Siyasal kavgalar

-Yaşamı ödül ya da ceza yapmak yaşayanın elindedir.-

Toplumsal aydınlığı karartan eylemler, girişimler değişik olaylarla birbirini izliyor. Güç veren, iç açan, mutluluk ve güven esintisi etkisiyle insanı gönendiren bir ışık görülmüyor. Siyasal kuruluş ve görüş ayrılıkları yurttaşlık bağlarını da olumsuz etkilediğinden dayanışmanın yerini karşıtlık almış durumda. Yakınlığı anlatan hemşerilik, dostluk, akrabalık, arkadaşlık ilişkilerini yıkıma uğratan siyasal bölünmeler ülkemizin toplumsal yapısını da olumsuz etkiliyor. Kimileri değişik yakınlık bağlarını unutuyor, ilgisizlik bir yana yıkıcı karşıtlıklar sergilemekten uzak kalmıyor. Yaşam bağlarını etkisiz ve geçersiz kılarcasına gülümsemenin yerini, yokluğu bile içeren ters ve kötü bakışlar alıyor.

Uygar yaşamın tüm öğelerine ve gereklerine aykırı çağdışı yaklaşımlarla birbirini kötülemeyi geride bırakan yadsımalar yaşamı karartıyor. Birbirinin yokluğunu isteyip dileyecek kadar aşırı, insanlıkdışı düşmeyi kendine yakıştıranlar tüm insanlık gereklerinin dışında kalıyor. Özellikle siyasal alandakilerin bu çirkinliği, insanı utandıracak düzeyde sürüyor. Siyasal katlar ve yetki düşkünlüğü ne ise birleştirici olmaktan çok ayrımcı etken olarak sürüyor. Oysa, toplumsal yaşamın yakınlık çizgileri insanı her yenden güçlü kılan değerlerdir. Karşı partide, değişik ya da ayrı anlayışta olmak hoşgörülüp doğal karşılanacak yerde nedense kıyımı da kapsayan karşıtlık olarak sürdürülüyor. Uygar yaşama tümüyle aykırı bu gerici, ilkel anlayış o kadar yaygın ki sorsanız kimlerin benim yok olmamı isteyecek kadar bana karşı olduğunu saptayabilirsiniz. Düşüncelere, görüşlere, tutumlara ve davranışlara karşı çıkmakla yetinmeyip yok olmayı isteyecek kadar acımasız, sert ve ilkel duruma düşmek, insanlık gereklerini de yadsımaktır.

Ülkeyi, devleti, ulusu, ilkeleri, değerleri, varlıkları savunmak birbirine karşı olmayı asla gerektirmez. Parti değişikliği karşıtlıklara neden olmaz. Ülkeye hizmet için devlet görevi yarışması siyasal düzey, terbiye ve olgunluk gerekleriyle kotarılır. Birbirinin görüşüne, tutumuna karşıtlık ve düşmanlık nedeni olamaz. Uygar yaşama aykırı tutum ve davranışların ağır eleştirilere konu olması kaçınılmazdır. Yaşamı karartan durumlar bağışlanamaz. Birlikteliği ve dayanışmayı yadsıyan anlayış çağdışıdır. Bu yönde sık sık karşılaşılan çirkinlikler yaşamı gölgelemektedir.

Kötü siyaset öyle kişileri öyle yerlere taşıdı ki toplumsal değerlerin yadsındığı izlenimini veren bu işlemlerle ilkeler yadsınırcasına savsaklandı. Ulusal yaşam yaralar aldı. Koyu partizanlıklar ulusu ayrıştırdı. Karşıtlıklar düşmanlığa dönüştü. İnsanlar elsıkışmayı, selamlaşmayı, hatır sormayı, hatta akrabalığı gözardı etti, unuttu. Sorular ve eleştiriler temiz dille değil, ağır suçlama biçiminde olunca karşıtlık temel alındı, yanıtlar da buna göre verilir oldu. Açıklama, aydınlatma, yanıtlama değil, karalama ve yıkım amaçlanıyor. Uygar bir tartışma, görüşleri paylaşma ya da geçersiz kılma değil “ağız dalaşı” denilen saldırgan sözler, aşağılama ve suçlamalar yeğeleniyor. İnsanlık ve uygarlık gözardı edilirse hiçbir değer ve ilke korunamaz, savunulamaz.