enerji şirketinden açıklama geldi. Konuyla ilgili yazılı açıklama yaptıklarını belirten şirket, bir okurumun dile getirdiği “HES inşaatı için dağ yamaçlarının tıraşlanarak gereğinden fazla alanı kapsadığını ifadesi”nin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Yazımda yargı kararının neden uygulanmadığı soruma da şöyle bir cevap veriliyor:

“Ahmet Yanık'ın …(davacı) evi iletim hattı üzerinde kaldığı için projeyi durdurma kararı DSİ ve valilik tarafından getirilmiş, proje güzergahının revize edilmesiyle çalışmalar tekrar başlamıştır. Bu davanın HES'in bütünlüğü ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.”