Krizin geleceği varsa…

2008'de dünyada Amerika kaynaklı bir ekonomik kriz olacağını birkaç yıl öncesinden öngördüğü için Nouriel Roubini “kriz kahini” ilan edilmişti. Nouriel Roubini 1958'de İstanbul'da İran Yahudisi bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmiştir. İktisat doktorasını Harvard Üniversitesi'nden almıştır. NYU'da (New York Üniversitesi) profesördür. Ülkemizi de geçmişte birkaç kez ziyaret etmişti. Ben de onu canlı olarak dinlemiştim. Dr. Roubini, bir ay kadar önce yayınladığı makalesinde “durgunluk içinde enflasyon artışı” şeklinde ortaya çıkacak yeni bir ekonomik krizin kapıda olduğunu yazdı. Bir başka ünlü iktisatçı, Harvard Üniversitesi'nin eski “çapkın” rektörü ve eski Amerikan hazine bakanlarından Larry Summers da aşağı yukarı Roubini gibi düşünüyor. O da bir kriz beklentisi içinde. Ancak bir “finansal kaynaklı iktisadi krizin” (tüm krizler “reel olmayan/finans” sektöründe başlar zaten) gelmekte olduğu öngörüsüne pek çok ağır sıklet iktisatçı katılmıyor. 1993-1997 yılları arasında Çin Devlet Planlama Örgütü'ne makro ekonomik reformlar konusunda danışmanlık yapan Texas Üniversitesi hocalarından J. Galbraith yazdığı bir makaleyle kriz bekleyenleri “modası geçmiş teorilere saplanmakla” suçladı ve kriz çıkmaz dedi.

KRİZ DİYALEKTİĞİ

Bilimsel yetkinliğinden şüphe duyulmayan ünlü iktisatçılardan bir kısmı kriz beklerken, diğer bir kısmının buna karşı çıkmasına “saf ve bakir Anadolu çocuğunun” aklı basmayabilir. Hatta Güngör Uras'ın Rıza Amcası ve Ayşe Teyze'si “Birinin ak dediğine diğeri kara diyor, biz bu iktisatçıların hiçbirine inanmıyoruz” diyebilir. İktisatçılar, mevcut olguları (düşük faiz, enflasyon, varlık fiyatları enflasyonu, merkez bankası bilançosunun büyümesi, pandemi kapanmaları, devlet yardımları vs.) zihninde belli modele oturtur. Modellerin “statik” tasarımlarında fazla bir fark olmaz. Ancak ekonomi aktörlerinin (merkez bankalarının, hükümetlerin  bankaların, firmaların ve hanehalkının) muhtemel davranışlarını farklı iktisatçılar farklı öngörebilirler. Öngörülen bu davranış farkları da modelin “dinamik” sonuçlarını farklı kılar. Mesela kötü alacaklarını merkez  bankasına devrederek nakde kavuşan ve böylece yeniden kredi verebilecek parasal imkana sahip olan bankalar ne yapacaktır? Kredi musluklarını mı açacak yoksa seçici davranıp, “Kötü müşteriye kredi vereceğime, bilançomu küçültürüm daha iyi” mi diyecektir? Bu iki davranış varsayımı, modelin çıktısını bambaşka iki noktaya götürür. Üstelik merkez bankaları hangi durumda ne tavır takınacaktır? Ya da hükümet (Hazine) gelişmelere seyirci mi kalacaktır? Bunlara dair varsayımlar da kriz kehanetinin belirleyicisidir.

SERVETİ ARTANLARIN DAVRANIŞI

Uzun süredir devam eden düşük faiz politikası, hisse senedi (bizde değil, Amerika'da) ve emtia fiyatlarında balon oluşmasına sebep oldu. Taşınmaz mallar da çok değerlendi. Ortaya müthiş bir kaydi (sanal) servet artışı çıktı. Milyoner ve milyarder sayısı arttı. Bizde de döviz ve altın zenginleri oluştu. Unutulmasın: Ekonomi “talep” atının çektiği bir arabadır. Zenginleşenler, ihtiyatlı olmayı bırakıp, artan servetlerini harcamaya yönelirlerse, kriz-mriz (milli gelir gerilemesi ve işsizlik artışı) çıkmaz. Ama enflasyon küresel planda mutlaka artar. Galiba en kuvvetli ihtimal de budur.

Son söz: Fırsat, riskin içindedir.